peşmerGErilla

Küçükken, sabahları erkenden kalkar, kahvaltımızı yapar ve okul yoluna dökülürdük. Şehrin Arap mahallelerinden birinde oturuyorduk ve yol, bu eski mahallenin ara sokaklarından kıvrılarak ilerlerdi. Bir iş pasajı vardı okula varmadan. Pasajın girişinde bir demirci. Eski usül, elle işletilen deri körükle fırınının kızdırıldığı bir dükkandı. Körüğe asılırdı çırak ve bir iki yüklendikten sonra, ocağın derinlerine gömülü demiri maşasıyla tutup çıkarır, örsün üzerine koyardı. Çırak tutar, ustası vururdu. Ustası çevirir, çırak vururdu. Bize, bu büyüleyici manzarayı izlemek düşerdi. Kızmış demire inen balyoz, etrafa şavkan yaldızlar, fırının sıcaklığı... Kamaşırdı gözlerimiz, kamaşırdı aklım.

‘Demir tavında gerek’ sözünü , o demircide, inip kalkan o balyozlar öğretti bana.

Demir tavında olmadıktan sonra siz istediğiniz kadar vurun...

İşe yaramaz iki külüstür demir parçası alınız mesela. örs olarak kullanabileceğiniz bir zemin üzerinde sert ve ağır bir cisimle üstüste koyduğunuz bu iki demire vurun vurabildiğiniz kadar. Kuvvetle vurun, var gücünüzle vurun, uzun uzun vurun. Hiçbir şey geçmeyecektir elinize. Demir parçaları gittikçe yassılacak, inceleceklerdir ama asla ‘yek’ olmayacaklardır.

Oysa bir de fırına koyun onları. Maden kömürlü fırına. Körükleyin fırını. Dalsın oksijen fırının ciğerlerine ciğerlerine. Kızsın kutsal ateş kızabildiği kadar. Sonra sokun aynı demirleri bu kızgın fırının ortasına. En ortasına: savaşın en kızgın olduğu yere. Körükleyin var gücünüzle. Kızsın kızabildiği kadar ateş. Çıkarın sonra demirleri, indirin örsün üzerine. Vurun.

Vururken demire,
Kawa gelsin aklınıza,
Dehaq gelsin..

Vur ha vur, vur ha vur...

Sonra tekrar közün içine atın demirleri,
Asılın körüklere
,
Kızdırın ateşi
iyice.

Sonra tekrar örsün üzerine...

Siz vurdukça tavına gelmiş kızgın demirlere,
geçecektir biri diğerinin içine
.
Siz kızdırdıkça
,
ve vurdukça,
daha çok kaynaşacak
onlar

kızdırın ve vurun,
kızdırın ve vurun.

İki demiriniz,
varsa pasları atarak onları üzerlerinden,
tek demir olacaklar.

İki böyle bir olur,
üç böyle bir olur,
dört böyle bir olur
...

* * *

Bir taraftan İran vuruyor;
“Vur ulan vur” diyor, yaşlı dağlar...

Bir taraftan Türkiye vuruyor;
Vurun ulan vurun” diyor, heybetli dağlar

Son yüzyılda,
son ikiyüzyılda,
son üçyüzyıld
a,
son dörtyüzyılda... yok edemediniz Kürdü, kıramadınız soyumuzu, sökemediniz bizi dağlarımızdan.
Vurun bugün
.

Elinizden geleni ardınıza komayın.
Ne hüneriniz varsa gösterin.
Vurun.
Siz vurdukça ‘yek’ olacağız biz;

kızdık bir kere,

tavımızdayız.
Vurun.

Siz vurdukça kaynaşacak birbirine Zağrosların “asil çocukları”. Siz vurdukça unutacağız ayrılıklarımızı. Siz vurdukça anlayacağız size ne kadar uzak, birbirimize ne kadar yakın olduğumuzu. Siz vurdukça hatırlayacağız Kürdlerin yek kavim, Kürdistan’ın yek ülke olduğunu.

Siz ayırdınız bizi kardeşlerimizden ve siz ahmaklar kavuşturacaksınız bizi birbirimize.

Vurun.

Siz vurdukça adam olacak bizim eşşekler,
ve siz vurdukça haykıracağız
vatan diye.

Vurun,
g
ün sizin gününüz
ve vurmazsanız namussuzsunu
z.

Vurun.

Biz ki Kawa’nın torunlarıyız, siz vurdukça kızıyoruz ve saldırın bugün bize. Saldırın ki er meydanı olsun ellerinizle yarattığınız ‘cahş’ meydanı. Saldırın ki tek gövde olsun Medlerin torunları: daha maguların alınacak intikamı var bu topraklarda.

* * *

“Ezdan’ın çocukları” diyor Cudi, Ararat’a,
“Ezdan’ın çocukları
,
şaha kalkmışlar
.
Ezdan’ın çocukları
,
tekrar biraraya geliyorlar,
ezilen gururları için ayaklanıyorlar
.
Silkinmişler üzerlerindeki ölü toprağını”

* * *

Zağrosların asil çocuklarıyız,
Yükseklerde uçan kartalız
;
Düşkünleriz biz,
Kürdistan düşkünleri:
Ehmedé Xane’nin özgür Kürdistan düşünün ardına düşmüş

romantikleriz.

Gerillayız biz,
peşmergeyiz.
Vurun siz,
vurun
ahmaklar;
vurun ki peşmerge bitsin
v
urun ki gerilla bitsin.
Vurun ki peşmerGErillanın çağı başlasın
.

Vurun.
Vurmazsanız namussuzsunuz.
Vurun,
t
avımıza geldik.


Yazar: Mehmed Alî Husêdin
Tarih: 2007-10-19


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1126