Kadın yöneticiler daha başarılı Gönderen Hasan Tarih: Perşembe, 12. Ağustos 2004 (201 okunma) KonuKadın
Erciyes Üniversitesi'nde (EÜ) banka çalışanları üzerinde yapılan bir araştırma, kadın yöneticilerin erkeklere göre çalışanlarını daha iyi motive ettiklerini ortaya koydu. Araştırmada, ayrıca kadın yönetici altında çalışanların iş tatmininin yüksek, stres oranlarının fazla olduğu belirtildi.
EÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mahmut Özdevecioğlu, kadın ve erkek yöneticilerin yönetimi altında çalışan personelin stres, motivasyon ve iş tatmini açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla yaptıkları araştırmanın sonuçlarını anlattı.
Günümüzde hemen her sektörde kadın yöneticiye rastlamanın mümkün hale geldiğini, bu nedenle bu konuda araştırma yapma ihtiyacı duyduklarını ifade eden Özdevecioğlu, araştırma kapsamında İç Anadolu Bölgesi'nde faaliyet gösteren kadın müdür yönetimindeki 4 ve erkek müdür yönetimindeki 4 banka şubesinde çalışan 108 kişi ile görüştüklerini kaydetti.
Araştırma sonucuna göre, kadın yöneticilerin, erkek yöneticilere oranla daha demokratik olduklarını belirlediklerini bildiren Özdevecioğlu, “Erkeklerin otoriter tarzlarına karşın, kadınların insan odaklı ve destekleyici yönetim tarzları ön plana çıkıyor. Öte yandan, kadın yöneticiler kendilerine daha az güveniyorlar ve iş arkadaşlarına amirlik yapmaktan çekiniyorlar” dedi.
YÜKSEK MOTİVE YÜKSEK STRES
Araştırmaya katılanların yüzde 50'sinin kadın olduğunu belirten Özdevecioğlu, araştırma sonuçlarını şöyle özetledi:
“Araştırma sonucunda çalışanlardan elde ettiğimiz verileri 1'den 5'e kadar puanladık. Buna göre, kadın yönetici altında çalışanların motivasyon düzeyi 3.17, erkek yönetici altında çalışanların motivasyon düzeyi ise 2.69 puandır. Kadın yönetici altında çalışanların iş tatmini düzeyi 3.52, stres düzeyleri 3.01 puan. Erkek yönetici altında çalışanların ise iş tatmini düzeyi 3.13, stres düzeyleri 2.60 puan. Bu rakamlara göre, kadın yöneticilerin erkeklere göre çalışanlarını daha iyi motive ettikleri, iş tatminini artırdıkları, ancak stres düzeyini yükselttikleri söylenebilir.”
Araştırmaya katılan çalışanların yüzde 70.4'ünün üniversite mezunu, yüzde 60.2'sinin evli, yüzde 63.9'unun 26-35 yaş grubunda olduğunu söyleyen Özdevecioğlu, yönetici kadınların yaş ortalamasının 40 olduğunu, daha çok orta veya orta-üstü tabaka ailelere mensup olduklarını ve yüzde 60'ının çocuk sahibi olmadığını belirtti.
Kadın yöneticiler ile ilgili yapılan araştırmalarda, kadın yöneticilerin erkeklere oranla daha az para kazandıklarının tespit edildiğine de dikkati çeken Özdevecioğlu, erkek yöneticilerin kararlı, inançlı, yenilikçi, hedefe yönelik, kendine aşırı güvenen ve hevesli kişilik özelliklerine karşın, kadın yöneticilerin esnek, toleranslı, yaratıcı, hedefe yönelik, orta seviyede kendine güvenen, hevesli ve çevresiyle baş edebilen kişilik özellikleri sergilediklerini sözlerine ekledi.
