Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
Öykülerimiz-Yaser EDESSA Posted on Cumartesi, 20. Eylül 2008
Topic: Kültür-Sanat
Mesela unutmaktı dilini... Konuşmamaktı, yazmamaktı... Bilmemekti tarihini… Yaşamamaktı kültürünü... Yozlaşmaktı... Erimekti... Üst kimliğe boyun eğmekti... Altta kalmaktı her daim... Özenmekti, özüne yabancılaşmaktı... Zahmetine katlanmamaktı hiçbir şeyin... Bedel ödemekten kaçınmaktı alçakça...
Öykülerimiz
Yaser EDESSA
Herkesin yaşanmış öyküleri vardır. Herkes bir öyküdür aslında. Adı-sanı-türü farklıdır, değişiktir. Öykülerimiz; trajiktir kimi zaman. Kimi zaman traji-komik... Ve bazen de bir trajedidir öykülerimiz. Öykümüz bizizdir aslında. Bizlerizdir öyküler.
Buram buram köy kokar öyküsü (kimi) insanın. Meleşen kuzuların sesine... Kavalın ezgisine götürür... Dağlara... Hani başına bir haller gelmiştir... Almıştır başını dağlara vurmuştur kendini bir kavim... Bahtsız kavim... Kavimler kavmi...
Bu, öyküsüdür bir insanın... İnsanlık ailesinin, bir parçasının...
Bedel tohumlarını ekmiştir her paresine cihanın... Kanıyla, sonsuz kereler sulamıştır oluk oluk... Yılmamıştır... Özgür olmak bir serüvendir ve o henüz başlangıcındadır… Engebeli ve sarptır yolları…
Bu da; trajedidir insanın... Öyküdür; öykülenemeyen...
Traji-komik olan ise ki o da öyküdür kendince... Öykü... İnsanın yani... Yani... Yani soluksuz anlatamadığın... Gülüp geçtiğin... Bir acı tebessümle geçiştirdiğin... Dalganı geçtiğin… Bu, öykülerin yüz karasıdır. Ağlanası haline gülünesi halleridir insanın... Bu da öyküdür... İlginçtir...
Öyküler... Öyküler... Öyküler...
Nereden başlayıp, nerede bitireceğini bilmediğin/bilemediğin öyküler...
Ben de nereden başlayıp, nerede bitirebileceğim bir öykü(mü) yazmak isterdim... İstiyorum... Öykü dedim: Trajiksin, Traji-komiksin ve bazen de onulmaz bir Trajedisin...
Trajedi; halkımın/mazlumun içinde durmadan kıvrandığı bir hikâyeler bütünüdür... Öyküdür yani o da... Trajik olan; kendini/kentini ve yurdunu tanımamaktı... Bilmemekti... Traji komik olansa; kendini tanıdığını/bildiğini sanmaktı şuursuzca… Kölece yaşamın farkındalığına varmamaktı… Gafleti yaşamaktı düşman ininde…
Yani özcesi; yaşanmışlıklarından ders çıkar(t)mamaktı kendinin...
Mesela unutmaktı dilini... Konuşmamaktı, yazmamaktı... Bilmemekti tarihini… Yaşamamaktı kültürünü... Yozlaşmaktı... Erimekti... Üst kimliğe boyun eğmekti... Altta kalmaktı her daim... Özenmekti, özüne yabancılaşmaktı... Zahmetine katlanmamaktı hiçbir şeyin... Bedel ödemekten kaçınmaktı alçakça...
Ya da uzun sözün kısası... Öyküsü demek belki daha doğru olur... Onlarında vardır bir öyküsü... Öyküler içinde bir başka öykü...
Özgür tutsakların öyküsü...
Bu yazımı okuyanın/okuyanların, mutlaka yazması vardır zannıyla ve bilcümle umusuyla... Ve alakaya maydanoz bitiş/sonuç cümlemle ya da cümlelerimle; Lütfen (C)ezaevlerinde ( c )eza çeken/çektirilen arkadaşlarınız/arkadaşlarımız varsa/yoksa; onlara bir-iki satır v.s. bir şeyler yazma zahmetine katlanırlar mı?
Çünkü onların öyküler bambaşkadır... Ve gerçekten çok trajiktir; halden bilene... Ve görene... Ve yaşayana... Ve bir an olsun yaşayıp, yaşatmak isteyene... Popülist deyimle; empati kurmak isteyene…
Onlar göndereceğiniz bir-iki satır mektupla gerçekten anlatılamaz derecede mutlu olacaklardır... Belki özgür olmayacaklardır ama, özgürlük için bedel öderken o kuytu hücrelerde, yalnız olmadıklarını hissedeceklerdir...
Bence her insan bir-iki kelam yazma zahmetine katlanabilir... İlla edebiyatı parçalamaya gerek yok... Sanırım bir iki hal sormaların bile edebiyatını yapabiliriz... Tecridin duvarlarını yazacağınız bir mektup karesi kırabilir ancak…