Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Kürt raporu
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Beşikçi ve PKK
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 62

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Küreselleşme, Sermaye Birikimi ve Demir Çelik Sektörü-Ahmet ALİM
Posted on Cuma, 24. Şubat 2006
Topic: Ekonomi
Fransız devrimi ve sanayi devriminin başlangıcı olan bu sureçte Londra dünya ekonomisini yönlendiren merkez haline gelmiş ve Amsterdam’ın yerini almıştır. Bu dönemin bir diğer özelliği ise modern anlamda ulusların oluşumasıdır.

Ahmet ALİM Ekonomist

 

Küreselleşme, Sermaye Birikimi ve Demir Çelik Sektörü

 

Giriş

27 ocak 2006’da başta Fransa olmak üzere Avrupa ülkelerinin ekonomik gündemine Mittal Steel’in Arcelor’u satın almakla ilgili borsalara teklif verdi. Kapitalizmin günümüzde ulaştığı küreselleşme düzeyinde şirket birleşmelerinin doğal görüldüğü koşullarda bu teklifin birden bire gündem haline gelmesi küreselleşmede yeni bir aşamaya gelindiğini göstermektedir. Bu anlamda Demir Çelik sektörü ve bu düşmanca teklif konusu küreselleşmenin gelişimi konusunda ilginç ipucuları vermektedir. Bu yazıda küreselleşmenin günümüz aşamasında Demir Çelik sektörünün sermaye birikimi devreleri (Kontradief) çerçevesinde tarihsel bir perspektifle ele alınacaktır.

Dünya sistemi olarak Kapitalizm ve tarihsel gelişim

Avrupa merkezli Kapitalist sistem 15. yy da bir dünya sistemi haline geldikten sonra, 18 yy sonlarından itibaren İngiltere merkezli sanayi devrimi sürecine girmiştir. Sanayi devrimini hazırlayan bu süreci devreler halinde kısaca ele aldığımızda, 15 yy sonlarına kadar nüfus patlamalarını takip eden kıtlık ve veba salgınları devreleri tespit edilmektedir. 1492’de Amerika’nın keşfi ile bu şema aşılarak dünya sistemi ilkin ticari anlamda kurulmuşturm Sanayi devrimine kadar olan dönemi aşağıdaki gibi devrelendirmek mümkündür;

1492-1543 İspanya, Rönesans ve Büyük buluşlar :

Amerika’nın ve yeni toprakların keşfiyle, Avrupa’ya büyük miktarda altın ve gümüş akımı diğer halkların askeri ve ekonomik anlamda göreceli olarak zayıflatmış ve azgelişmişliğin temellerini atmıştır. Bu süreç rönesans ile fikri anlamda, buluşlarla da teknik anlamda desteklenmiş ve derinlaştirilmiştir.

1543-1610 Prostetanizm, Birlik, IV. Henri %1589) ve devletlerin oluşumu

Bu dönemde, sistemde dominasyon İspanya’dan Hollanda’ya (ve İngiltere’ye) geçerken, dinsel yargıların zayıflaması döneme damgasını vurmuştur. Protestan kökenli IV. Henri 1589’da Fransa kralı olmuş ve 30 yıldır süren din savaşlarını sona erdirerek yarattığı barış ortamı ile ekonomik gelişmenin önünü açmıştır. Bu gelişme kar amaçlı uluslararası ticaret akımı ile desteklenerek dünya pazarı doğal bir konum kazanmıştır. Ayrıca ekonomi ile ahlak ayrışarak ekonomi politik kendi içinde bir otonomi kazanmıştır. Krallıklar bölünerek Hollanda, Isveç, Danimarka vb devletlere oluşumuna yol açmışlardır.

1610-1673 Hollanda, Cromwell, Richelieu, Mazarin, Fransız Dili ve Kültürün oluşumu :

Devletin güçlendirilmesi ve savunma kapasitesini artırılması daha fazla altın gerektirdiğinden merkantilist (ticari) politikalar dünya pazarını genişletip büyütürken bundan faydalanmak için korumacılık gelişmiştir. Yani devleti güçlendirmek için saldırgan bir korumacı politika (Colbert) uygulanmaya başklanmıştır. Dönemin süper güçlerinin (İngiltere ve Fransa) başında Cromwell, Richelieu ve Mazarin gibi kral olmayan devlet adamlarının belirleyiciliği görülmektedir, Yani profesyonel ve devlet adamı tipinin doğuşu ve Kralın rolü sınılandırılmaya başlamıştır. Bunun yanı sıra, Fransız devleti merkezi düzeyde dil ve kültüre (Richelieu döneminde 1635’te fransız akademisi kurulmuştur) müdahale ederek bunları politikalarının birer aracı haline getirmiştir.

