İyi ki Uğur Yücel var Gönderen Hasan Tarih: Perşembe, 21. Ekim 2004 (133 okunma) KonuKültür-Sanat
İyi ki Uğur Yücel var
Murat Çelikkan
Sinema filmi yapmanın ne belalı bir iş olduğunu bilenler bilir. Bir kere işe, ortada talebi olmayan bir ürün yaratmakla başlarsınız. Öyle ya, sizin anlatmak istediğiniz öykünün, çekmek istediğiniz filmin, 'Niye çekmedin, biz bekliyorduk' diyecek müşterisi yoktur. Sonra, sonsuz sayıda değişkenin doğru zamanlama ve doğru bileşimle bir araya getirilmesi işi başlar. İyi öykü, iyi ve doğru oyuncu seçimi, iyi görüntü yönetmeni, ışıkçı, sesçi, teknik ekip, projeyi gerçekleştirecek doğru yapım ekibi. Filmi, insani olmayan çalışma koşullarında çektikten sonra, yeni bir serüven başlar. Post prodüksiyon acısı. Kurgu, miksaj ve baskı aşamaları. Bitmez, ortaya çıkan ürünü doğru zamanda, doğru dağıtımcıyla, iyi anlaşma yaparak piyasaya sürmek ve tanıtmak gerekir. Bunların hepsi birbirlerinden farklı, ama bir filmin başarısı için önemli aşamalardır. Bunlara bir de, Türkiye'de bir sinema sektörü olmayışını da ekleyin. Film çekecek parayı bulmak, deveye bir değil yedi hendek atlatmayı gerektirir. Bu uğraşın sonucunda, bir filme verilmiş emekle zerre kadar ilgilenmeyen sinema seyircisi, 'Beğendim' ya da 'Beğenmedim' der ve bir filmin yazgısını belirler. Yönetmenin ve yapımcının yeni bir film çekip çekmeme şansı, çoğunlukla seyircinin beğenisine bağlıdır. Bu koşullar altında sinema filmi yapmaya soyunanlara deli gözüyle bakmak gerekir. Bu, akıl işi değildir. Bir tutku işidir. Bir öykü anlatmak isteyen, bunu paylaşmak isteyen bir insanın tutkusu. Uğur Yücel, sanatla uzun ilişkisinde hep tutkulu oldu. Tiyatrosunda da, müziğinde de, oyunculuğunda da. Çektiği ilk uzun metrajlı filmi, 'Yazı Tura' da bir tutku işi. Yaşıtım Yücel, bu ülkenin darbeler ve savaşlarla yaşanmış tarihinin bir aktörü ve tanığı. Bu filmi 'kendinden ne çıkacağını görmek için' çekmiş. İyi ki de çekmiş. Filme birçok itirazınız olabilir. Ama soluksuz seyretmekten kendinizi alamıyorsunuz. Güneydoğu'da savaşıp memleketine dönen iki askerin öyküsü, bu topraklarda kimsenin pek görmek istemediği, üzerine konuşmadığı bir gerçekliğe ışık tutuyor. Sinemanın büyüsünü yakalayarak. Unutamayacağınız kareleri hafızanıza kazımayı başararak. İzleyiciyi fena halde sarsarak. Olgun Şimşek ve Kenan İmirzalıoğlu gibi iki usta oyuncunun varlığına rağmen, standardın çok üstünde bir ekip oyunculuğu tutturarak. İyi ki Uğur Yücel var. İyi ki kendi içine baktığında anlatacak öyküleri, bunları gerçekleştirecek tutkusu var.
Antisemitizm tartışması 117 kişi, 'Yahudilerin baş faili oldukları envai çeşit komplo teorilerini ortaya sürmek sıradanlaştırıldı' diyerek, 'Antisemitizme sıfır tahammül' başlıklı bir bildiri kaleme aldı. Bildirileriyle hepimizi, 'gündelikleşmiş ezberi bozmak için bizim gibi düşünen ve hisseden herkesi sesini yükseltmeye' çağırıyorlar. Söz konusu bildirinin tüm metni, 'Birikim' dergisinin ekim ayı sayısında yer alıyor. Bildiride yer alan "Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk-Müslüman-Sünni olmayan yurttaşlarına karşı düzenlenmiş değişik şiddet ölçeklerinde ayrımcılık, ırkçılık örnekleriyle dolu tarihi, bu ülkenin muhaliflerince sınırlı da olsa irdelenebiliyor, eleştirilebiliyor. Ama antisemitizm parmakla sayılabilecek istisnalar dışında görmezden gelinerek, adı konulmayarak ya da varlığı açıkça inkâr edilerek, karşısında hemen hemen herkesin suskunlaştığı bir konu olmayı sürdürüyor," görüşüne katılamamak mümkün değil. Ancak bildirinin, "Türkiye'de şimdiye kadar hiçbir konuda bir araya gelememiş kesimler, özellikle Irak krizinin patlak vermesiyle başlayan süreçte, İsrail devleti karşıtlığı temelinde ve benzeri görülmemiş genişlikte bir koalisyonda toplanabildi" tespitinde, kötü niyet yoksa bilgisizlik olduğunu teslim etmek gerekiyor. 'Irak'ta savaşa hayır' temelinde bir araya gelinmiş Türkiye'deki en geniş kapsamlı koalisyonun İsrail devlet karşıtlığı için bir araya geldiğini söylemek, fena halde haksızlık olmuş. Antisemitizm ile İsrail devlet politikalarına karşı olunmasının karıştırılması da işin cabası. Yine de bu tartışmanın başlatılması ve ayrımcılığa dikkat çekilmesi olumlu.
