Un çuvalı
Bermal Melik
Bülent Arınç , siyasi dengeleri iyi koruyan ve AK Partinin ikinci ve önemli şahsiyetlerinden biridir.
Siyasi birikim ve tecrübelerini zaman zaman , çesitli Siyaset Akademisi toplantılarında paylaşmaktadır.
Bu toplantılardan birini de geçtiğimiz aylarda Urfa da gerçekleştirmişti.
Konferans Demokrasi ve Siyaset üzerineydi.
Konuşmasında açılımı anlatırken siyasetin dengeleri ve hassasiyetini vurguluyordu.
Bu vurgusuyla ,siyaseti ve siyasetin inceliklerini daha iyi anlatmak icin bir çok yerde anlattigi "Un çuvalı" hikayesini Urfada da yineledi.
İlginç ve düşündürücü bulduğum bu hikaye neyi anlatmak istiyordu.?
Hikayeye göre , Siyaset Un çuvalını patlatmama sanatıdır.
Ne demekti Un çuvalini patlatmama sanatı.!
Rivayet olunur ki, Muhyiddin ibn Arabî bir gün İskenderiye limanında gemiden un boşaltmakta olan hamalları seyretmektedir.
Baş hamal yüksekçe bir yere çıkmış sürekli talimat vermektedir: "Enes, evladım, çuvalı siyasetle tut. Malik, oğlum, çuvalı siyasetle taşı.
Ahmet, yavrum, çuvalı siyasetle indir!"
"Un çuvalı taşımanın siyasetimi olur",diye düsünür ve İbn Arabî hamalbaşına yaklaşır "çuvalı siyasetle indirme" nin ne manaya geldiğini sorar.
Cevap: "Siyasetle indirmek, çuvalı patlatmamaktır."
O büyük zat şöyle cevap vermiş. “Un çuvalı taşımanın siyaseti de tozutmamaktır.” demiş.
Tabi bu çok önemli, iş yaparken etrafı rahatsız etmeden yapmak gerek.
Patladıktan sonra, döğünmenin faydası yoktur!"
Türkiye gündemini son günlerde siyasi atışmalar işgal ediyor.
Başbakan Tayyip Erdoganin polemikleri , Başbakan Yardımcısı Bülent Arıncın Güldal Mumcu ile girdiği tartışmalar ülke gündemini oluşturuyor.
Şu anda herkes bunları konuşuyor.
Televizyonların, radyoların, gazetelerin gündeminde bunlar var.
Bir ülkenin meclisi o ülkenin aynasıdır,orda huzur yoksa halkta da huzur yok demektir.
Tabi hal böyle olunca sokaktaki insanın gündemini de bu tartışmalar oluşturuyor.
Aslında tartışma dengeli ve ölçülü olsa; gerçeklerin ve doğruların ortaya çıkmasına vesile olur.
Bu anlamda ölçülü seviyeli tartışmalardan faydalı neticeler elde edilir.
Ama birbirlerini karalamaya matuf tartışmalardan ne tartışanlar, ne devlet, ne de millet karlı çıkar, kimseye de faydası olmaz.
Ülke sadece zaman kaybeder. Şimdi maalesef bu tartışmalardan ülke kaybediyor.
Şu anda bu ülkede yapılması gereken çok iş var.
Ekonomik krizin atlatılması, Demokratik açılımın hızlanması, Anayasa değişikliği gibi ciddi sorunlar mevcut, şimdi uğraşılması gereken şeyler bunlar sanırım..
Bu problemlerin çözümüyle uğraşılsa ülke de kazanır, halk da kazanır, mevcut iktidar da kazanır.
Maalesef buna benzer durumu biz Türkiye’de de göremiyoruz.
Üslubun sertleşmesi, siyasilerin birbirlerine hakarete varan ithamları milleti genelde rahatsız ediyor.
Millet bunun hesabını sandıkta sorar ama bu konuda zaman kaybedilmiş, yapılması gereken işler yapılamamış oluyor.
Siyasetçilerin seçim zamanı dışında birbirleriyle atışmaları enerji kaybına yol açar.
Ülkenin problemlerine odaklanması gereken zamanda başka şeylerle uğraşınca hem zaman hem de güç kaybı meydana geliyor. Bence muhalefet, mevcut iktidarların yaptığı her işi eleştiriden ziyade, alternatif fikirler üreterek ülkenin gelişmesine katkı sağlamalı. Bu konuda hükümette olanlar da, muhalefet yapıcıysa muhalefetin fikirlerinden faydalanmanın yollarına bakmalı.
Bunların yapılabilmesi için insaf sahibi siyasetçiler olması gerekiyor.
Netice itibariyle Türkiye için kaybedilecek zaman yok.
Hem iktidarda olanlar, hem muhalefette olanlar, ülkeleri için faydalı olabilecek ve toplumu germeyecek üslup içinde olurlarsa; hem ülke kazanır, hem halk kazanır, hem de bu üslubu kullananlar kazanır.
Güldal Mumcunun deyimiyle "odasını basan" , Bayan Milletvekili Emine Ayna icin "yaratık" diyerek siyasette cinsel ayrımcılık yapmaktan çekinmeyen Arınc a ve muhalefet partilerine meşhur ( Arıncın ) hikayeyi hatırlatma yarar var.
"Siyaset, un çuvalını patlatmama sanatıdır ."
Siyaseti böylesine kaygan bir zemine oturtacak olurlarsa, delinmedik çuval bırakmayacaklar demektir
Bermal Melik-Düsseldorf
Bermal@gmx.de
7.2.2010