1673-1730 Fransa, 14. Louis, Filozoflar ve Aydınlanma :

Fransa ile olan savaşı sürdüremiyen Hollanda devletinin güç kaybetmesi sonucu ticari anlamda da Pazar kaybıyla at başı gitmiştir. 14. Louis (Fransa’nın son büyük kralı) mutlaki iktidarı uygulamış, bu arada güzel sanatlar ve edebiyatı teşvik etmiştir. Ayrıca soyluların yönetim içindeki rollerini sınırlandırırken burjuvaziye yönetimde daha fazla yer vererek burjuva devriminin önünü açmıştır. Bu anlamda soyluların hegomonyası esasına göre kurulmuş olan feodalizmi ideolojik olarak yıkacak olan filozoflar ve aydınlanma dönemi ansiklopedi akımını ortaya çıkarmıştır.

1730 -1783 İngiltere, 15. Louis, Özgürlük akımı ve Liberaller :

Dönemin belirleyici akımı olan Fizyokratlar zenginliğin esas kaynağının topraktan geldiğini savunurken, pazarı “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” sloganınyla geçiş haklarını kaldırarak daha da genişletmişlerdir. İngiltere’de hakim olan David Hume’un liberal teori ve görüşleri, bu dönemde sanayi devrimini hazırlamıştır.

Sermaye birikimi ve Kontradief devreleri

1783 – 1837 Ulusların oluşumu ve medeni hukukun çıkışı :

Fransız devrimi ve sanayi devriminin başlangıcı olan bu sureçte Londra dünya ekonomisini yönlendiren merkez haline gelmiş ve Amsterdam’ın yerini almıştır. Bu dönemin bir diğer özelliği ise modern anlamda ulusların oluşumasıdır. Aynı zamanda, sanayileşen ülkelerde feodal hakların yerine medeni hukuk geliştirilerek kapitalist gelişimin önündeki engeller biraz daha aşılmıştır. 1788’deki tarım krizi eski feodal üretim sisteminin çıkmazlarını daha da açıkca ortaya çikartarak kapitalizmi güçlendirmiştir. Bu dönem aynı zamanda ilk Kontradief devresine denk gelmektedir. Dönemin lokomotif sektörü tekstil sanayi olup, artizanal üretimden sanayi üretimine geçişte enerji anlaminda buhar makinası ve su enerjisi tayin edici olmuştur.Bu iki alanda ki gelişmeler demir çelik endüstrisine bağlı olup, yaratılan taleple bu sektörü ekonominin kilit sektörü haline getirmiştir.

1837 – 1883 Liberalizm ve bireycilik :

Bu dönemin sloganı olan “Zenginleşin”i fransız devlet adamı Guizot formule etmiştir. Anonim şirketler bu dönemin ürünüdür. Yığın üretimini temsil eden fabrikalar da bu dönemde yaygınlaşmıştır.Bazı ülkelerdeki hızlı gelişim milliyeçiliği yaratmış, toplumlar zenginler ve yoksullar, sömürenler ve sömürülenler şeklinde kamplaşma olmuştur. Tabii ki bu durum patron işci karşıtlığı ve çelişkisini ortaya çıkartmiştır. Sanayi devrimi Avrupa dışında ABD ve Japonya’da baş göstererek gelişmiş emperyalist ülkeler dünya merkezine yerleştirmiştir. Dönemin lokomotif sektörü demir yolları olup demir çelik endustrisini (AĞIR SANAYİ) sanayileşmenin olmazsa olmaz sektörü haline getirmiştir. Bu sektörde üretimide verimliği arttıran buluşlar yapılmış ve kömür temel enerji kaynağı olmuştur.

1833 – 1937 Sömürgecilik :

Dünyanın esasta iki büyük güç (İngiltere ve Fransa) arasında sömürgeler ve etki alanları şeklinde paylaşıldığı bu dönem hızlı dönüşümler, 1. dünya savaşı ve Sovyet devriminin olduğu bir dönemdir. Bu dönemin en önemli karakteristiklerinden birisi de kapitalizmin 1929’de patlak veren büyük krizidir. Kapitalist üretimde verimliliği ve karlılığı artıran Taylor metodu bant üretimi de bu dönemde geliştirilmiştir. Ulaşım ve hareketlik otomobilin bant üretimiyle (ABD’de Ford, Almanya’da Wolkswagen) ucuzlaması yaygınlaşmasına, elektiriğin esas enerji kaynağı olması eşlik etmiştir. Sermaye birikiminde lokomotif rolü oynayan bu iki sektöre girdi demir çelik sektörünce sağlanmaktaydı ve bu sektör ekonomik kalkınmada belirleyici rol oynaşaya devem etmekteydi ve bu sektördeki teknoloji gelişmiş devletlerin kontrolündedir.