RTÜK "Ahmet Kaya" Kasedi İçin Bir Ay Susturdu Gönderen Hasan Tarih: Perşembe, 21. Ekim 2004 (175 okunma) KonuKültür-Sanat
RTÜK "Ahmet Kaya" Kasedi İçin Bir Ay Susturdu
Anadolu'nun Sesi radyosu, Ahmet Kaya'nın "Şarkılarımı Dağlara Söyleyin" kasetindeki bir müzik parçası, Kürt Sorunu ile cezaevi operasyonları ile ilgili yayın nedeniyle bir ay kapatıldı. RTÜK, savunma gönderilmediğini iddia etse de radyoda belge var.
BİA Haber Merkezi 21/10/2004 Erol ÖNDEROĞLUhukuk@bianet.orgBİA (İstanbul) - Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) 30 gün yayın durdurma cezası verdiği İstanbul "Anadolu'nun Sesi" radyosu, Ankara 12. İdare Mahkemesi'nden karar çıkmayınca 18 Ekim gecesi yayınını kesti.
Daha önce radyodan savunma isteyen RTÜK, savunmanın kendisine gönderilmediğini gerekçe gösterse de, radyo yetkililerin elinde savunmanın, 20 Mayıs'ta, posta yoluyla ve iadeli taahhütlü olarak gönderildiğine dair belge bulunuyor.
Radyo avukatı Selçuk Bozaağaçlı, 12 Ekim'de Ankara 12. İdare Mahkemesi'ne başvurarak yürütmenin durdurulmasını istedi ancak mahkemeden henüz bir karar çıkmadı.
"Ahmet Kaya parçası yasak"
Radyo yetkilileri, savunmalarında Ahmet Kaya'nın "Şarkılarımı Dağlara Söyleyin" kasetindeki bir müzik parçası, Temel Haklar ve Özgürlükler Platformu'nun Kürt Sorununa ilişkin görüşü, 19 Aralık 2000 tarihinde yapılan cezaevi operasyonlarının anlatımı ve buna ilişkin görüşlerin suça gerekçe gösterilemeyeceğini belirttiler.
RTÜK, 15 Eylül'de radyoya, "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın" ve "Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlar"a imkan verildiği iddiasıyla 30 gün kapatma cezası vermişti.
Yayınların tümüyle durdurulmasına yol açan 3984 Sayılı "RTÜK Yasası"nın 4. maddesinin (a) ve (b) bentlerinden Ağustos'ta Diyarbakır Gün TV ve Can TV ile Hakkari FM radyosuna toplam 90 gün yayın durdurma cezası veren ve İstanbul Özgür Radyo'yu bir ay susturan RTÜK, son toplantısında aynı cezayı "Anadolu'nun Sesi" radyosuna verdi.
Cezaya, 7 Ekim 2003, 9, 14, 15, 19, 25 Aralık 2003 tarihlerinde yayınladığı "Müzik-Şiir", "Objektif", "Halkın Sesi", "Haber Bülteni" ve "Gün İzi" adlı programlar gerekçe gösterildi.
RTÜK, yayın ilkelerini düzenleyen 4. maddesindeki (a) ve (b) bentlerinden verilen 30 günlük yayın durdurma cezasının tekrarında lisans iptaline gidebiliyor. (EÖ/YS)
Arap Bacı vefat etti Gönderen Hasan Tarih: Perşembe, 21. Ekim 2004 (86 okunma) KonuKültür-Sanat
Arap Bacı vefat etti
Acıbadem Hastanesi’nde tedavi gören usta tiyatro sanatçısı Tevfik Gelenbe (73), vefat etti. Gelenbe, 22 yıldan bu yana genç oyunculara ücretsiz eğitim veriyordu.
