Bizden başka ulusal marşı ‘Korkma!’ nidası ile başlayan bir ulus var mıdır? Hiç sanmıyorum! Oysa biz değil miyiz çocuklarımızı ‘Türkler hiçbir şeyden korkmaz!’ diye yetiştiren! Ama sonuç olarak Türklerin korkusuz insanlar olduğu savı pek de doğru değil galiba. Hatta tam tersine, oldukça korkak insanlar olduğumuz anlaşılıyor.
Korku / Türker Alkan- Radikal
Bizden başka ulusal marşı ‘Korkma!’ nidası ile başlayan bir ulus var mıdır? Hiç sanmıyorum! Oysa biz değil miyiz çocuklarımızı ‘Türkler hiçbir şeyden korkmaz!’ diye yetiştiren! Ama sonuç olarak Türklerin korkusuz insanlar olduğu savı pek de doğru değil galiba. Hatta tam tersine, oldukça korkak insanlar olduğumuz anlaşılıyor. ‘Bağımsız Eğitimciler Sendikası’, İstanbul’da ve Ankara’da 18-30 yaşlarında 2 bin 996 gencin üzerinde araştırma yapmış. Sonuç kötü. Türk gençlerinin tümüne yakınının (yüzde 94) fobisi var, yani bir şeylerden korkuyorlar. En çok korktukları ise sırayla: Ölüm, dini inanç kaybı, cehennem ve deprem. En çok korkunun dinle ilgili konulardan kaynaklanması düşündürücü. Bu durum biraz da dini inancın sevgiden çok korkuya dayanmasından kaynaklanıyor olamaz mı? O kadar çok günah ve günahın türevleriyle karşı karşıyayız ki, istediğiniz kadar iyi niyetli olun, günahsız bir gün geçirmek neredeyse mucize gibi bir şey! Birkaç gün oluyor, ‘zina’ konusuna değinmiştim. Aman Allah’ım, ne çok zina çeşidi var: Göz zinası, kulak zinası, dil zinası, el zinası, ayak zinası... Zina günahına düşmeden bir günü geçirmek imkânsız gibi bir şey! Aslında bu bakımdan Hıristiyanlık da pek farklı değildir. Hz. İsa, “Bir kadınla sevişmeyi düşünen zina yapmış olur” demedi mi? Bu da ‘düşünce zinası’ olmalı. Bu konuda en anlaşılmaz öykülerden birisi Tevrat’ta anlatılandır. Tevrat’ta, zina eden kadının ve erkeğin ölüm cezasına çarptırılacağı bildirildikten sonra Hz. Davut’un öyküsü anlatılır. Hz. Davut sarayının çatısında dolaşırken komşu evlerden birinde yıkanan bir kadın görür (göz zinası). Kadının kim olduğunu araştırır, ‘Hititli Uriah’ın karısı’ olduğunu öğrenir. Davut, çok iyi bir asker olan ve kendisine sadık olan Uriah’ın komutanına bir mektup gönderir, “Uriah’ı, savaşın en kızgın olduğu yere gönder, sonra arkasındaki askerleri geri çekerek öldürülmesini sağla!” Kahraman Uriah savaşta ölür ve güzel karısını Hz. Davut alır. Davut bu yaptıklarının cezasını cehennemde çekecek mi, bilmiyorum. Sadece zina suçu değil, katmerli günah işlemiş. Allah taksiratını affetsin! Bizim gençlere gelince, Hz. Davut kadar günahkâr olmasalar da, kendi çaplarında günaha bulaşmaları ve soluğu cehennemde almaları kaçınılmaz görünüyor. Sorun sadece el zinasından veya göz zinasından ibaret değil ki, bir de imanı kaybetme korkusu var! Kuran’da en çok cehenneme gidecekler arasında inancını yitirenler sayılır. İmanı sağlam olmayanların bu dünyada da işleri kötü gider: “Gerçek şu ki, inkâr edenler, (insanları) Allah’ın yolundan engelleme için mallarını harcarlar, bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğrayacakladır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.” Korkudan bol ne var ki? Okulda başarısızlık... Aşkta başarısızlık... İşte başarısızlık... Farkına bile varmadan zina yapma... Sırat köprüsünden içinde zift kaynayan kazanlara ‘cup’ diye düşme... Hz. Davut da cehennemde komşumuz olur mu acaba?
|