Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Kürt raporu
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“Büyük Felaket” mi, Soykırım mı?
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Beşikçi ve PKK
Hasan Bildirici
Aydın Dere
2008 geride kalırken
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 68

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Seçimler sonrası Kürdistan’a yönelik ekonomik perspektifler-Ahmet ALIM
Posted on Cuma, 23. Aralık 2005
Topic: Ekonomi
Kürtler AB sürecini derinleştirmeli ve Türkiye’deki dönüşümleri hızlandıran bir tarzla hareket ederek, Kürtlerin politik ve ekonomik haklarının tanınması için Belçika modeline benzer bir uygulama için projeler üretmelidir.

Ahmet ALIM

Seçimler sonrası Kürdistan’a yönelik ekonomik perspektifler

3000’li yillara büyük degişikliklerle giren dünyamızda, 2005 yılı Kürtler ve Kürdistan için önemli değisikliklerin olduğu bir yıldır. Böyle bir süreçte Kürdistan’ın jeopolitik ve jeoekonomik analizinin yapılması surecin kavranması ve döneme uygun strateji ve ekonomi politikalarıniı geliştirilmesi anlamında büyük bir önem taşımaktadır. Bu anlamda, Kürt Kürt aydınları ve araştırmacılarına önemli görevler düşmektedir. Yani sürecin anlaşılmasını saglayacak olan soz konusu analizler yapılarak, kamuoyunun bilgisine sunulduğunda ilgili Kürt oganların doğru kararlar almasına katkı sağlanacaktır. Burada, sözü edilen analizlere ilişkin bazı saptamalar ve konuya bir giriş yapılacaktır..

Öncelikle, Kürdistan’ın Güneyi ve Kuzeyine ABD ve AB kaynakli müdahalelerden sonraki gelişmelere ilişkin bazı saptamalar geçilecektir. Uzun yıllardan beri bölgeye dolayli olarak mudahale eden ABD, 2001 yılı eylül ayından sonra bölgeye doğrudan müdahale ederek Büyük Orta-Doğu Projesini hayata geçirmek amacıyla bir bölge aktörü gibi hareket etmeye başlamıştır. Bu çerçevede, daha onceki statükonun ve ittifakların bozulması gündeme gelmiştir. Dolayısıyla mevcut statükodan memnun olanlar ve ittifaklardan çıkar sağlayan bazı kesimlerin durumlari tartışmalı hale gelmiştir.

Ekonomik açıdan Güney Kürdistan

Kürdistan özelinde, Saddam ve rejimi tarihe mal olmuş, Irak’ta göreceli bir istikrar sağlanırken Güney Kürdistan Irak’ın en güvenilir bölgesi olarak, ekonomik anlamda çekim merkezi haline gelmiştir. Ayrıca referandumla kabul edilen anayasaya göre Güney Kürdistan federal Irak’taki yarı devlet pozisyonunu sağlamlaştırmıştır. Kürdistan’ın suni-i bölünmüşlüğüne 30 ocak 2005 seçimlerinin yarattığı atmosferde son verecek adımlar atılmış ve Referandum hareketinin yarattığı dinamik sonucu özerk Kurdistan’a dahil edilmeyen Kerkuk, Musul ve Hanakin bölgelerinin federal bir Kurdistan’a katılmaları gündeme getirilmiştir. 15 aralık 2005 seçimleri ise bir adım daha atılmasını sağlayarak Kekük’ün Kürdistan’a katılması ve başkent olması için 2007 yılını somut bir hedef haline getirmiştir. Bu özel koşullarda, Güney Kürdistan’daki siyasal temsilciler ABD ile bir yol ittifakina girerek bu sureçten karlı cikmalarını bilmişlerdir. Bugün bu bölgedeki kazanımların nasıl kalıcı hale getirilebileceği ve daha ileri kazanımların nasıl elde edilebileceği en önemli göndem konusudur. Zira siyasal istikrar ekonomik gelişmenin olmazsa olmaz faktörlerinin başinda gelmektedir. Dolayısıyla çok hassas dengeler üzerine kurulan istikrarın korunmasının bir hayli zor olacağı açıktır. Çünkü, zengin enerji kaynakları ve geniş tarım ve hayvancılık potansiyeli olan Güney Kürdistan istikrarli bir siyasal düzeni ve realiste ékonomik politikalar ile birleştirdiğinde yaratılacak sinerji sayesinde hızlı bir kalkınma sürecini başlatabilecektir. Bu durumda, bölge devletleri için kötü bir örnek teşkil edecek olan Güney Kürdistan, statükonun bozulmasından zarar görecek olan devletlerin hedefi olabilecektir. Bu tür saldırılara karşı durabilmenin yolu ekonomik yapının güçlendirilmesi, rant ekonomisinden çıkılması ve ekonomik yeniden üretimin otonom hale getirilmesidir. Bunun sağlanmasının yolu Güney Kürdistan’ın ekonomik envanterinin çıkartılarak dinamik bir ekonomik kalkinma planının hazırlanarak yürürlüğe girmesinden geçmektedir. Siyasal, hukuki ve vergi düzenlemeleri yapılmış bir Güney Kürdistan’a diasporadaki kürt işverenlerinin de yatırımlarını yöneltmeleri çok daha anlamli olacak ve ekonomik kalkınmaya katkıda bulunacaktır.