1937 – 1997 Ücretli toplum :

Büyük ekonomik krız’den çıkmadan 2. dünya savaşının yıkımı ve doğu Avrupa ülkelerinin SSCB etkisine girmesinin ardından üstünlüğünü kaybetmek istemeyen kapitalist sistem keynesyen politikalar çerçevesinde yeniden organize edilmiştir. Bu çerçevede BM, İMF ve Dünya bankası gibi uluslarüstü kurumlar oluşturularak sosyal devlet ve ücretli toplum sistemi ile sınıflar arası çelişkiler törpülenerek halkların sosyalizme geçişleri engelenerek kapitalist sistemin etki alanının daraltılmasının önüne geçilmiştir. Bu dönemde sosyal devlet tüketim toplumunu yaratırken çok uluslu şirketlerin oluşmasını sağlayarak Küreselleşmenin koşullarını hazırlamıştır. Bu dönemde, sömürgecilik esasta sona ereken, iki kutuplu dünyada kapitalist sistem içinde farklı politikalar uygulamak isteyen 3. dünya ülkeleri olarak da adlandıralan ülkeler farklılıklarını öeşitli politikalarla gündeme getirmişlerdir. Dönemin sonunda SSCB tarih sahnesinden silinerek Varşova paktı ülkeleri AB, NATO, İMF, Dünya Bankası ve DTÖ gibi kurumlar kanalıyla kapitalist sisteme entegre olarak kapitalist sistemin yeniden genişlemesine olanak sağlamişlardır. Bu dönemde 40 saatlik haftalık çalışma süresi uluslararası anlamda bir hak olarak kabul edilmiştir. Dönemin ekonomik anlamda lokomotif sektörleri beyaz eşya, uçak sanayi, elektronik ve telefon iken üretim metodu olarak fordizm ön plana geçmiştir. Bu dönemde, demir çelik sektöründe hegomonya esasta gelişmiş ülkelerde kalırken sektörün kontrolü esasta yassı çelik üretimi ve prosesüsünün gelişmiş ülkelerin kontrülünde kalması sağlanmıştır. Çevre kirliliği yaratan ve katma değer katsayısı düşük olan üretim süreçleri az gelişmiş ülkelere transfer edilerek karlılık düzeyi yüksek alanlar gelişmiş emperyalist ülkelerin denetiminde kalmıştır. Dönwmin esas enerji kayanağı petrol olmuştur. Dönem çağın yükselen ekonomik bölgesi olan Asya ülkelerinin ekonomik krizi ile sonuçlanmış ve demir çelik sektörünün göreceli olarak önemini kaybettiği bir dönem olmuştur.

1997 - ? Bilgi çağı :

Fordizm sonrası enternet, ekoloji, bioteknoloji, ağ halinde çalışma öne çıktığı bu yeni dönemin 2047’de sona ereceği tahmin edilmektedir. Ekonomik olarak üretim olanaklarının teknolojik gelişmelerle çok artmasına rağmen gelir bölüşümünün uluslararası ve uluslar düzeyinde daha da adaletsiz hale geldiği zenginlerle yoksullar arasında farkın bir uçurum haline gelmiştir. Ayrıca demografik olarak yaşlıların nüfus içindeki payı artarken, bu kesime bakım sağlayacak hizmet sektöründe önemli gelişmeler olacaktır. Çin, Hindistan ve diğer eski sosyalist ülkelerin dünya kapitalist sistemine entegre olmaları sonucunda kapitalist dünya pazarı dahada genişleyerek otomobil, beyaz eşya, uçak ve ve fabrika sektörlerinde talep patlaması yaratarak demir çelik sektörüne talepte bir patlamaya neden olmuştur.Bu çerçevede 1960’lardan sonra gelişmiş emperyalist ülkeler için önemini kaybeden demir çelik sektörünün tekrardan önem kazanarak lokomotif sektörler arasına girdiği dönemde, bir 3. dünya ülkesi olan Hindistan kökenli Laksmi Mittal’ın sahibi olduğu şirket 30 yılda dünyanın en büyük demir çelik şirketi haline gelerek, kapitalizmin ve sanayinin doğduğu Avrupa’nın en büyük, dünyanın 2. büyük demir çelik üreticisini satın almak için düşmanca bir teklif vermiştir.

5. Kontradief devresinde vuku bulan yaşadığımız bu durum kapitalizm ve sermaye birikimi anlamında yeni bir duruma işaret etmektedir. Yaşadığımız süreci anlamadan bu sürece uyum sağlamak ve / veya sürece müdahale edebilmek mümkün değildir. Bu makalenin ilk bölümünde kapitalist sistemin gelişiminde sermaye birikimini sağlayan sektörlere ılişkin tarihi süreç ıncelenmiştir. Gelecek bölümde, Mittal’ın teklifi demir çelik sektörünün günümüzdeki durumu, önümüzdeki süreçteki gelişimi ele alınarak kapitalizmin nasıl gelişebileceği ele alınacaktır.

Devam edecek....

Ahmet ALİM

Fransa, 23/02/2006


Küreselleşme, Sermaye Birikimi ve Demir Çelik Sektörü-Ahmet ALİM

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Ekonomi:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.