Lila Downs son albümünü kadınlara adadı Gönderen Hasan Tarih: Çarşamba, 11. Ağustos 2004 (329 okunma) KonuKadın
Lila Downs son albümünü kadınlara adadı
AYSEL BAKIRAY/DENİZ BOYRAZ/DİHA/İSTANBUL
Meksikalı melez sanatçı Lila Downs, toplumsal içeriğin baskın olduğu yeni İspanyolca İngilizce albümü Una Sangre / One Blood'u ( Tek Kan) sevenlerinin beğenisine sundu. Downs albümünü geçmişin ve şimdiki zamanların sakini, ideallerini doğuran kadınlara adamış.
Çoğu dinleyici onu bir döneme damgasını vuran sosyalist kadın ressam Frida Kahlo'nun yaşamını konu alan "Frida" adlı filmle bütünleştirdiği müziğiyle tanıdı. Lila Downs, geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen 75. Oscar Ödülleri töreninde filmde seslendirdiği "Burn It Blue" adlı parçayla Oscar'a "En İyi Film Müziği Oscarı" dalında aday gösterilmişti.
"Una Sangre / One Blood (Tek Kan) adlı albümüyle dinleyicileriyle buluşan sanatçının bu albümü "La Sandunga", "Border" ve "Tree Of Life" adlı albümlerinden sonraki 4'üncü albümü. 13 Parçanın bulunduğu albümde sanatçı, önceki albümlerinde olduğu gibi bu albümde de kadınlara hem toplumsal hem de bireysel alanda daha çok yetki verilmesi temasına sarılarak, albümünde çeşitli tarz ve soundlardan derlemelere yer veriyor.
Albümünü kadınlara adadı
Downs albümün kapağında bu albümü geçmişin ve şimdiki zamanların sakini, ideallerini doğuran kadınlara adadığını kaydederek, şarkılarında göç, kadın, Latin Amerika gerçekliği gibi temalara yer veriyor. Biçimsel vokal tekniklerinin yoğun bir duygusallıkla birleştiren olağanüstü sesi, beraber çalıştığı müzisyenler kadar renkli ve çeşitli tonlarda geziyor. Brezilyalı gitarist Kübalı basçı, şilili davulcu, Meksikalı harpçı ve New Jersey'den olan pianist/saksafoncu/müzik yönetmen ile yapılan ortak çalışmalarda jazzımsı bir Latin sound yakalanmış. Söylediği parçalarla Latin'in lirik müziği kendi kökenini ve mirasını ön plana çıkaran sanatçı, her albümünde bu kimliğini açığa çıkarıyor. şarkılarında Orta Amerika geleneksel melodilerini, Meksika'daki Mixtek, Zapotek, Maya ve Nahuati yerlilerinin müziklerine genişçe yer veriyor ve bir bakıma bunların koruyuculuğunu üstleniyor.
Downs'un 'La Bamba' yorumu
Sanatçının toplumsal olayların ağırlıklı olarak işlediği albümdeki şarkılara göz atıldığında, Sesi Dignificada'daki gibi 2002 yılında suikast sonucu öldürülen insan hakları aktivisti bir kadın avukat için yapılmış, gitar ağırlıklı olan "Cieo Rojo", doğrudan dinleyenin içine işliyor. Albümünde politikanın ve sosyal meselelerin ciddi yanlarına da değinmekten kaçınmayan Downs, aynı zamanda Ritchie Valens'in, yüzyıl öncesinin güney Veracruz'unun 'son' geleneğine dayanan "La Bamba"sını da vurmalı ağırlıklı bir formatta yorumlamış. "La Bamba" sanatçının uzun zamandır söylemek istediği parçaymış. Downs bu parçayı üçüncü kökenleri dediği Afrikalı atalarıyla bağ kurmak amacıyla seslendirmiş. Veracruz'da yapılan bir savaşı anlatan şarkı, modern zamanlarla geçmiş arasında bir köprü kuruyor.
Lila Downs kimdir?