Sağlam bir ekonomik yapı kurarak istikrarlı bir büyüme sağlayacak Güney Kürdistan’a yatırım yapamada Kurdistan’lı işverenlerin öncülük yapması ve bu sürece katkıda bulunmaları bir yurtseverlik görevidir. Bu anlamda, Kürdistan’lı işverenlerin ve sermaye sahiplerinin yönlerini Güneye dönerek ülkemizin ihtiyaç duyduğu ; girişimci, sermaye, teknoloji vb’nin ülkeye ulaştırmaları gerekmektedir. Zira, günümüzde ekonomik kalkınmanın en onemli faktörlerinin başinda yetismiş insan gücünün geldiği kabul gören bir yaklaşımdır. Ekonomisini üretken bir sistem üzerine kuran bir Kurdistan’da demokrasinin kurulması ve kurumlaşması daha kolay olacak ve bölge ülkeleri için bir model oluşturabilecektir. Böyle bir gelişmeden korkan bölge devletleri Güney Kürdistan’ı daha doğmadan yok etmek için harekete geçmislerdir. Buna karşılık, Kürdistan’lı işverenler güçleri oranında Güney Kurdistan’da yatirimlar yaparak ekonomik kalkınmaya katkı sunarak bölge devletlerinin saldırılarını boşa çıkartmaya yardımcı olmalıdır. Ayrıca, ekonomik anlamda kalkışa geçen Güney Kürdistan ihtiyaç duyacağı kalifiye elemanları gerek diasporadaki gerekse de Türkiye’deki Kürdistanlılardan sağlayabilir. Bu anlamda, üretken bir temelde ülkeye dönüşler organize edilmelidir. Ekonomik boyutta ki gelişim politik düzeyde ilgili kurum, parti ve liderler tarafından desteklenmelidir.

AB sürecinde Kuzey Kürdistan

Kuzey Kürdistan’a gelince, Türkiye’nin AB’ye giriş yönünde son yıllarda sağladığı gelişmeler ve Avrupa ülkelerinde önemli bir Kürt diasporasının oluşması, Kürdistan’ın bu parçasında olası gelişmelerin analiz edilmesinin önemini artırmaktadır. Kürdistan’ın yüzölçümü ve nüfus açısından en büyük parçasının Kuzey Kürdistan olması, bu bölgedeki gelişmeleri daha önemli kılmaktadır.

