Ahmet Türk’ü tanımayan yok gibi, bu satırların yazıldığı sırada Demokratik Toplum Parti’sinin ( DTP) Kongresi ile sade bir Milletvekili olarak siyasi yaşamına devam edecek. Tanışmamız uzun yıllara dayanıyor. HEP’in kuruluşundan beri bazen birlikte bazen de aynı kulvarda, ama başka noktalarda mücadele verdik. Bir gün Kürdistan Sürgün Parlamentosunun Brüksel’deki binasında bir salonda sohbet ederken söz ona gelmişti. “Ahmet Kürttür, ulusalcıdır, her şey yapar ama ne Kürtlüğü ne de bizi satmaz.” Tam cümle bitmişti ki, Ahmet içeri girdi. Hoş beşten sonra, “Ahmetçiğim vallahi sen içeri girmeden biz seni çekiştiriyorduk” dedim. Yokluğunda ne konuştuğumu da kendisine söyledim:
‘’Aman ağabey, ne yaparsan yap ama benimle ilgili yazı yazma” dedi ve güldü.
Gerçekten de Ahmet’le ilgili ilk yazımı yazıyorum. Uzun uzadıya mücadele yıllarımızı anlatmayacağım. O uzun bir tarihi süreçtir. Demokratik Toplum hareketi başlayınca, adı konulunca, iki kişiye telefon ettim, biri Ahmet Türk, biri de sevgili kardeşim Murat Bozlak’tı Ahmet Qasri Gonca şatosundaydı. Hal hatır sordum:
‘’Ahmet aman bu hareketin uzağında dur, sen ilerisi için çok lazımsın, gelişmeler başka türlü olacak. Kürtler artık yurtsever, demokrat, batıcı ve liberal bir alternatif bulmak zorundalar. Demokratik Toplum Hareketi gittikçe daralan bir pozisyona düşecektir.”
Bana söylediği şey şuydu:
‘’Ağabey ne yapalım, başka alternatif yok’’
O zaman Parti Başkanlığına talip olduğunu anladım. Başka bir şey söylememe gerek kalmamıştı.
Murat biraz daha söylediklerime hak vermiş biraz da uzaklaşmıştı. Hareket Partiye dönüştü, adı da DTP oldu. Uzaktan değil, yakından imkanlarım dahilinde partiyi izlemeye çalıştım. Parti içi çalkantılar sürüp gitti. Tabir caiz ise yurtseverlerimiz bu partiden uzaklaştı, parti militanlaştı. Genel seçimlerde Ağrı, Erzurum, Erzincan, Kars, Bingöl Maraş, Antep gibi illerde milletvekili çıkarmayışı ve Kürdistan’da A K Partiden daha az oy alması yanlışlıkları ve parçalanmayı ayyuka çıkardı. Kimine göre günahkar, Milletvekili belirleme komisyonuna el koyan cezaevi kadrosu, kimine göre de Batıdan sömürge Kürdistan’a getirilen ithal adaylardı. ( Hani meşhur kardeşleşme uyutması var ya). Her ne ise o süreç aşılmış ve yirmi vekil ile meclise gelinmiştir. Gelenlerin hali pürmelalini de de her kes görüyor.
Ahmed’e gelelim; Nisan-Mayıs ayında Güney Kürdistan’a gelmişlerdi. Yanındakiler pek beni alakadar eden kişiler değildi. Nezaket gösterip beni aradı, Mam Celal’ın sağ kolu Sadi Pire’nin evinde öğle yemeği yedik. Sonra merhum Sami Abdurrahman parkına gittik. Yanımızda Kuzey Kürdistanlı bir Kürt siyasi partisinin genel sekreteri de vardı. Müsaadesini almadığım için adını yazmıyorum. Kısaca Politika konuştuk.
“Yarın ki genel seçimde birileri, Milletvekili olacakların listesini getirip senin önüne koyacaklar, sen ne yapacaksın ?”Diye sordum.
“Öyle olursa ceketimi alır giderim” dedi.
“Sen gidemezsin, gitsen on kat daha büyürsün, ama gidemezsin, keşke gidebilsen,” dedim
“Ağabey, sen Parlamento başkanlığını yaptın, bu yapı budur, sen bu yapıyı tanımıyor musun?” dedi.
O zaman da bir milletvekilliğine fit olduğunu anladım.
“Uzun erimli davalarda tarih insanı suçlar. Doğru hareket etmediğinizi anladım. Evet bu yapıyı tanıyorum, hem de en iyi şekilde: DEP’te de öyle olmuştu. Yaşar Kaya geçiş döneminde parti kurucu Genel Başkanlığı yapmış ama ‘şimdi hak gelmiş batıl zail olmuştu’ diyen Erbakan’ın söylemi yerine oturmuştu. Senin de akıbetin böyle olacak demiştim,”
Bugün aynı film yeniden oynatıldı. Bu konular bir köşe yazısına sığabilecek konular değil. Esasında Kürt legal hareketine el koyanlar Kürtler için yeni bir demokratik adresin ortaya çıkmasını istemezler. Bu bir atraksiyondur, Esasında Diyarbakır’da yapılan Demokratik Toplum Konferansını yazacaktık, ama Kongre ile Ahmed’in durumu öne geçti. Bu toplantı ve sonuç bildirgesi Kürt sorunun toprağa gömülmesidir. Bu toplantı en ince teferruatına kadar irdelemeye değer. Buna tabandan gelen istekleri Kongreye taşıyan bir toplantı süsü vermek aldatmacadır. Kuzey Kürdistan’daki hareketinin bittiğinin ilanıdır. Ortadoğu Bu kadar zelzeleye uğramışken, Kürtler çeşitli tehlikelerle karşı karşıya iken, Kürtleri Kemalizme entegre etmenin imkansız olduğu çok yakında görülecektir. Güney’i İsrail ilan etmenin, orada bir ihanet devleti kuruluyor, onlar Emperyalizmin uşağıdırlar demenin iflası ortaya çıkmıştır, yanlış yapanları da, Kürtlüğünde şu anda Güney koruyor. Güney Kürdistan artık uluslar arası bir güçtür. Zaman görmeyenleri tekzip etti.
Yazar: Yaşar Kaya
Tarih: 2007-11-08