Modern dünya ile kadim uygarlıklar arasında mekik dokuyan sanatçı, kendini ait hissettiği kültürünü bütün dünyanın gözü önünde ifade etmekten yana kullandı. Meksika'nın dağlık Oaxaca eyaletinde ve ABD'de Minnesota'da büyüyen Downs, Meksika'ya kuşlar hakkında belgesel çekmeye gelen İskoç-Amerikalı bir sinemacı/ressam baba ile yerli bir şarkıcı annenin kızı olarak dünyaya geldi. Henüz 8 yaşındayken Mariachi şarkıları söylemeye başlayan Downs, 14 yaşında Los Angeles'ta ses eğitimi almaya başladı ve daha sonra Oaxaca şehrindeki Güzel Sanatlar Okulu'nda eğitimini sürdürdü. Minnesota'ya geri döndükten sonra Minnesota Üniversitesi'nde ses ve antropoloji çalışmalarını devam ettirdi. Minnesota'da bir operacı olarak eğitimini sürdürürken okuduğu bölüme olan inancını yitirmesiyle birlikte eğitimini yarım bırakan Downs, sokaklarda takı eşyaları sattı. Bir ara Oaxaca'ya geri dönerek elbise dokumayı öğrendi. Daha sonra verdiği kolej tezini Triqui kadınlarının dokudukları elbiselerde ortaya çıkardıkları motiflerle anlattıkları sembolik dilleri üzerine yaptı. Downs, profesyonel müzik yaşamına Güney Amerika ve Avrupa Kıtası'nda çıktığı turnelerle adım attı.
6 milyon kadın doğumdan öldü Gönderen Hasan Tarih: Pazartesi, 09. Ağustos 2004 (165 okunma) KonuKadın
6 milyon kadın doğumdan öldü
Merkezi Londra'da bulunan Kadın Araştırma Merkezi Corner House'nin hazırladığı rapora göre, son on yılda 6 milyon kadın doğumdan kaynaklı olarak yaşamını yitirdi.
MEHMET CİHAN/MHA/LONDRA
Merkezi Londra'da bulunan Kadın Araştırma Merkezi Corner House 'Serbest piyasa ekonomisinde kadının sağlığı' konulu bir rapor hazırladı. Nüfus programında kadınlara yönelik üreme sağlık hizmetlerinin arttırılmasının önemine vurgu yapılan raporda, son 10 yılda her yıl yüzde 95'i Sahraaltı Afrikası ve Asya'da olmak üzere 600 bine yakın kadının doğumdan kaynaklı yaşamını yitirdiği kaydedildi.
Birleşmiş Milletler'in"insan ve gelişimi" konulu Kahire'de yaptığı konferans üzerinden 10 yıl geçtiğine dikkat çekilen raporda, son 10 yılda kadınların sağlık alanında yaşadığı sorunlara değinildi. "BM'nin Çalışma Programı kadın sağlığı ve haklarının yaygın hale getirilmesi konseptine öncülük etmek üzere hazırlanmış ilk ve en kapsamlı uluslararası politika belirleme belgesidir" tespiti yapılan raporda, kadın gruplarının lobi ve örgütlenme çalışmaları ışığında nüfus programlarının aile planlamasından daha çok üreme sağlık hizmetlerini ele alması gerektiği vurgulandı.
Raporda geçen on yılda kadın sağlığı üzerine birçok olumlu işaretin dünyanın güney ve doğu kesimlerinde görülmesine karşın üreme sağlığı ve haklarının iyileşmenin tersine gerilediğine dikkat çekildi. Rapora göre özellikle de yoksul, göçmen ve yerli kadınlar üzerindeki tehdidin daha da arttığı gözlemlendi.
Rapordaki en önemli vurgu ise üreme sağlığına öncelik verilmemesi halinde aile planlaması çabalarının bir sonuç vermeyeceği yönünde. Raporda kadın doğurganlığının düşürülmesi için birincil olarak çocukların, bebeklik ve genç çocukluk dönemini atlatıncaya dek hayatta kalmalarının sağlanmasının şart olduğu vurgulandı. Ayrıca erkeklerin doğum kontrolünde sorumluluklarını yerine getirinceye, kadınların doğurganlıklarını kontrol etme hakkına sahip oluncaya ve bu hakkını güvence altına almak için yeterli politik destek verilinceye kadar kadın doğurganlığının düşmeyeceği belirtildi.
