Öndül ve Önen, İHD Genel Merkezi'nde Bölge'de yaşanan gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda ilk olarak konuşan Önen, Türkiye'de 15 yıl kadar süren çatışma ortamının sona ermesine, herkes gibi insan hakları savunucularının da sevindiğini hatırlattı.
İki kuruluşun ortak görüşünü dile getiren Yavuz Önen, Diyarbakırlı Belediye Başkanlarının yaptığı taziye ziyaretinin siyasi sorumluluğunun başkanlara ait olduğunu belirterek, şöyle dedi: "Diyarbakır'da belediye başkanlarının abluka altındaki bölgede öldürülen kişinin ailesine yaptıkları taziye ziyaretini, teröristlere destek olarak niteleyen kampanyayı kaygıyla izliyoruz. İnsan hakları ve barış savuncuları açısından, bu gibi ziyaretlerin savaşı/şehitliği yüreklendirici değil, insan kayıpları ve ölümler karşısındaki içten üzüntüyü ve çatışma ortamına tepkiyi yansıtması önemlidir. İçinde bulunduğumuz ortamda, taziyelerin böyle bir duyguyu çoğaltmasını ve bu duyguyla algılanmasını isteriz. Bu ziyaretin siyasi sorumluluğu kuşkusuz belediye başkanlarına aittir. Ancak bu olay, güvenlik güçlerinin görevlerini ifa ederken, insan hakları hukukuku ile bağdaşmayan eylemlerini ve gelişen olaylarda hükümetin sorumluluğunu perdelemektedir."
Medyaya eleştiri
Önen, basın toplantısında medyanın konuya ilişkin tavrını da eleştirdi. Bazı gazeteler ve televizyon kanallarının olaylar karşısında takındığı tavrın yanlı ve belediye başkanlarını linç etme gayreti içinde olduğunu belirten Önen, "Yaşamakta olduğumuz bu olumsuz durumdan kurtulmak üzere hükümete, güvenlik görevlililerine, medyaya, siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine ve biz insan hakları savuncularına görev düşmektedir. Herkesi şiddete karşı durmaya, sorunları barış yoluyla çözmeye insan hakları hukukuna saygı göstermeye davet ediyoruz" dedi. Önen, bazı köşe yazarları ve program yapımcılarının olayları aktarırken güvenlik görevlisi ya da savcı gibi davrandıklarını ve gazetecilik görevini kötüye kullandıklarını söyledi.
Gazetecilerin Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir ve diğer Belediye Başkanlarının "terörist ailesini neden ziyaret ettiler?" şeklindeki sorularına cevap veren İHD Başkanı Hüsnü Öndül ise belediye başkanlarının kendi siyasi iradelerine göre ziyarette bulunduklarını belirterek şunları söyledi: "Diyarbakır Belediye Başkanı acılar arasında ayrım yapmadığını belirtmiştir. Diğer önemli bir nokta ziyaret edilen ev terörist evi değil bu ülkede yaşayan bir ailenin evidir. Burada şuna dikkat çekmek istiyorum: 15 yıllık savaşta sadece yaşamını yitiren 5 bin güvenlik görevlisinin acılarını değil, 30-35 bin yurttaşımızın da acılarını görmek gerekiyor. Ayrıca bazı gazetelerde çıkan bekçinin ailesini de ziyaret ettiği ve yaşamını yitiren bekçinin oğlunun da doğruladığı şeyler ise egemen olan ve güçlü olan tarafından görülmemektedir."
Emniyet müdürüne tepki
Öndül, "Diyarbakır Emniyet Müdürü'nün Hevsel Bahçeleri'nin 7 gün kuşatma altında tutulmasından kaynaklı şikayetleri yerinde görmek üzere gelen sivil toplum örgütü temsilcilerine ve Belediye Başkanlarına karşı sergilediği suçlayıcı tavır da, bu tavrın kaynaklandığı zihniyet de kabul edilemez" dedi. Eleştirmek ve denetlemenin sivil toplum kuruluşlarının varlık nedeni olduğunu vurgulayan Öndül, emniyet müdürünün 8 bin insanın abluka altına alınmasına karşı sivil toplum örgütü temsilcilerinin gösterdiği duyarlılığı "teröre destek" olarak nitelemesinin kabul edilemez bir değerlendirme olduğunun altını çizdi. ANKARA
Bakanlık'tan 2 müfettiş
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ile Bağlar, Sur, Kayapınar ve Yenişehir belediye başkanlarının, M. Sait Özgün'ün ailesini ziyaretiyle ilgili inceleme yapacak mülkiye başmüfettişleri Metin Yılmaz ile Turgay Alphan'ın Diyarbakır'a gelerek incelemelere başladıklarını söyledi. Yazıcı, araştırmalar sonucunda suç unsuruna rastlandığı takdirde, yasal işlem yapılacağını belirtti. ANKARA
Bir bardak suda fırtına kopartılıyor
DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, dün tahliye olan eski DEHAP Genel Başkanı Mehmet Abbasoğlu ve Genel Sekreter Nurettin Sönmez ile birlikte demokrasi ve barış mücadelesine devam edeceklerini belirtti. Bakırhan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ve alt kademe belediye başkanlarının taziye ziyaretlerinin üzerine başlatılan tartışmalara ilişkin olarak da, "İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı bir bardak suda fırtına kopartıyorlar" dedi.
