Şair Oğuzcan anılıyor Gönderen Hasan Tarih: Cuma, 29. Ekim 2004 (118 okunma) KonuKültür-Sanat
Şair Oğuzcan anılıyor
Ünlü Şair Ümit Yaşar Oğuzcan, ölümünün 20. yıldönümünde İş Sanat Kültür Merkezi'nde düzenlenecek özel bir geceyle anılacak.
İş Sanat Kültür Merkezi'nde 1 Kasım tarihinde düzenlenecek geceyi, tiyatro sanatçıları Haluk Bilginer ve Derya Baykal sunacak. Gecede Oğuzcan'ın şiirleri seslendirilerek, bestelenen ünlü yapıtlarından örnekler sunulacak. Hamit Kınaytürk ve şairin oğlu, Devlet Tiyatrosu sanatçısı Lütfi Oğuz Oğuzcan'ın girişimleriyle düzenlenen gecenin sanat yönetmenliğini Can Gürzap üstleniyor. Geceye konuşmacı olarak Ataol Behramoğlu, Mücap Ofluoğlu, Demirtaş Ceyhun ve Gülden Avşaroğlu katılacak, Timur Selçuk, Sadun Aksüt ve Emel Sayın şarkılarıyla ünlü şairin ölümsüz yapıtlarını yorumlayacak.
Gecede ayrıca tiyatro sanatçıları Ayşe Lebriz, Taner Birsel, Ayda Aksel, Mehmet Aslantuğ, Tilbe Saran, Selçuk Yöntem, Arsen Gürzap, Cüneyt Türel, Oğuzcan'ın şiirlerini seslendirecek. Rubai ve dörtlükleriyle olduğu kadar, aşkı konu alan şiirleriyle de tanınan şair Ümit Yaşar Oğuzcan'ın yapıtları bugün dek pek çok bestekar tarafından bestelendi ve Türk Sanat Müziği'nin sevilen şarkıları arasında yer aldı.
Zürih'te şimdi de Kürt Kültür Haftası Gönderen Hasan Tarih: Perşembe, 28. Ekim 2004 (190 okunma) KonuKültür-Sanat
Zürih'te şimdi de Kürt Kültür Haftası
ALİ ÖZŞERİK-özgür politika
İsviçre'nin Zürich kenti adeta bir Kürt Kültür Merkezi haline geldi. 1 aydır süren ve büyük ilgi gören Kürt Film günlerinden sonra, Kürt Kültür haftası başlıyor.
Kürt Dernekler Fedarasyonu'na bağlı olarak, Zürich Kürt Kültür Derneği ile İsviçre-Kürdistan Dostluk Merkezinin organize ettiği Kürt Kültür Haftası İsviçreli ve Kürt konuklarının açılış konuşmasıyla 29 Ekim Cuma günü başlıyor. Kürt Kültür Haftası'nda Kürt müziği, dansları, sürgünü konu alan filmler, Kürdistan coğrafyası ve insan yaşamı, kilim sergisi gibi etkinlikler dışında, çeşitli konularda paneller de düzenlenecek. Göç-Der Başkanı Şefika Gürbüz, KON-KURD temsilcisi Faruk Doru, Savaş ve İşkence Kurbanları Terapi Merkezi'nden H. Sancar panallere katılacak isimler arasında.
Kasım ayının 4'üne kadar sürecek olan Kürt haftası, sosyal, siyasal ve kültürel olarak Kürt gerçeğini kamuoyuna tanıtmayı amaçlıyor.
Kurdi: LAWÊ KOMARA DEMOKRATÎK- LAWÊ KURDISTANÊ-Hasan KAYA Gönderen Hasan Tarih: Salı, 26. Ekim 2004 (330 okunma) KonuKültür-Sanat
Li Colemêrgê, bi navê Cîhan Dündar xortekî gerîla bi destê leşkeran hatiye kuştin. Di merasima veşartina cendekê wî de, dayika wî û bavê wî şîn vegotine. Di şîna xwe de gotine, “lawê Kurdistanê, kurê me Cîhan, tu şehêdê Kurdistanê yî”.
