Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Sayın Erdoğan, gelecek bizimdir
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Öcalan niye devlet istemiyor!
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Kürtlerde göz oymacılık
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Kapitalizm ve iktidar olgusu
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 76

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Komünist Don Kişot/Bir gezi yaptı hayatı değişti
Posted on Cumartesi, 03. Temmuz 2004
Topic: Mizah
 
Onu, NATO karşıtı eylemlerde tekrar gördük. Tanıyanlar Don Kişot olarak bilir. Bazen atıyla karşınıza çıkabilir. İşte böyle küreselleşme karşıtı eylemcilerin arasında görünce, bir kenara çekip iki muhabbet edelim istedik


GÜNEŞ ÜNSAL
 
1996 yılında yaptığı gezi, hayatını değiştirdi. Kürt illerini ve "Ora"da yaşananları, sadece anlatılanlardan ya da günlük basından izlemenin dışına çıktı. Ve işte ondan sonra hayatı değişti. Ondan sonra paranın satın alamadığı değerlerin peşine düştü. Ve ondan sonra kendine nihai bir amaç seçti; "Bir komünist olarak ölmek".
 
Sözünü ettiğimiz kişi, bir süredir sansasyonel eylemleri ile basında yer alan Osman Akkuş, nam-ı diğer, Don Kişot. (Kendisi bu ismini çok sevdiği için biz de ona Don Kişot diyeceğiz.) Türkiye'den Irak'a giden canlı kalkanlardan biri olarak tanıdığımız Don Kişot, daha sonra Munzur Vadisi'ni korumak üzere Rozinante adlı atıyla beraber ve İstanbul surlarını NATO'ya kapatmak için yaptığı bireysel eylemlerle kamuoyunun karşısına çıktı. Ancak Don Kişot'un kronik eylemci, kronik muhalefet kimliği bu kadar yeni değil. Basında çıkanlar bunlar olmakla beraber, en önemli eyleminin 1996 yılında Kürt illerine yaptığı aylar süren gezi olduğunu söylüyor. Aslen çevreci olan Don Kişot, 1996 yılına kadar genel olarak çevre ile ilgili eylemler yapmış. Ancak 1996 yılında yaptığı geziden sonra, çevrecilik olayı onun için başka bir aşamaya sıçramış. Bu nedenle batıdaki çevrecileri "tatlısu çevrecileri" olarak tanımlıyor ve Kürt bölgesinde çevre ortadan kaldırılırken, ciddi boyutlarda doğa ve beraberinde insan, kısacası yaşayan her şey ortadan kaldırılırken, çevrecilerin Caretta Carettalar peşinde koşmasını anlamsız buluyor. İşte Don Kişot'un sözleri ile bulunduğu noktaya nasıl geldiğinin ve yapacaklarının kısa bir özeti.
 
'Adam Yerine Konulmayanlar Derneği'
 
"1989'dan beri kronik muhalifim. O zamandan bugüne hatırladığım eylemlerin içerisinde SASAYEK ses getirmişti. 1995 sayımlarında sayılmadığım için Sayılmayanlar ve Adam Yerine Konulmayanlar Derneği kurdum. 1996 yılına kadar kendi çapımda bunun gibi eylemler yaptım, ama takvimler 1996'yı gösterdiğinde, tüm Güneydoğu'yu gezme kararı aldım ve aylar süren geziden sonra, yıllardır sürdürdüğüm soyut çevreci anlayışımdaki eksikliği gördüm.
 
Bir gezi yaptı hayatı değişti
 
Bir gezi yaptım hayatım değişti, gibi bir şey. O zamandan bugüne denize gitmiyorum artık. Geziye Diyarbakır'dan başladım, Ergani, Midyat, Şırnak, kısacası köy köy, kasaba kasaba Bölge'yi gezdim. Yakılan köyleri, ormanları gördüm. O zaman düşünmeye başladım, neler yapabiliriz diye. Bence yapılacaklarda öncelik ekolojik köprüye verilmeli. O bölge ile tüm dünyada var olan ekoloji dernekleri arasında ekolojik bir köprü kurulabilmeli ki, Bölge'de yaşananlar anlatılsın, anlaşılsın ve bir an önce harekete geçilebilsin. Çevrecilik, eğer içinde insan yoksa hiçbir anlam ifade etmiyor artık benim için. Bu nedenle batıdaki çevreciler -ki ben onlara tatlısu çevrecileri diyorum- artık suya sabuna dokunmayan anlayışlarını bir yana bırakmalıdır ve gerçek anlamda çevrecilik yapmaya başlamalıdırlar.
 