Haymana Cezaevi'nden tahliye olan DEHAP eski Genel Başkanı Mehmet Abbasoğlu ve Genel Sekreteri Nurettin Sönmez, DEHAP Genel Merkezi'ne gelerek, DEHAP Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve Özgür Toplum Partisi Genel Başkanı Ahmet Turan Demir ile birlikte basın toplantısı düzenledi.
'Haketmediler '
Toplantıda, Diyarbakır Büyükşehir ve alt kademe belediye başkanları hakkında başlatılan linç kampanyasını değerlendiren Bakırhan, Türkiye'de gerginliğe ve şovenizme dayalı bir dalga arayışının işletilmeye çalışıldığına dikkat çekti. Bakırhan, bugünlerde özellikle İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ve Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in bir taziye ziyaretinden dolayı "bir bardak suda fırtına kopardıklarını" söyledi.
Bakırhan gazetecilerin taziye ziyaretlerine ilişkin sorularını şöyle cevapladı: "Olayın olduğu gün biz de oradaydık. Olay olmadan olay yerinden 5-6 dakika önce biz de geçtik. Çatışmalardan sonra belediye başkanları, ben de tanığıyım, hastanede yaralı polisleri ziyaret etmeye gittiler. Hatta bekçinin yaşamını yitirdiğini orada öğrendiler. Bu konuda bir sorun olduğunu düşünmüyorum." Ziyaretlerin bu kadar gündemleştirilmesinin altında yatan sebeplere bakılması gerektiğini ifade eden Bakırhan şöyle devam etti: "Belediye başkanlarının da bizim de temel amacımız, bu ve benzeri çatışmaların yaşanmamasıdır. Bunda art niyet aramak farklı noktalara çekmek Türkiye'ye bir şey kazandırmaz. Sonuçta halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanı. Yaşamını yitiren insanın ailesi ve çevresi de belediye başkanımıza oy vermiş bireylerde olabilirler veya olmayabilirler de. Aslında 15-20 yıldır devam eden aynı şekilde karşılan bir durumun üç gündür gündemleştirilmesinin önümüzdeki dönem partimize ve belediye başkanlarına dönük bir planlanmanın bir parçası mı olduğu kuşkusu bizde de yok değil."
'Gerçek söylediğimizdir'
Türkiye kamuoyunun yanlış yönlendirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Bakırhan şunları kaydetti: "Gerçeklerin yansıtılması gerekiyor. Gerçeklerin benim ve belediye başkanının söyledikleri olduğunu belirtmek istiyorum. Ziyarete gidilmeseydi gidilmediğini belirtirdik. Bekçi de bizim yurttaşımız vatandaşımız. Batmanda asker taziyesine DEP'li milletvekilleriyle katıldığımız basına yansımıştı."
Abbasoğlu ise Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve alt kademe belediye başkanlarının taziye ziyaretine ilişkin "Bizde taziye sosyal kültürel olarak bayram kadar ağırlıklıdır. Bizde bir şey vardır. Çok önemlidir derler ki 'kardeşimi öldür ama taziyeme gel' yani bundan da anlaşılacağı gibi taziyenin bu kadar önemi var" diye cevapladı.
Tepkiler
* Demokrasi Platformu:
Diyarbakır Demokrasi Platformu yazılı açıklama yaparak, seçilmiş belediye başkanlarının, insan hakları savunucularının ve sivil toplum örgütlerinin yaşam hakkına saygının tesisi için gösterdiği çabaların çarptırılmasının, barış mesajlarını gölgeleme çabasının adımları olduğunu belirtti. Açıklamada şunlara yer verildi: "Ülkemizdeki sorunların demokratik ve barışçıl yöntemlerle çözülmesini savunanlar acılar arasında ayrım yapılmaması mesajını verenler ve hiçbir insanımızın kanının dökülmesini istemeyenler ile barış talebinin dillendirilmesinden rahatsız olanlar var. Bu türden linç kampanyaları daha önceden de denenmişti."
