Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Cemil Esad'la 5 saat
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Açılım Politikası ve Sivil Darbe Anlayışı
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Bejan ve diaspora
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Ankara bu sinsi oyunların farkında mı?
Aydın Dere
   
  
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 70

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Güney Kürdistan'ın öncü misyonu(3)-Nevzat Kızılban
Posted on Pazar, 07. Şubat 2010
Topic: Kürdistan
Güney Kürdistan bölge yönetimi Başkanı sayın Barzani, Irak’ın geri sosyolojisini, evrensel ve çağdaş değerlere dönüşümü üzerinde olumlu etkide bulunarak öncülük edebilir.

Güney Kürdistan'ın öncü misyonu(3)

Nevzat Kızılban

Irak Arap faşist Baas iktidarı dönemlerin ekonomik uygulamaları da tıpkı sosyal, siyasal ve kültürel soykırımlarda olduğu gibi halkların yaşamını olumsuz etkilemiştir. Irak’ın zenginliklerinin değerlendirilmesinde ırkçı faşist zihniyetin tutumu, Irak halklarının yoksullaşmasının temel nedenidir. Başta Petrol ve turizm gelirleri olmak üzere ülke gelirleri iktidarının devamı amacı için kullanılmıştır. Zora, baskı ve şiddete dayalı diktatörlüğünü savaş araç ve gereçlerine büyük maddi kaynaklar harcayarak sürdürmekte ısrar etmişlerdi.

 Bunun sonucunda Irak halklarına acı, yoksulluk ve tükenmiş bir ülke geriye bırakıldı. Bu manzarayı iki ana nedenle açıklayabiliriz. Irkçı nasyonalizmin geniş halk kitlelerine dayanmayan ve dar sınıf temelindeki iktidar hırsı ve emperyalist sermayenin kar hırsı, birbirini fütursuzca kullandılar. Ülke zenginlikleri talan edilirken, bir taraftan da savaş araçları için önemli bir Pazar yaratıldı. Bu gözü dönmüş Baas diktatörlüğünün emperyalist sermaye tarafından çok rahat kullanıldığının da açık göstergesidir.

 Yürüttüğü kirli politikalarıyla halkın özgürlük ve Demokrasi taleplerini baskı altında tutarak engelleyebileceğini hesapladı. Bu cesareti özellikle bölge sistemlerinden ve uluslar arası emperyalist sermayeden aldı. Her diktatöryal sistemde olduğu gibi bunlar da duyum noktasında egemenliğinin sınırlarını aşarak yayılmacı bir süreç başlatıp kendi sonunu hazırladı.  Tüm bu gelişmelerin Irak halklarına maliyeti büyük yıkım ve yoksulluğa mahkum edilmiş halk kitleleri oldu. O dönem ülke kaynaklarını talan eden ve ırkçı iktidara savaş araçlarını satarak pazardan büyük kazanç sağlayan emperyalist sermaye ise karları ile kaldı.

 Günümüzde Irak halkları tarihlerinden gerçek dersler çıkaracak erdeme ve iradeye ulaşabilir. Bugün de ülkenin sahip olduğu ekonomik değerler üzerinde emperyalist hesaplar olduğu açıktır. Bunların kendi çıkarlarını koruma doğrultusunda iktidarları belirleme gücü olduğu biliniyor. Ortaya çıkan bu gerçek karşısında halkları adına siyaset yapanların tutumu gelecek için belirleyici olacaktır.

 Tarif edilen nedenlerden dolayı zeminin sağlam olmadığı herkesin bilmesinde yarar vardır. Irak’ın zengin ekonomik kaynakları ülkenin başına bela açmaya devam edecek gibi görünüyor. Bölgesel güçler ile uluslar arası sermaye, sosyal, siyasal ve ekonomik çıkarlarını korumak için her türlü kozlarını ortaya koyacaklardır. Onların siyasal ve ekonomik çıkarlarının Irak halklarının çıkarları ile uyuşmadığı dün olduğu gibi bugün de ortaya çıkmıştır.

 Global ekonomik ilişkilerin egemen olduğu günümüz dünyasında süreci Irak halklarının özgür ve Demokratik geleceğine evirmenin koşulları yaratılabilir. Böyle bir politikanın zorlukları ortada, bıçak sırtında ve hassas politikalarla yol alınabilir. Ancak bazı dar sınıfsal grupların iktidar hırsı ve bölgenin ırkçı rejimleri ile ilişkileri, yeni dönemin handikapları olarak görülüyor. Geçmişte ülkenin yaşadıklarına paralel ırkçı-ideolojik dar sınıfsal politikalara yönelim çabaları süreci olumsuz etkileyecektir. Halkların çıkarları ile ırkçı ideolojik dar sınıfsal politikalar çelişmektedir.

 Ülke halklarının öncelikle geri sosyal alışkanlıklarından arındırılmasına öncülük edilebilir. Bu da eğitimle ve halkın her kesiminin özgür Demokratik örgütlenmesinin koşullarının sağlanması ile mümkündür. Bilinçli, çağdaş ve evrensel değerlerle yetişmiş bir halkın yönetime katılması ile birlikte ülke geleceğe umutla yürüyebilir. Böyle bir halkın üzerinde oyunların oynanması, belli çıkarlar doğrultusunda kullanılması kolay olmayacaktır. Bu vesile ile ülkenin sahip olduğu ekonomik değerlerin de halkın çıkarları doğrultusunda değerlendirme olanağına kavuşabilir.

