Dersim Festivali içinde sürekli aşiretcilik ve Partizancılık yapılmıştır, adam kayırma politikalarına bence artık son verelim ,hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz icin olmalı. Biz bölündükçe Dersimliye – kendimize mezar kazıyoruz bilelim.
BARAN'ların EFSUNLU KLAMLARI
Dersimli ve Axucan Ocağından olan Mahmut BARAN, stranlarının, klamlarının bir kısmını Babası Mahmut Baran`dan alır. Köydeki lakabıyla Deli Meme saz çalar , cem tutar, beyit söyler ve „Braca“ çalar, yani kemanın bir büyuğü olan 1/ 2 keman.
Bu keman özellikle Ruslarda veya Ermenilerde kullanılan.Çelonun bir küçüğüdür. Yani yarım olan Kemandır. Kolları uzun olan insanlar, bu normal kemanın bir büyüğünü çalarlar. Buna „ Braca“ denir. Normal Kemanlar çeyrek olanlardır.
Mahmut Baran 1922`de doğar ve 1937 Dersim katliamını bizzat yaşar, 1964`te TRTye giden ilk Dersimli Kürt Dengbejidir, 1965`de Almanya'ya gelir ve hep babasından ve tütün kaçakçılığı yaptığı yıllarda gezip gördüğü Dersim Dağlarındaki klasik klamları, stranları, lawik, ağıtları ve Kızılbaş beyitleri söylerdi. Bunlara eşlik eden enstrüman, ya sazı, ya kemanı ya cümbüşü veya da kavalıydı. Almanya'da yasak olmayan bir ortamda Mahmut Baran içindeki duyguları sazı, cümbüşü ve kemanıyla özgürce döker ve böylece de Almanya'daki Dersimlileri ve diğer toplumları çevresinde buluştururdu. Onun gibi işçi olan özellikle Dersimli ve diğer Türkiyeli hemşerlilerine; Kürtçe'nin Kurmanci ve Kırmanci lehçelerinden, bazen de Türkçe klamlar, stranlar, lawikler ve Türküler söyler.
Bir gün Berlin'den Dr..Sükrü yanına gelir. „Yahu Mahmut Baran, gel sana kaset yapalım“ der. Ama Mahmut Baran, Dersim katliamından 23 canını diri diri yakan Türk Devletinin askerlerinin korkusunu üzerinden atamamıştır. „ Hayır“ der „ben iki evliyim 10 çocuğum var. Türkiye'ye dönemem.“ deyip itiraz eder. Kaset yapmaya yanaşmaz ama hemşerililerini de kırmaz, getirdikleri teyiplere klamlarını söyler, her gelen Dersimliye bir kaset yapardı.
Oğlu Ali Baran, o dönem Almanyada'dır. Her haftasonu olan klam, ağıt fasıllarını izler ve etklilenir. Daha 18 yaşındadır. Babası onu Almanya'ya Türkiye'deki 1972 olaylarından etkilendiği için, kurtarayım diye getirmiştir. Ama Ali Baran yurtdışında babasının geçmişini Dersim katliamını bir filim şeridi gibi beyninde canlanir babasının hareketlerini gözetler ve onun etkisi altında kalır. Dersimin acılarını, katliamını babasının ağıtlarında yaşar. Çok ama çok etkilenir ve 18 yaşında babasının ağıtlarını klamlarını söylemeye başlar.
„Tew lê Tew lê“, „Xerib xerib“, „derdo derdo“ söyledikçe de 1975`de bir kaza sonucu ölen Mahmut Baranı yeniden diriltir.
Herkes özgün Türkçe – Kürtçe müzik yapıp söylerken Ali Baran Dersimin ağıtlarını söyler. 1976`da Hozatta bir gecede Ali Baran, „Diyarbekir bişewiti“ parçasını sahnenin perde arkasında okumaya okur. „Alpagut Olayı“ piyesini oynayanlar, Ali Baran’a da yer vermişlerdir. Ama Kürtçe ağıt olay yaratır. Ali Baran, polislerin hışmımdan kurtulmak için arka pencereden kaçıp canını kurtarır. Ancak bu nedenle arkadaşları tutuklanır sorgulanır. Kürtçe söyleyen kimdi, diye dayak yerler.