Devlet Su İşleri (DSİ), Hasankeyf’teki tarihi eserleri kurtarmak için 30 milyon dolarlık ödenek ayırdı.
Hasankeyf’teki yeraltındaki ve yerüstündeki tarihi ve kültürel varlıkların kurtarılması için DSİ ile Kültür ve Turizm Bakanlığı geçtiğimiz günlerde bir protokol imzaladı. Protokole göre sadece toprak üstündeki eserlerin nakli ya da restorasyonu değil aynı zamanda yeraltındaki arkeolojik eserler de yine parasını DSİ’nin ödeyeceği kazıyla gün yüzüne çıkarılacak. Bütün bu eserler Hasankeyf’te sergilenecek. DSİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu, Hasankeyf’in imdadına baraj vesilesiyle kendilerinin yetiştiğini söyledi. Eroğlu, “Kültür Bakanlığı ile imzaladığımız Hasankeyf’i kurtarma projesinde 30 milyon doları kurum olarak biz ödeyeceğiz. Bu ödenek DSİ tarihinde bir ilk. Baraj yapılmasa Hasankeyf’teki yıkılmaya yüz tutmuş, tahrip olmuş eserler 5-10 sene sonra yok olup gidecekti. Çünkü restore için büyük meblağlar gerekiyor ve bu para bulunamıyordu. Ama şimdi bu eserler Ilısu Barajı sayesinde yok olup gitmekten kurtulacak. Ilısu Barajı, Hasankeyf’in de kurtuluşu olacak.” dedi. Türkiye’nin hayata geçiremediği en büyük baraj projesi olan Ilısu ile ilgili hükümetin önümüzdeki günlerde yeni bir karar alması bekleniyor. Barajla birlikte başlayacak Hasankeyf’i kurtarma projesi 6,5 yılda tamamlanacak.
Kürt Enstitüsü'nün Başkanlığına Şefik Beyaz seçildi Gönderen Hasan Tarih: Salı, 26. Ekim 2004 (316 okunma) KonuKültür-Sanat
Kürt Enstitüsü'nün Başkanlığına Şefik Beyaz seçildi
DİHA/İSTANBUL
İstanbul Kürt Enstitüsü 8. Olağan Kongresi'ni gerçekleştirirken, başkanlığa yeniden Şefik Beyaz seçildi.
Eğitim-Sen 2 Nolu Şubesi'nde gerçekleşen kongre, saygı duruşunun ardından divan seçimi ile başladı. Divana Çeto Özel, İbrahim Gürbüz, M. Şirin Tunç getirilirken, faaliyet raporları Kürtçe'nin Kurmancî ve Zazakî lehçelerinde olmak üzere iki dilde okundu. PEN'a Kurd ve Brüksel Kürt Enstitüsü'nün de mesaj gönderdiği kongrede konuşma yapan İstanbul Kürt Enstitüsü Başkanı Şefik Beyaz, AB sürecinde Kürtçe'ye yönelik atılan adımları olumlu bulduklarını ancak ilerletilmesi gerektiğini söyleyerek, bir dilin kamusal alanda konuşulmadığı müddetçe gelişmeyeceğini vurguladı. Beyaz, enstitünün bu konudaki tavrını ortaya koyması ve bunu kamuoyu ile paylaşması gerektiğini ifade etti. Kongrede daha sonra öneri ve eleştirilere geçilirken, yapılan konuşmalarda Kürtçe günlük gazetenin önemine vurgu yapıldı.
Tek liste ile gidilen kongrede Kürt Enstitüsü Başkanlığı'na yeniden Şefik Beyaz getirilirken, yönetime ise Cuma Çiçek, Hasan Çeter, Qahir Batayi, Şirin Tunç ve Yaşar Eroğlu seçildi.
