Bu yazı tarihe bır nottur

TÜRKİYE PARLAMENTOSU ZEHİRLİ AKRAPLAR YUVASIDIR

Tarihe bir nottur bu yazı.

Tarihe bir nottur bu yazı.

“Tek bir seçmen bile etkilense, ne mutlu bana” demeyeceğim. Çünkü şu sayı meselesini hiç mi hiç önemsemiyorum.

DTP’den 40 veya 10 milletvekilinin seçilmesi, genel durumu değiştirmez. “Kürt sorununun çözümüne” “büyük katkılar” sunmaz. TC parlamentosunda grup kurabilme sayısına ulaşmanın da önemi fazla değildir. Nedenleri çok açık ve basittir; Türk askeri ve siyasi yönetimi, kendi oyun alanında DTP’ye, yani Kürtlere siyaset yaptırmaz. Bir arkadaş geçenlerde bu sitede benzer düşünceler dile getirmişti. Seçimden sonra bizim milletvekillerinin başına gelecekleri de öngörmüştü. Haklıdır, tarih onu doğrulayacaktır.

DTP şemsiyesi altında siyaset yürüten Kürt kardeşlerimin seçilmesini yürekten istiyorum. Türkiye vatandaşı olsaydım, kayıtız-şartsız “Bin umut adayları”ndan seçim bölgemden olan kimse, ona oy verirdim. Ateşli ve güncel oyun zemininde geride kalan diğer tüm “Kürt düşmanı” partilere oy veren her bir Kürdün annesinin namusunu beş kuruşa satan birer şerefsiz olduğu bizim kitabımızda çivilerle taşlara kazılıdır.

“Kürt düşmanı” partilerden aday gösterilen iyi insanlar, hatta iyi insan olan Kürtler yok mudur? Vardır. Ne var ki, onlar bizden değildir. İyi insan olsalar bile, Kürt olsalar bile “Kürt dostu” değildirler.

Bu argüman yetmez mi? Yeter, artar bile. Gerisi oy verenlerin vicdanına ve şerefine kalmış.

Bazı kardeşlerim, DTP’nin “bağımsız adaylarının” tamamının “Kürt dostu” olmadığını iddia edebilir. Filankes, diye isim de zikredebilirler. Haklı olabilirler.

Bakın, “oyun” dedim yukarıda. Seçim bir oyundur; siyasal bir oyun. Sınırlı da olsa ulusal kadere yansıyan bir oyun. Bu oyunda kimden yana taraf tutacağız? Kürt safında sıralananlara mı (bize göre, iyi veya kötü olabilirler), Kürt karşıtı saflarda el-etek duranlara mı (onlar da iyi veya kötü olabilirler)? Kürtler adına yola çıkanlara mı itimat göstereceğiz, Kürt düşmanlarına mı oy vereceğiz? Mesele, bu!

Ulusal çizgiler bu kadar belirginken, Kürt düşmanı AKP, CHP, DP... saflarından kendini aday gösteren bir Kürt kadar, ona oy veren bir Kürtün de “şeref anlayışını” sorgulamak gerekir.

DTP sevilmeyebilir. Bu parti, sevmediğiniz Abdullah Öcalan’ın belirlediği çerçeve dışına çıkmakta zorlanabilir, bizim doğru bulduğumuz siyasal anlayışları savunmayabilir, PKK’nin yıllardan beri mücadele ve kanla oluşturulan oy potansiyelini pervazsızca kullanmış olabilir, yapabilir… edebilir… Onlar Kürdün sesi ama; cılız sesi, bozuk sesi… Sesi ama.

İyi Kürt, DTP ile AKP… arasında seçim yapmaz. Böyle bir seçim yapmayı düşündüğü andan müfteridir.

İyi Kürtsün, DTP’yi beğenmiyorsun, hatta nefret ediyorsun. Olabilir. O zaman bu seçimde OY’unu içine gömüp, DTP’den daha iyi bir Kürt siyasal oluşumu yaratmak için kendini mücadeleye hazırlayacaksın. Kürtçe, Erkekçe, Kadınca tavır olur bu.

Erdoğan (AKP) kimdir? Kürtlerin örtülü düşmanı! Baykal (CHP), kan düşmanı, Ağar (DP) tescilli düşman, Bahçeli (MHP), insanlık düşmanı… Geride kalanların da hediyelik olmadıklarını biliyoruz.