Dünya sisteminin entegre hale gelmesi ve globalleşme süreci ile uluslarüstü yapıların ve bloklarin başat hale gelmeleri ile oluşan ve derinleşen AB süreci Türkiye’yi de içine alacak bir şekilde gelişimine devam etmektedir. Uygarlığın beşiği olan Mezopotamya’nın yaşayan en eski halkı olan Kürtler ilk çağlardan beri Avrupa ile iliski içindedir. Bu anlamada, AB süreci içinde yer almak tarihi açıdan bir zorunluluktur. Ayrıca, Kürdistan’ın bölünmüşlüğünde Avrupa’nın belirleyici bir rolü olduğundan AB’ne üyelik sürecinin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. AB’nin gelişimi ulus devletlerin merkezi yapısını zayıflatırken, yerel ve bölgesel yapılar güçlenmektedir. AB’nin devletler Avrupası mi yoksa bölgeler Avrupası mı olacağı AB içinde tartışma ve mücadele konusudur ve gelişmeler bölgeler Avrupa’sının gerçekleşmesi yönündedir.

Bu kontekste, Kürtler AB sürecini derinleştirmeli ve Türkiye’deki dönüşümleri hızlandıran bir tarzla hareket ederek, Kürtlerin politik ve ekonomik haklarının tanınması için Belçika modeline benzer bir uygulama için projeler üretmelidir. Gerçekçi projeler üretilmesi durumunda, başarı şansının fazla olduğu açıktır. Çünkü, 20inci yüzyil başında büyük güçler tarafından oluşturulan Orta-Doğu haritasi yine bu güçlerin müdahaleleri sonucu değisim sürecine girmiştir. Bu güne kadar yapılan müdahalelerde hep zararlı çıkan Kürtler, bu süreci ilk defa iyi değerlendirerek karli çıkmak durumundadır.

Kürtler içinde dışarıya açık ve iş ilişkileri içinde olan işverenler bu süreçte ciddi roller oynayabilirler. Avrupa ülkelerinde yatırımları ve işletmeleri olan Kürt işverenler ; bir taraftan Kürdistan’da yatırım yaparak Kurdistan’daki ekonomik gelişmeye katkıda bulunurken diğer taraftan Avrupalı şirketlerle ortaklıklar kurarak ekonomik anlamda AB’nin Kurdistan’a yatırımlarının ve AB fonlarından yardımlarıniı yolunu açabileceklerdir.

Diğer parçalarda durum ve sonuç

Doğu ve Güney Batı Kürdistan’daki duruma gelince, bu parçalarda iç dinamikler şu anda belirleyici olmaktan uzaktir. Dışsal dinamiklere gelince ; süreci belirleyecek olan muhtemel bir ABD müdahalesi ile Kuzey ve Güney Kurdistan’daki gelismelerdir.

Sonuçta, Güney Kürdistan’da üretken ve otonom bir tarzda gelişebilecek bir ekonomik yapı kurmak için, Kürt isverenler dönemi iyi degerlendirerek bu surece aktif olarak katılmalıdır. Ekonomik gelişmenin yaratacağı kalifiye iş gücü ihtiyacı ise diaspora ve diğer alanlarda karşılanmalıdır. Yatirimlarını Kuzey ve Güney Kürdistan’da üretken sektörlere yönlendirerek ulusal saiklerle hareket eden işverenler olarak, ülkedeki işverenlerle birlikte çalışarak oluşturulacak Kürdistan ekonomisinin aktörleri olarak rollerini iyi oynamalıdır. Güney Kürdistan’daki federal yönetim ise ekonomik kalkınmayı sağlayacak düzenlemeleri yaparak sağlam bir ekonomik temel üzerinde çoğulcu demokratik bir siyasal sistem kuruluşunu sağlamalıdır. Kürdistanlılar ve özelliklede aydınlar bu süreci hassasiyetle izleyerek üzerlerine düşen rolleri oynamalıdır.

Ahmet ALİM Fransa, 23/12/2005

ahmetalim@wanadoo.fr


Seçimler sonrası Kürdistan’a yönelik ekonomik perspektifler-Ahmet ALIM

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Ekonomi:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.