Senatoya seçilen isimler ise şunlar: Alaattin Aktaş, Arzu Cıvak, Cemal Piranij, Çeto Özel, Deniz Çiftçi, Deniz Gündüz, Eşref Doğaner, Hasan Baraçkılıç, İbrahim Gürbüz, Kadriye Alptekin, Mehmet Şafi Ekinci, Mele Celalettin Yoyler, Mele İsmet Kılıçaslan, Kerem Soylu, Mele Reşit Irgat, Mülazim Özcan, Salihê Kevirbirî ve Zana Farqini.
'Faili Meçhul' dedik ve rahatladık! Gönderen Hasan Tarih: Pazartesi, 25. Ekim 2004 (206 okunma) KonuKültür-Sanat
'Faili Meçhul' dedik ve rahatladık!
'Meçhulün Faili' oyunu, 1990'lı yıllarda yaşanan "Özel Savaş Dönemi"ni sorguluyor. Ezilenlerin Tiyatrosu Canşenliği Oyuncuları, Meçhulün Faili adlı oyunla, "Savaşa ve sonuçlarına karşı olanların duyarlılığına çağrı"da bulunuyorlar.
ELİF OZAN/MHA-Özgür politika
Amed surlarında bedenini ateşe vererek, Kürtlerin özgürlük istemini duyuran Zekiya Alkan'ın, "Ben bu işi, bilerek ve isteyerek yaptım. Bu benim devlete ve düzene karşı tepkimdir" sözleriyle başlıyor Ezilenlerin Tiyatrosu Canşenliği Oyuncuları'nın serüveni. O tarihten bugüne, sahneledikleri oyunlarla daha yaşanabilir bir dünyanın mümkün olduğunu işleyen Canşenliği Oyuncuları, bu kez Türkiye'nin en karanlık dönemlerinden birine ışık tutuyor. Onlar, "Meçhulün Faili" adlı oyunla 1990'lı yıllarda yaşanan "Özel Savaş Dönemi"ni sorguluyor.
Toplumsal sorunları ve ezilenlerin yaşantısından kesitleri, sanatsal bir duyarlılıkla tiyatro salonlarına taşıyan Ezilenlerin Tiyatrosu Canşenliği Oyuncuları, Meşhulün Faili adlı oyunla, kendi deyimleriyle "Savaşa ve sonuçlarına karşı olanların duyarlılığına çağrı"da bulunuyorlar. Ve "Bir taraf olma öyküsüdür oyunumuz" diyorlar.
1990-2000 yılları arasında Kürdistan ve Türkiye'de yaşanan "faili meçhul" cinayetleri anlatan oyun, Ömer Leventoğlu'nun 'Soğuk Cam' adlı öykü kitabında yer alan 'Meçhulün Faili' öyküsünden tiyatroya uyarlanır. Oyun faili meçhul cinayetleri işlese de, adından da anlaşılacağı gibi meçhullerin faillerine işaret ediyor aslında.
'Rüyalarımızdan kovabilecek miyiz?'
Kürdistan'da, satırlarla işlenen her cinayet toplum vicdanını yaraladı. Cinayetlerin insanı dehşete sürükleyen vahşi yöntemlerle gerçekleştirilmesi, seçilen hedeflerin demokrat, yurtsever insanlar olması dikkatlerin mağdurlar üzerinde yoğunlaşmasını da beraberinde getirdi. Ancak faili meçhullerin, olayların sıcaklığı içinde sorgulanamayan bir başka yönü daha vardı; Sıradan bir insan nasıl acımasız bir katil haline gelir? Bu soruyu siyasal, sosyal, ekonomik ve toplumsal olgularla sorguluyor Meçhulün Faili...Ve bizlere, yani bu karanlık döneme bir şekilde tanıklık etmiş herkese sorular yöneltiyor oyun...