Irmak kaplumbağalarını kim koruyacak
 
Ben onlara gelin orada politik bir tavır alın falan da demiyorum. Yine çevreciliklerini yapsınlar yeter. Örneğin bizim çevreciler şortlarını giyip Caretta Carettalar peşinde koşmayı marifet sayıyorlar. Neden? Çünkü nesli tükeniyormuş. Tamam, ben hiçbir zaman nesli tükenen bir canlıya yönelik yapılanlara karşı değilim, ama neden Kürt illerinde böyle bir faaliyetleri yok. Kürt illerini gezerken Malabadi Köprüsü'nün oralarda bir kaplumbağaya rastladık. Irmak kaplumbağası ve bu hayvanlardan Dicle'den başka yerde yok, üstelik de artık Dicle'de de eskisi kadar fazla değiller. Eğer çevrecilik bu çerçeveden bile yapılacaksa, Carettaları koruyanlar, ırmak kaplumbağasını da korumaya almalılar.
 
Ben de Kürt olarak doğabilirdim
 
Bölge'ye ilişkin gerçek bir kucaklaşmaya ihtiyacımız var. Samimi, içten gelen bir kucaklaşmaya. Bunlar eğer hissetmiyorsan eğer, AB kararı ile falan olmaz. Bölge'de yaşanan acıları anlamakla olur. Önce anlayacağız, orada ve tüm Türkiye'de var olan mozaik parçalarından birinin bile ortadan kaldırılmasına izin vermeyeceğiz. Bunun önemini hissetmeliyiz. Bizler de ben de Kürt olarak doğabilirdim ve bu yapılanlar benim başıma da gelebilirdi. Öyleyse onlar bizim kardeşlerimiz ve artık Kürt kardeşlerimizle kucaklaşalım.
 
Urfa köylülerinin eylemi çok anlamlı
 
NATO ve Amerika'ya karşı eylemlere baktığımızda da üç önemli eylem görüyorum. İlki 1 Mart tezkeresi için yapılan eylem, ikincisi İskenderun'daki TKP eylemi ve üçüncüsü de Urfa'da bulunan Büyükmirdesi köylülerinin Amerikalılara yumurta atma eylemi. Bunlar gerçekten çok etkileyici eylemlerdir.
 
 
Savaş artıkları radyasyon saçıyor
 
Bu arada İskenderun'daki savaş artığı metal yığınlarının ortadan kaldırılması, bunların dönüştürülerek kullanılmasının da gerçekten yasaklanması gerekiyor. Aslında, yasalara göre geçtiğimiz yıl 16 Eylül'de yasak konuldu, ama sermayedar bunlardan büyük kâr sağladığı için yasağı delmişler. Bağımsız kuruluşların yaptığı ölçümlere göre Bağdat'ta normalin 2 bin katı radyasyon var ve bu bölgede kullanılan aletler ve savaş artıkları da İskenderun'da. Metaller radyasyonu yıllarca taşırlar ve bu metaller demir olarak eritilip kullanılıyor. Çatal kaşık yapılıyor. Bunlara dokunulduğunda bile radyasyondan etkileniyoruz, kaldı ki mutfakta ya da hayatımızın içinde kullandığımızı düşünün. Bu nedenle bu bölgede tıpkı Çernobil sonrası Karadeniz'de artan kanser vakaları gibi kanser vakalarında artış görülecek. Çok geç olmadan buna da dur demeliyiz.
 
Boru hattı Kürt illerini sollamış
 
Bölge'ye ilişkin dikkatimi çeken bir nokta daha var. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı Kürt illerini pas geçerek İç Anadolu'dan geçirilmiş. Bunu yapmalarının gerekçesini coğrafi koşullar olarak açıklıyor yetkililer. Bunun doğru olduğuna inanmıyorum. Orada adı konulmamış bir temkinlilik var. İleriye dönük bir kaygı var. Önümüzdeki süreçte bu soru işaretinde yoğunlaşacağım. Bir de Munzur'un korunmasına ilişkin çalışmalarım olacak, diğerleri ile birlikte. Sonra da artık emekli olmayı düşünüyorum. Komünist değilim ama olmaya çalışıyorum. Umarım bir komünist olarak ölürüm.
 
EkGündem

Komünist Don Kişot/Bir gezi yaptı hayatı değişti

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Mizah:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.