Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu yapıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi seçimi boykot etti. MHP, seçim öncesi müstakbel koalisyon ortağı CHP ile neden aynı boykot taktiğini izlemedi?
Oylama yapılırken TV ekranlarına konuşan MHP’lilere bakılırsa onlar, Cumhurbaşkanlığı seçimini tıkamamak için oturuma katıldılar. Bu sonradan uydurulmuş bir yalandır.
MHP’nin boykot yoluna başvurmamasının biricik nedeni, DTP’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde Meclis’e girme kararıdır. Bilindiği gibi, bu gerçek, en yetkili MHP ağızlarından, “AKP’yi DTP’ye muhtaç etmemek” gerekçesiyle açıklandı.
Bu da gösteriyor ki, DTP TBMM’ye girdiği ilk günden başlayarak, sınırlı sayıdaki gücüne rağmen, Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde olumlu bir rol oynamaya başlamıştır. DTP’nin gücü sadece parlementoya soktuğu az sayıdaki parlementerle değerlendirmek büyük bir hata olacaktır. DTP’nin arkasında özgürlük arıyan Kürt halkı vardır. DTP bunun farkındadır ve gücünü buradan almaktadır. Herkes bilmelidir ki, askeri vesayet rejimine yaslanarak demokratik adımların önünü kesmeye kalkacak olanlar, bundan böyle DTP’nin tutumunu hesaba katmak zorunda kalacaklar. Ya demokratikleşmenin onurunu DTP’ye bırakmamak için DTP gibi hareket edecekler, ya da demokratikleşmenin bütün onurunu DTP’ye teslim ederek halktan uzaklaşacaklar.
Birinci sonuç bu.
Belli ki DTP grubu birinci turda Abdullah Gül’e oy vermedi.
DTP neden A.Gül’ü desteklemedi? DTP’nin haklı gerekçeleri var. Diğer destek vermeyen partilerin tam tersine DTP, AKP’nin ve Gül’ün askeri vesayetçilerle uzlaştığı ve Kürt sorununda çözümsüzlük siyasetinde ısrar ettiği için Gül’e oy vermedi. A. Gül bir yandan “herkesin Cumhurbaşkanı olacağım diyor” diyer yandan Kürt sözcuğunu bile telafuz etmekten çekiniyor. A. Gül DTP grubunun oyları bir ateş topu gibi olduğunu biliyor. Tutanın elini yakacağını biliyor. Onun için Kürtlerden söz bile etmiyor. Bu tutumun anlamı “koşullu muhalefet”tir. Nitekim DTP sözcüleri, A.Gül’den Kürt sorunuyla ilgili olumlu bir işaret beklediklerini, böyle bir işaret gelmediği için, oylarının olumsuz olduğunu açıklamışlardır.
Bu tutumun CHP tutumundan temelden farklı olduğu açık bir gerçektir. CHP AKP’ye karşı “koşulsuz muhalefet” ediyor. Bu da onun, askeri vesayet rejimine dayanarak hükümeti ilk fırsatta krize sürükleme taktiğinin icabıdır. Bilindiği gibi, CHP 3 Kasım seçimlerinden sonra “koşullu muhalefet” konumuna girmiş, daha sonra askerin tutumuna ayak uydurmuştu.
Geçtiğimiz günlerde F.Koru DTP üzerine yazdığı bir makalede, dolaylı olarak DTP’nin Gül’ü desteklemesini talep etmişti. Bunu yapmayan DTP’nin CHP ile aynı tutumu paylaşacağını da iddia etmişti. Koru’ya göre, AKP pek çok dikenli konuyu çözecekti. DTP bu çözüm sürecinin içinde mi, yoksa dışında mı kalmak istiyordu? Sorduğu soru buydu. Ona göre DTP, bazı “dikenli” konuları zamanından önce gündeme almamalıydı.
Koru, “dikenli konuların” çözüleceği öngörüsünde bulunsa da, henüz ortada bunu doğrulayacak herhangi bir belirti yok. O nedenle Koru, DTP’den “koşulsuz destek” talep etmiş oluyor. Böyle bir “koşulsuz destek” mümkün değildir. Koru, gerçekten DTP grubundan A.Gül’e oy vermelerini istiyor mu? Koru bu politik tavra oy vermediklerine şükkür etsin. O nedenle DTP grubunun birinci turdaki oyları “koşullu muhalefet” oyları olarak yorumlanmalıdır.
Şu da tartışılabilir: DTP Gül’e olumlu oy verseydi, bu nasıl yorumlanabilirdi? Bence böyle bir durumda bu oylar, AKP’ye, ya da Gül’e destek anlamına gelmezdi. Seçmen iradesini hiçe sayan askeri vesayet rejimine ve onun Kürt sorununda çözümsüzlük siyasetine karşı kullanılmış oylar olarak yorumlanırdı. Sonuçta elbette Gül desteklenmiş de olurdu. Ama bu destek, “asılan adama ipin verdiği destek” anlamında bir destek sayılırdı. DTP oylarıyla seçilmiş bir A.Gül, bizzat A. Gül için bile pek istenir bir şey değildir.
Kısaca nereden bakılırsa bakılsın, DTP Grubu şu ya da bu yönde bir adım attığında anlamlı bir adım atmış olmaktadır. Bu da Kürt özgürlük hareketinin muazzam gücünün bir yansımasıdır aslında. Kendine güvenen bu hareket her türlü esnek taktiğ uygulayabilir. Göreceksiniz. Yakındır…
Yazar: Ömer Ağın
Tarih: 2007-08-22