Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
Demirtaş yanlış kapı çalıyor Posted on Cumartesi, 06. Şubat 2010
Topic: Siyaset
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın BDP Kongresi’nde, “Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül, Kürtçe film yapsınlar” açıklaması zikredilen isimler ele alındığında çok da doğru bir çağrı değildir. Kürtçe film yapması gerekenler, Kürt halkının yanında yer alan, Kürt halkının ulusal ve kültürel hakları için mücadele eden Kürt sanatçılardır
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kürtçe film için yanlış kapıyı çalıyor
Robin Welat
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın BDP Kongresi’nde, “Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül, Kürtçe film yapsınlar” açıklaması zikredilen isimler ele alındığında çok da doğru bir çağrı değildir. Kürtçe film yapması gerekenler, Kürt halkının yanında yer alan, Kürt halkının ulusal ve kültürel hakları için mücadele eden Kürt sanatçılardır. Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül, Kürtlükten ve Kürt ulusal mücadelesinden uzak Doğulu sanatçılardır ama Kürt sanatçıları değildirler. Kürt halkının kimlik mücadelesinden uzak duranları ısrarla Kürtlüğe zorlamak, Kürtçe ürünler ortaya koymalarını istemek doğru değildir. Zaten Yılmaz Erdoğan, tiyatro oyunlarını, stand-up’larını, şiirlerini, filmlerini, televizyon şovlarını Türkçe diliyle yapmaktadır ve bu bir tercih meselesidir. Yılmaz Erdoğan, Kürt olduğunu bilen fakat bilinçli olarak bundan uzak duran bir kişidir. Öte yandan Demirtaş’ın ismini zikrettiği diğer bir isim olan Mahsun Kırmızıgül, Kürtlüğün PKK’liliği ve teröristliği çağrıştırdığını düşündüğünden genel olarak Zaza olduğunu söylemekte, bu şekilde Kürtlüğünü inkar etmiyormuş havası vermektedir. Mahsun Kırmızıgül’ün Zazalığının Kürtlük’ten kaçmak için kullanılan bir bahane olduğu çok açıktır. Amacım Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül’ü neden Kürtler’in ulusal hakları için bir şeyler yapmıyorlar diye suçlamak değildir. Erdoğan da Kırmızıgül de, Kürtlük meselesinin en ince ayrıntısını, getirisini ve götürüsünü düşünerek bilinçli bir tercih sonucu Kürtler ile aralarına bir mesafe koymuşlardır. Tercihlerinden dolayı suçlamak yerine tercihleriyle başbaşa bırakılması gereken kişilerdir. Zaten Yılmaz Erdoğan, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın çağrısının ardından yaptığı açıklamada, “Siyasetin, sanat üzerinde ‘yapsınlar, etsinler’ deme yetkisi yok. Ne yapacağımızın hatırlatmasının gereği de yok. Ben iyi niyetten kuşku duymuyorum ama sanatçı kendi algısıyla iş yapar. Ayrıca, Kürtçe iş yapmak da artık normal bir şey. Böyle olmamalı...Benim konuyla ilgili bir reçetem yok. Niyet önemli, üzerimize düşeni yapma iradesi önemli. Bunun kongrelerdeki popülist çağrılarla çözülecek bir şey olduğunu düşünmüyorum" dedi. Açıklamadan da görüleceği gibi Yılmaz Erdoğan, Demirtaş’ı sıradan bir siyasetçi olarak görüyor ve yapılan çağrısını da pek önemsemiyor. Demirtaş, Kürtçe film yapılmasından bahsediyor ki bu çağrı Kürt dilinin hayatın her alanında kullanılması ve geliştirilmesi ile ilgilidir. Ama Yılmaz Erdoğan, olayı klasik “siyasetçi, sanatçıya baskı yapmasın” kolaycılığına getiriyor. Yılmaz Erdoğan, “Bunun kongredeki popülist çağrılarla çözülecek bir şey olduğunu düşünmüyorum” diyerek Demirtaş’ı popülistlikle suçluyor ama kendi yaptığı filmler Organize İşler, Vizontele 1 ve 2 ile Çok Komik Hareketler Bunlar gibi televizyon dizilerindeki popülizmi görmüyor. Yılmaz Erdoğan, Kürtçe filmler ve diziler yaparak popülerliğini yitireceğini çok iyi biliyor ve bu yüzden Demirtaş’ı suçladığı popülizmi kendisini Türkler arasında var etmek için kullanıyor. En nihayetinde hatalı olan kişi Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül’e, Kürtçe film yapma çağrısı yapan Selahattin Demirtaş’tır. Demirtaş, popülizmin peşine takılmıştır ama Yılmaz Erdoğan’ın kastettiği tarzda bir popülizm değildir bu. Demirtaş’ın hatası, Doğulu popülist sanatçıların ismini zikrederek Kürtçe’ye bir ivme kazandırma çabasıdır. Kürt siyasetçileri ve kurum temsilcileri eğer Kürtçe film yapılmasını istiyorlarsa çalacakları kapı Yılmaz Erdoğan ve Mahsun Kırmızıgül’ün kapısı olmamalıdır. Kürtçe film yapılması isteniyorsa, Kürt halkı için bugüne kadar emek harcamış, bilinçli bir çabayla Kürt ulusal ve kültürel mücadelesine kendini katmış yönetmenlerin, senaristlerin, oyuncuların kapısı çalınmalıdır. Bu kişilerde, Kürtçe film çekme niyeti vardır fakat para yoktur, Erdoğan ve Kırmızıgül de ise para bol fakat Kürtçe film yapma niyeti yoktur. Amaç Kürt sinemasına ivme kazandırmaksa değerli Kürt yönetmeni Kazım Öz’ün destansı filmi Bahoz’un neden başarısızlığa uğratıldığının ve bu yönetmene neden destek verilmediğinin araştırılması, soruşturulması ve sorumlulardan hesap istenmesi gerekmektedir. On saniyelik sevişme sahneleri yüzünden ve propaganda yerine gerçeği anlatmasından dolayı Yönetmen Kazım Öz’e ve Bahoz’a haksızlık yapılması yer yer boykot edilmesi anlaşılır gibi değildir.