Uzun süredir kanser tedavisi gören ve önceki gece sağlık durumunun ağırlaşması üzerine Acıbadem Hastanesi Yoğun Bakım Servisi’nde tedavi altına alınan Gelenbe, dün saat 11.20’de hayatını kaybetti. Türk Tiyatrosu’nun ‘Arap Bacı’sı (Bacı Kalfa) olan usta sanatçı Tevfik Gelenbe, İstanbul’da 1931 yılında doğdu. 1960 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sanat yaşamına başlayan Gelenbe, 1969’da ‘Tevfik Gelenbe Tiyatrosu’nu kurdu. Tiyatroya 44 yılını veren Gelenbe, yaklaşık 22 yıldan bu yana tiyatrosunda genç oyunculara ücretsiz eğitim veriyordu. Gelenbe, tiyatro oyunlarının yanı sıra radyoda yayınlanan ve yıllar sonra televizyon dizisi olarak da çekilen ‘Uğurlugil Ailesi’ adlı eserde canlandırdığı ‘Bacı Kalfa’ tiplemesiyle sanatseverlerin gönlüne taht kurdu. Sevim Gelenbe ile evli olan usta sanatçının, Ecem adlı kızı ile Arkın adında oğlu bulunuyor.
Sanatçı dostları ne dedi
Yıldız Kenter: ‘Çalışkan bir insandı. Kendine has bir tiyatro anlayışı vardı. Acımız büyük.’
Nejat Uygur: ‘4 oyunda birlikte oynadık. Bana çok gülerdi, ben de ona çok gülerdim.’
Gazanfer Özcan: ‘9 yıl birlikte oynadık. Çok sevdiğim bir dostumdu. Beyefendi bir insandı.’
Gönül Ülkü: ‘Şehir Tiyatroları’ndan sonra kendi tiyatrolarımızı kurduk. Kahroluyoruz.’
Levent Kırca: ‘Tiyatroda örnek bir kişiliği vardı. Bir ağabeydi. Tiyatro camiasının başı sağolsun.’
Haldun Dormen: ‘Tiyatromuz önemli bir komedyenini kaybetti. Onu hep arayacağız.’
Müjdat Gezen: ‘1960’ta tanıştık. Bir tiyatrocu, bir Kadıköylü ve bir dost olarak çok iyi insandı.’
Hadi Çaman: ‘Türkiye’ye böyle bir tiyatro militanı bir daha gelmez. Çok üzgünüm.’
Vizontele Tuuba Hollywood'da Gönderen Hasan Tarih: Çarşamba, 20. Ekim 2004 (183 okunma) KonuKültür-Sanat
Los Angeles'ta düzenlenen 8'inci Hollywood Film Festivali'nde ilk kez bir Türk yapımı olarak 'Vizontele Tuuba' gösterilirken, Yılmaz Erdoğan ve Tuba Ünsal galaya katıldı
Meçhulün Faili'nin galası yapıldı Gönderen Hasan Tarih: Çarşamba, 20. Ekim 2004 (68 okunma) KonuKültür-Sanat
Meçhulün Faili'nin galası yapıldı
DİHA/ANKARA
Kürdistan'da yaşanan faili meçhul cinayetleri konu alan, 'Meçhulün Faili' adlı tiyatro oyununun galası yapıldı. Galaya çok sayıda siyasetçi, aydın ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.
Ömer Leventoğlu'nun yazdığı ve Haldun Açıksözlü'nün yönettiği "Meçhulün Faili" adlı tiyatro oyununun galası, önceki gün Ekin Kültür ve Sanat Merkezi'nde yapıldı. Canşenliği Oyuncuları'nın sergilediği oyunun galasına, CHP'li milletvekilleri Orhan Eraslan ve Mustafa Gazalcı, eski DEP milletvekilleri Leyla Zana, Orhan Doğan, Selim Sadak ve Hatip Dicle, DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve partili yöneticiler, KESK'e bağlı sendikaların yöneticileri ile değişik siyasi partilerden temsilciler katıldı.
'Ahmet Kaya Kürt milliyetçisi değil, Türkiyeli bir devrimciydi'... Gönderen Hasan Tarih: Salı, 19. Ekim 2004 (459 okunma) KonuKültür-Sanat
Ahmet Kaya PKK'lı değildi. PKK'lı olduğunu hiç hissetmedim. Ahmet: "Ben bir Kürdüm, bunu yadsıyamam" diyordu. Bir zenci rengini yadsıyabilir mi? Çekik gözlü bir Çinli, kendini yadsıyabilir mi? Tabii ki hayır.