"O kadar dehşetli, o kadar 'özel' cinayetler işlendi ki, adına 'Faili Meçhul' demeseydik, bu travmayı kaldıramayacaktı toplum. 'Faili Meçhul' dedik ve rahatladık cümleten... Peki on yıllar boyu süren bu cinayetlerin yarattığı şizofreni sona mı erdi şimdi?.. O karanlık korkularımız, sessizliğimiz ne oldu?.. Bu sessizliğin yarattığı kişilik bozukluklarını, hangi karanlığa terk edip çıkacağız peki? Boğulmadan, çürümeden, bedenimizden, bilincimizden, rüyalarımızdan kovabilecek miyiz bunları? Bir gün onurlu ve özgür bir toplumun bireyleri olma hakkı elimize düştüğünde, nasıl kullanacağız bunu? Hangi hakla 'biz onurlu ve özgür insanlarız' diyeceğiz? Bu travmadan kurtulamazsak, ilerde kazanılacak özgürlükleri de bugünden yok etmiş olmayacak mıyız?" diye soruyor Canşenliği Oyuncuları...
Canşenliği Oyuncuları, bu sorularla, kurulacak demokratik topluma temiz bir şekilde girmenin önemine de işaret ediyor. Meçhulün Faili, Ortaokul'u bitirdikten sonra kendi yaşamına yön vermeye çalışan gençlik çağındaki Menaf'ın öyküsünü anlatıyor. Olay Nusaybin'de geçer. Oyunun konusunu Canşenliği Oyuncuları şu bir kaç cümle ile özetliyor: "Hepimizdeki insan potansiyeli, onu, bir berber, bir gerilla, bir tiyatro oyuncusu ya da simsar yapabilirdi. Ama ibre tetikçiye döner ve Menaf etrafını kuşatan 'bilinmeyen' güçlerle katil olur."
'Bilinmeyen güçler kim?'
Sıradan, basit bir insanın katilleşme sürecini anlatan oyun, sadece bu dramı gözler önüne sermekle de yetinmiyor, Menaf'ın etrafını saran o "bilinmeyen" güçlerin ne ya da kimler olduğuna da vurguda bulunuyor. "Aslında ne tetikçi, ne ilişki içinde olduğu diğerleri, dışımızdan gelmiyorlardır. Dışımızdan gelenlerin sadece gölgeleri, sadece belli belirsiz ruhları dolaşır aramızda..." diyor, Menaf'ın öyküsünü anlatanlar.
Türkiye ve Kürdistan'ın gömüldüğü karanlık dönemin aktörleri olan "tetikçiler"den çok az bir kısmı yakalandı. Tetikçiler, emirleri yerine getirdiklerini söylediler. Ama Canşenliği Oyuncuları, tetikçiler için sadece ellerindeki "ölüm listesi"nde yazılı isimler olan kurbanların, "şimdi Adalet Bakanlığı ve İnsan Hakları örgütlerinin raflarında birer istatistik rakam olduğunu" hatırlatıyor ve buna karşı çıkıyor.
Ve onlar, cinayetlerin yarattığı travmalara meydan okuyabilecek toplumsal belleğin kaybolmaması için bir mum yaktıklarını belirterek, "arınmak için bir damla su, düşünmek için bir soru işareti dolaştırıyoruz gittiğimiz yerlere.. Faili meçhul cinayetleri konu alıyoruz, meçhuller onların, acılar hep bizim hanemize yazılmasın diye..." diyor.
Açıksözlü: Failler yargılanmalı
Ezilenlerin Tiyatrosu Canşenliği Oyuncuları'nın Genel Sanat Yönetmeni Haldun Açıksözlü, gerçek barış ve kardeşliğin oluşması için özel savaş döneminde yaşanan faili meçhul olay ve cinayetlerin aydınlatılması gerektiğine vurguda bulunuyor. MHA'ya demeç veren Açıksözlü, "Geçmişe sünger çekerek demokratikleşmeyi sağlayamayız" diyor. Ömer Leventoğlu'nun yazdığı oyunla karanlık dönemin faillerini kendilerinin bulduğunu söylüyor Açıksözlü ve ekliyor "olayların faili yönetenlerdir!"