Bu arada rapora göre birçok Sahraaltı Afrika ülkesinde çocuk ölüm oranları yükseliş göstermekte. Genç yaştaki çocukların yüzde 70'i başta ishal olmak üzere, zatürre, kızamık, sıtma ve gıda eksikliğine bağlı olarak ölüyor ve bu oran giderek yükseliyor.
Raporda bir diğer tespit ise nüfus artışının denetim altına alınmaması durumunda nüfusun besin maddeleri üretiminden daha hızlı çoğalacağı kuramı olan Malthusian düşüncesini benimseyen batılı kurumların ırkçılığı körüklediği biçiminde. Bu kurumların nüfus artışının kontrol edilmesi için Afrika ülkelerindeki savaşları destekledikleri ve kadın haklarının gelişimini tehdit ettikleri ifade edildi.
18 milyon kadın sakat ya da kalıcı hasta
Raporda yer verilen tespitlerden bir kısmı yine şöyle: "On yıl boyunca her yıl yüzde 95'i Sahraaltı Afrikası ve Asya'da olmak üzere 600 bine yakın kadın hamilelik ya da çocuk doğumu esnasında önlenebilir komplikasyonlar nedeniyle ölürken, 18 milyon kadın da ya sakat kaldı ya da kalıcı bir hastalığa yakalandı."
Raporda bu rakamların çok sayıda kadının temel ve acil doğum bakımı süreçlerinden yoksun kaldığını ortaya koyduğunun altı çizilerek, kadınların daha kapsamlı sağlık hizmetlerinden yararlandırılmasına imkan tanınması gerektiğinin önemine vurgu yapıldı.
Sağlık hizmeti çöküşte
Pek çok ülkede sağlık hizmetinin çöküş sınırında olduğu belirtilen raporda, kadın sağlığına ilişkin belli başlı koşullarının belirlenmesi gerektiği kaydedildi. Kadınların çocuk doğurma konusunda kendi özgür iradeleriyle karar vermelerini sağlama bilincinin geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
Fundementalizmin de kadın haklarının karşısında giderek yükseldiğine dikkat çeken Corner House, ülkelerde bu alanda politik düzenlemelerin gereğine işaret etmiştir.
Iraklı kadın işkenceyi anlattı Gönderen Hasan Tarih: Perşembe, 05. Ağustos 2004 (245 okunma) KonuKadın
Zaman Gazetesi, Ebu Gureyb Cezaevi'nde yaşananları, aynı hapishanede işkenceye şahit olan Iraklı kadın İmtisal El Hüseyni'den dinledi. Anlatılanlar dehşet verici..
Cizreli kadının feryadı-Mehmet Altan Gönderen Hasan Tarih: Çarşamba, 04. Ağustos 2004 (222 okunma) KonuKadın
Umut ediyorum ki yazılarınızda bu konuya yer vererek birilerinin dikkatini Cizre ve Cizreli kadının feryadına çekebilirsiniz. Yaşanılanları duyurmak için Batman'daki gibi, Cizreli kadınlarında mı intihar etmesi gerekiyor? Bu da oluyordur. Belki Batman kadar çok değil, belki de gizleniliyor, bilemiyorum. Bildiğim tek şey Cizreli kadınların sizlere ihtiyacı olduğudur.
Erkeğe cinsel sınırsızlığa kadın tepkisi Gönderen Hasan Tarih: Pazartesi, 02. Ağustos 2004 (190 okunma) KonuKadın
Oldukça ilgi gören "Çocuklar Duymasın" dizisinde "Haluk" karakteriyle tanınan Tamer Karadağlı'nın kendisine şantaj yapılması sonucu ortaya çıkan kasetleri, kadın ve erkek bakış açısına yönelik tartışmayı da beraberinde getirdi.