Güvenlik görevlilerinin taziyeye gidiş görüntülerini basına vermesinin amatör bir kamera tarafından görüntülenen çekimler olarak nitelenmesinin ise gerçekte ulaşılmak istenen amaç sahiplerinin adreslerini gizlemeye yönelik olduğuna dikkat çekilen açıklamada "Baydemir'e saldıranlar onun aksine acılar arasında ayrım yapanlardır. Bu linç kampanyasının sahiplerine şunu sormak gerekir: Acılar arasında ayrım yapanlar kardeşleşmeyi sağlayabilir mi?" ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, başta hükümet olmak üzere tüm yetkilileri Diyarbakırlıların en meşru seçilmiş temsilcisi olan Osman Baydemir üzerinde yürütülen bu siyasi linç kampanyasından vazgeçmeye ve kamuoyunu Baydemir şahsında barış ve demokrasiye sahip çıkmaya çağırdı.
* Barış Anneleri İnisiyatifi:
Diyarbakır Barış Anneleri İnisiyatifi'nce yapılan yazılı açıklamada, Baydemir ile alt kademe belediye başkanlarının hem yaşamını yitiren bekçinin ailesini olay gecesi hastanede ziyaret ederek, hem de olaylarda yaşamını yitiren Özgün'ün ailesini ziyaret ederek acılarının ortak olduğunu göstermeye çalıştığına işaret edilerek, "Herkesin de bu mesajı doğru anlaması ve çarpıtmaması gerekir. Barış için, çocuklarımızın ölmemesi için çalışan herkesin yanında savaşlardan rant elde etmek isteyenlerin karşısında olacağımızı herkesin bilmesini istiyoruz" denildi.
* TMMOB:
TMMOB Diyarbakır İl Kordinasyon Kurulu da, "Tamamen insanı gerekçelerle yapılan taziye ziyaretlerinin meşrutiyetinin tartışılması ve saldırı aracı olarak kullanılması gayri insani ve gayri ahlakidir. Herkesi barış için çaba sarf eden Sayın Baydemir ve diğer belediye başkanlarını sahiplenmeye davet ediyoruz" açıklamasını yaptı.
* İHD Diyarbakır ve Bingöl Şb:
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Selahattin Demirtaş da, yazılı basın açıklaması yaparak Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'e yönelik yapılan saldırılara tepki gösterdi. Türkiye'de yaşayan herkesin acılarının ortak olduğunu, bu temelde Baydemir'in insani girişiminin siyasi bir linç hareketine dönüştürülmesinin saygın bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Demirtaş açıklamasında şunlar yer verdi: "Bu 'yargısız infaz' ile, barışa ve kardeşliğe sahip çıkan, çatışmaların olmaması için çaba sarf eden herkesin artık hedef olabileceği mesajı verilmek istenmektedir." Demirtaş, Baydemir'e sahip çıkmayı da bir görev olarak kabul ettiklerini vurguladı.
Baydemir şahsında yeni bir gerginlik ortamının hazırlanmaya çalışıldığını ifade eden Demirtaş, kentte huzurun tesisi için çaba sarf edilmesi gerektiğini ifade etti.
İHD Bingöl Şube Başkanı Rıdvan Kızgın da, Baydemir'e gönderdiği mektupta, şiddet, baskı ve yasaktan başka yöntem bilmeyen anlayıştaki odakların sudan bahanelerle Bölge belediye başkanları ve Bölge halkına karşı yıpratma kampanyası başlattığına dikkat çekerek, "Son süreçte kulak kesme, kafa kesme, kol ve bacak koparma gibi insanlık dışı uygulamaları gizleme, toplumun dikkatinden uzaklaştırma, kısa sürede gösterdiğiniz başarılı belediyeciliğe yönelen dikkatleri dağıtma amacıyla yöneldiklerini, bu yönelimlerini bir linç ve infaz kampanyasına dönüştürdüklerini gözlüyor ve izliyoruz" dedi.
* Demokratik Halk İnisiyatifi:
Diyarbakır Demokratik Halk İnisiyatifi tarafından yapılan açıklamada, Baydemir'in Diyarbakır halkının önemli bir kesiminin desteğini alarak belediye başkanı olduğu vurgulanarak, "Baydemir, halkın iradesidir. Herkesten halkın iradesine saygı bekliyoruz" çağrısı yapıldı. İnisiyatif, halkı demokratik tepkilerini göstermeye çağırdı. Türk devlet yetkililerini protestoya davet eden İnisiyatif, "İrademe dokunma sloganıyla tüm Diyarbakırlıları harekete geçmeye ve her yerde tepkisini ortaya koymaya çağırıyoruz" mesajı verdi.
ülkede özgür dündem