Sivas Katliamı'nın canlı tanıklarından olan Haldun Açıksözlü, Meçhulün Faili oyununu bilinçli olarak seçtiklerini kaydediyor. Açıksözlü, "Türkiye yeni bir sürece hazırlanıyor. Ama eskinin sorgulaması olmadan yeni de inşa edilemez. Bu nedenle Meçhulün Faili oyununu seçtik" diyor. İtalya'da, Şili'de ve daha birçok ülkede demokratikleşme süreçlerinde karanlık dönemlerin faillerinin halkın yargısı önüne çıkarıldığını vurgulayan Açıksözlü, Türkiye'de de bu sürecin yaşanması gerektiğini ifade ediyor. Açıksözlü, "Oynaması kadar izlemesi de zor olan bir oyunu seçtik. Oyunumuz, savaşa ve sonuçlarına karşı olan herkese bir çağrıdır" diyor.
Ekim ayı boyunca Ankara, Dersim ve Bingöl'de sahnelenen Meçhulü Fail oyunu, 5 Kasım'dan itibaren Kürt illerinde yeniden tiyatro severlerle buluşacak. KESK, DİSK, Çağdaş Gazeteciler Derneği, TİHV ve İHD'nin de desteklediği oyun Nisan ayında Avrupa'da perde açacak.
Oyun, aydınlardan tam not aldı
Oyunun tanıtımı için hazırlanan katalogda, aralarında İsmail Beşikçi, Fikret Başkaya, Leyla Zana, Aydın Çubukçu, Ahmet Telli, Şükrü Erbaş, Hüsnü Öndül, Yavuz Önen ve Yılmaz Ensarioğlu gibi tanınmış birçok şahsiyetin oyun hakkındaki görüşleri yer alıyor. İşte bunlardan bir kaç tanesi...
Leyla Zana: Aslanlarla ceylanların dünyasında failler ve meçhulleri yazmak, anlatmak hatta oynamak gerçekten kolay değil. Çünkü fail aslanların meçhul ceylanlara zulmü ancak yaşadıkça anlaşılabilir. Fail hiçbir zaman meçhul değildi. Hep aramızda ve içimizdeydi. Bazen gölge gibi izledi meçhullerini bazen de meçhulün ayak izlerinde failleşti Can Şenliği oyuncularının "Meçhulün Faili" oyununu bir dönemin sorgulanmasında önemli bir adım olarak görüyorum.
Fikri Sağlar: Türkiye'de iki şeyin değeri yok: insan ve zaman... Bugün devleti yönetenler, kendi yurttaşlarını öldürme haklarını, temel hak olarak belirlemişler. Hukuk devleti, insan hakları, özgürlükler, demokrasi, devleti yöneten derin çeteleşmenin üzerinde durmadığı kavramlar... 17 bin 547 faili meçhul cinayet dosyası, failleri belli bir şekilde raflarda duruyor. Ama bir gün, bu dosyaların failleri bulunacak, işte o zaman demokrasi, özgürlükler gelecek. Mutluluğun resmini çizeceğiz. İşte o zaman, 17 bin 547 barış çiçeği, baharın müjdecisi olacak.
Aydın Çubukçu: "Faili meçhul", basit bir hukuk terimi olmaktan çok, ağır siyasal ve toplumsal koşulları hatırlatan, korku ve ihanet günlerini ifade eden bir tamlamadır Türkiye'de. Açıkça bilinenleri bile dehşet verici bir sır perdesi arkasına gizlemek, gizlenen olayın kendisinden çok o sır perdesini korkutucu bir unsur olarak kullanmak, bir tür siyasetin en yaygın kullanılan taktiği idi. Görmeye cesaret eden herkes tarafından açıkça görüldü. Ama bu acımasız politikanın toplumsal ve siyasal yıkımların ötesinde, insanın temel değerleri üzerindeki alçaltıcı-yok edici etkisi, o kadar kolay görülmedi. Ömer Leventoğlu, meçhul ve fail sözcüklerinin kazandığı bu içeriği, insan denilen karmaşanın içinde deşiyor. Neşter, bir anda kendisini bir "fail" olarak bulan rastlantısal bir kimliğin derinlerine vuruluyor.
( | | Puan: 0)
2069 Haber (345 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)