Bu seçim Kürtlerin seçimi değil. TC, Kürtlerin olmadığı kadar açıktır bu. TC’nin kendine “Ne mutlu Türküm” diyen vatandaşlarının seçimidir bu seçim. Bizler Kürtler olarak TC’ye ve onun seçimine bir yerlerden yamanmak istiyoruz. Yamanmak iyi bir şey değil, ama TC’ye; zehirli akreplerin yuvasına çomak sokmak iyi bir iş olur… Kendilerini ısırırlar sonunda. Yapmamız gereken de budur.

TC yönetimine gelecek hiçbir Türkiye vatandaşı veya partisi Kurt sorununu çözemez, sorunun ismini dahi koyamaz. Türkiye’nin siyasal yapılanması incelendiğinde bu gerçek açıkça gözler önüne seriliyor.

Ankara, hala Kürtlerin annesini bir süre daha nasıl belleyeceğinin peşindedir. Seçim meydanlarında naralar atan “ılımlı” Erdoğan’dan, “faşist” Bahçeliye kadar tamamının söylemi bu yönde. Bir de asker var.

Aslında bunlar güncel tartışmalar…

Esas olan şunlardır:

  1. Kürt sorunu Ankara merkezli bir siyasal anlayışla çözülemez, sorunun ismi dahi konulamaz.
  2. Kürt sorununun çözümünü Kürtler farklı, Türkler farklı algılamaktadır. Bu günden yarına değişecek bir algı değildir bu; tarihsel, manevi, kültürel… kökleri vardır.
  3. Kürtler açısından TC’de Kürt sorunun çözümü, bağımsız siyasal irade ve yönetime kavuşmaktır.
  4. Türkler açısından Kürt sorunun çözümü, Kürtlerin tamamını “ebediyete kadar sürecek TC’nin” boyunduruğunun yumuşaklığına inandırmaktır.
  5. Türkiye’ye demokrasi gerklidir. Demokrasi, tüm devletlere gerkli bir enstitü, hatta yaşam biçimidir. Fakat mesele şunda ki, Kürt sorunu demokrasi ile çözülemez, çözülmeyecektir. Çünkü bu sorun çokça anlatıldığı gibi demokrasi sorunu, Türkiye’nin demokratikleşmesi sorunu değildir, ondan öte bir anlam taşımaktadır. Ulusal bir sorun; bir ulusun kendini tanımlama, yaşatma, yönetme, geleceğe taşıma sorunudur. Türkiye, Kürtlerin kendilerini yönetmesini kabullenme düzeyine kadar demokratikleşemez.
  6. Hiçbir ulusal sorun demokrasi ile çözülmemiştir. Ulusal sorunumuzu demokrasi zemininde çözmeye Türkler kadar Kürtler de hazır değildir. Her iki milletin kendini buna hazırlaması için dünyamızın ömrü yetmeyebilir.

Ben kırılmalar bekliyorum şahsen. Bölgede çıkacak velveleler, yaşanacak siyasal altüst oluşlar sorunumuzun çözümüne kapı aralayabilir.

Son cümle yeni seçilecek “Bin umut adayları” milletvekillerine bir rica ve hatırlatmadır:

Halkımız ve tarih karşısında büyük bir sorumluluk üstlendiniz. Allahı seversiniz, sözde “politik davranarak”, “en iyi Atatürkçü bizleriz” demeyin! Buna benzer sözler de söylemeyin. Zaten içinize de sinmez. Ehmedê Arif’in (Ahmet Arif) değimiyle “Tuzumuza ve ekmeğimize göz koyanlara” da yutturamazsınız. “Temel öğrenim okullarda ve üniversitelerde Kürtçe eğitim görülsün” deyeceğiniz andan Sizler, Atatürk’ün de, cumhuriyetin de düşmanları olarak yansıtılacaksınız. Zaten şimdiden sizi düşman biliyorlar. Sizi düşman olarak görenlerin kapısına Kürtçe, Erkekçe, Kadınca gedin. Gediş ve ilk duruş önemlidir. Gerekli duruşu kendi iradenizle gösterebilirsiniz. Çıkışsa iradeniz dışında gelişebilir.

Zaten kendini ısıran zehirli akraplar yuvasında yapacak bir işiniz de kalmayacaktır.


Yazar: Hejarê Şamil
Tarih: 2007-07-20


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Kurdistan-Post.Org (Com) Kürdistan'in Özgür Sesi
http://www.kurdistan-post.com

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.kurdistan-post.com/modules.php?name=Niviskar&op=viewarticle&artid=1028