 Tarihte de görülmüş ki belli bir sosyal sınıfın iktidarı ele geçirmesi, genel olarak halkların aleyhine politikalar ve uygulamalar gerçekleşmiştir. Zaten orta doğudaki sorunların kaynağı da buna benzer iktidarlardır. Bunlar ellerine geçirdikleri gücü ve kaynakları iktidarları için kullanmak zorundadır. Zor, baskı ve şiddet böyle dar sosyal bir sınıfın iktidarında ortaya çıkar. Korkuya dayalı bir sistem kurulur, belli bir sınıfın bütün halkın adına egemenliği kullanması onu bu politikalara yöneltir. Global sermaye de bu tür kitle desteği zayıf iktidarları daha kolay kullanabileceklerinin bilincindedir. İşte Baas rejiminin temel karakteri de böyle bir sosyolojiye dayanmaktadır. Bölgenin gerici-diktatör rejimlerini incelediğimizde buna benzer tabana dayanmayan zayıf sosyal yapıların iktidarda olduklarını, geniş halk kitlelerine hüküm ettiklerini görüyoruz. Görünenin ötesinde gizli anayasalara ve gündemlere sahipler. Ülkelerindeki seçimleri de faşist uygulamalarını perdelemek için yaptırırlar, Dünyaya da bunu  Demokrasi diye yedirmeye çalışırlar.

 Geçmişin hastalıklarını söküp atmanın yolu iktidarın halklaşmasından geçer. Belli bir sosyal sınıf iktidarın halklaşmasına itiraz edecektir. Ancak tüm sosyal sınıfların temsil imkanı bulduğu özgür ve Demokratik bir iktidar herkesin geleceğinin güvence altına alınması demek olduğu da bilinmelidir.

 Bu sürecin Irak’ta dar sosyolojik sınıf hesapları ve egemenliğinden kurtarılması için Güney Kürdistan halkına ve yönetimine önemli ve hayati görevler düşmektedir. Ülkenin bu bölgesinde özgürlük ve Demokrasinin farkında olan, onun için ağır bedeller ödeyen Kürt halkı  yaşamaktadır. Demokrasinin evrensel ve çağdaş değerlerini kurumsallaştırarak ve yaşayarak bölgesinde model olabilir. Halkın bilinçli Demokratik örgütlü gücünü yaratabilir. Bu gücün yönetimde rol almasının alt yapısını daha da etkinleştirebilir. Bölgede ekonomik kaynakların sosyal adalet içinde eşit paylaşımı için yasal ve anayasal altyapıyı oturtabilir. Üretimden gelen gücün örgütlenmesinin yasal ve evrensel koşullarını sağlayabilir. Gençlerin ve kadınların sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik yaşamın Demokratik örgütlü gücünün oluşmasının koşullarını yaratabilir.

 Güney Kürdistan bölge yönetimi Başkanı sayın Barzani, Irak’ın geri sosyolojisini, evrensel ve çağdaş değerlere dönüşümü üzerinde olumlu etkide bulunarak öncülük edebilir. Böylece Irak’ın zengin kaynakları üzerinde emelleri bulunanların Irak Arap halkının dar sosyal bir sınıf iktidarını oluşturup, kullanmasının önü kapanacaktır.

 Bölge Devletlerinin hem ekonomik hem de siyasal olarak Irak’la çelişkileri bulunmaktadır. Bu Sistemlerin çözemedikleri iç sorunlarını ihraç etmek zorunda oldukları biliniyor. Güney Kürdistan yönetimi bu sorunlarla iç içedir. Mevcut sorunlara güncel politikaların ötesinde bakmak gerekecektir. Bu sorunları görmezden gelemez, kalıcı ve çağdaş çözüm politikaları ile mevcut sorunların üzerine gitmelidir. Ülkenin içte sağlayacağı özgürlük ve Demokratik kazanımları kaçınılmaz olarak dış politikasına yansıtacaktır. Haklı pozisyonda ve temel insan hakları ve evrensel hukuk çerçevesinde bölgesindeki sorunların çözümünü istemeli ve dayatmalıdır.

   İran'ın, Suriye'nin, Türkiye'nin birer kürt sorunu var ve güney kürdistan bölgesine ihraç etmeye çalıştıkları da bir gerçek. Bölge Devletlerinin haksız zemindeki bu politikalarını uluslar arası kurumlara taşınması ile doğru çözümler sağlanabilir. Bölge Devletlerinin amacı sorunların çözümünden ziyade Güney Kürdistan bölgesini de kendi gerici, zora dayalı diktatör sistemlerinin içine çekmeye yönelik olduğu bilinmelidir.

nkizilban@gmail.com


Güney Kürdistan'ın öncü misyonu(3)-Nevzat Kızılban

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.




Ortalama Puan: 4
Toplam Oy: 3


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Kürdistan:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.