Ali Baran, Mahmut Baran`dan aldığı o kültürü devam ettirir. Ilk kez 1982`de „Lo Ware“ kasetini yapar ve „Malan barkır“ ağızlardan düşmez,1984`de „Deriye Hepisxane“ ile devam eder. 1985`de Kürdistan Yurtseverleriyle HUNERKOM la birlikte calışıp Mahmut Baran`ın ilk resmi kaseti „Derdo Derdo“yu yapar, Mahmut Baranı diğer Kürdistanlılara da tanıtmış olur. Gerilla o dönemde Dersimde gittikleri evlere Mahmut Baran`ın müzik kasetiyle giderler, Dersimlinin kanayan yarasını Mahmut Baran`ın sesiyle yeniden beyinlerde canlanır.
Ali Baran kendisininde besteleyip söylediği 3üncü ve tanıtımına katkışı olan en önemli Albümü 1987`de „Ey Dersime“ adıyla yapar ve „Ax Baba“ parçasınıda bu albümde okur. Bu parçayla „Kızılırmak Grubu“ meşhur olur. Aynı albümde „Lori Lori (dımılki) parçası var. Onu da Fırat Başkale okur ve o ilk kasetle tanınır.
Sonra 1993 de Ali Baran Melike Demirdağ ve Şanar Yurdatapanla Türkiye'ye döner, Arif Sağ ile „Deste ma“ adlı albümü yapar. Orada „Demme demme“ parçasını okur. O parçayı da 1995`de „Kardeş Türküler“ okur ve popüler olurlar. Daha sonra Ali Baran 2000´de 6ıncı albümünü „ Evina me“ yapar.
Burada okuduğu „Tew lê Tew lê” parçasını Mikail Aslan ilk albümüne alır. Ahmet Aslan „Xerib Xerib“ parçasını okur onun da ilk albümüdür ve o da iyi tutar.
Bunları söylerken dostların yanlış anlamalarını istemiyorum. Ben kimseyi töhmet altında tutmak da istemem. Hatta ben o Baranların ağzından çıkmış klam ve ağıtları söylüyenlere teşekürlerimi sunarım. İyi aranje ettiler. Belki de Ali Baran'dan daha iyi söylediler. Ama bu Mahmut Baran'ın ve Ali Baran'ın emekleri, çalışmaları üzerinde gerçekleşti. Bu müzik camiasında en çok harcanan Ali Baran olmuştur. Grup Kızılırmak ve Kardeş Türküler, Ali Baran'ın ismini dahi zikretmemiştir. Hadda Ali Baran, Kalan ile „Demme Demme” yüzünden mahkemelik olmuştur. Daha sonra Kalan Ali Baran'ın ismini yazmıştır.
Bu Kürt klamlarını, stranlarını ve ağıtlarını, Kızılbaş beyit ve semahlarını Dersim'de bu aile taşıyıp günümüze getirmiştir. Kimsenin kuşkusu olmasın, Ali Baran; dedesinden, babasından ve köylülerinden aldığı bu kültürü günümüze taşıyıp getirmekten gurur duymaktadır. Baran ailesi, Kızılbaş beyitlerinde büyük bir rol oynamıştır. En azından önemli bir payları vardır.
Bunu yaparken diller arasına bir fark koymamış dimili lehçesini ve hadda türkçedeki çok Alevi Beyitinide günümüze taşımıştır „Axzonig“ parçası gibi „Hozat“ ağıtlarıyla Mahmut Baran`ın -Ali Baran`ın „Ey Dersime ve Ağbaba“ klamlarıyla ve sesiyle Dersimli kendi benliğiyle kültürüyle bir daha buluşmuştur, asimlasyonun önünde bir engel olabilmiştir düşüncesindeyim. Ama bizim çok Dersimliyim diyen aydınlar veya diğer müzik eleştirmenleri bu birikimi bu katkıları malesef görmemezlikten gelmiştir yada farkında değildir ki .(Esmer Dergisinde Saleh Kevirbirinin yazdığı hariç) bir satır yazı yazılmamıştır
Bunun yanında üzülerek söylemek istiyorum ki, 8 tane Dersim Festivali yapıldı, ama hala Mahmut Baran' a veya Ali Baran'a bu katkıları nedeniyle ne bir teşekür yapmayı dahi düşünmediler. Dersim Festivali içinde sürekli aşiretcilik ve Partizancılık yapılmıştır, adam kayırma politikalarına bence artık son verelim ,hepimiz birimiz için, birimiz hepimiz icin olmalı. Biz bölündükçe Dersimliye – kendimize mezar kazıyoruz bilelim.
Bunu sadece hatırlatmak istedim. Dersimli Kürtlerin iki lehçesiyle söyleyen Baran Ailesinin ve Agucan Ocağının rolünü düşünmeleri açısından bir daha hatırlatmak istedik.
Ali Baran
A.baran@web.de
|