Evet, ilk Kürtçe hip hop’u ben lanse ettim. Ailem bana çok destek verdi. Alman basınından da çok destek aldım. Bir kadın olarak büyük bir başarıya imza attığım söylendi. Geçen yıl Almanya’da yapılan G8 toplantısını protesto için solcuların düzenlediği bir etkinlikte rap yaptım. Büyük alkış aldım. En büyük hayalim doğduğum topraklarda konser vermek.
Mardin Midyat’an Batman’a, Batman’dan Almanya’a uzanan bir hayat hikâyesi Dezz Deniz’inki. 12 yaşında ailesiyle birlikte Almanya’ya göç ederek gurbetin zor yaşamına adım atan Dezz Deniz, Avrupa’da Kürt hip hop dalgasını başlatarak bir ilke imza attı. Almanya’da uyum sorununun ve yabancılaşmanın getirdiği yaraların kendisini, kültürünü sorgulamaya ittiğini belirten Dezz Deniz, en büyük hayalinin bir gün doğduğu topraklarda büyük bir konser vermek olduğunu söyledi.
1983 yılında bir Kürt ailenin kızı olarak Mardin Midyat ilçesinde dünyaya gelen Dezz Deniz, babasının öğretmen olması nedeniyle ilkokulu Batman’da okudu. 12 yaşında ailesiyle birlikte göç eden genç kadın 13 yıldır Almanya’nın Bonn kentinde yaşıyor. Yıllar boyunca gurbet koşullarına ayak uydurmak için mücadele veren Deniz, kendi kültürünü doyasıya yaşayamadığını anlattı. İki kültür arasında sıkışmanın getirdiği isyanı, okul arkadaşları araclığıyla tanıştığı hip hop ile atlatan Dezz Deniz, 4 yıldır Avrupa sahnelerinde kendi dili olan Kürtçe rap ile ötekilleştirmenin verdiği yaraları sözcüklere yansıtarak, izyelenleriyle paylaşıyor. Hip Hop ile birlikte duygu ve düşüncelerinin butünleştiğini belirten Dezz Deniz, hip hop’un haksızlığa karşı çıkabilecek en güzel dil, başkaldırı duruşu, bir çığlık, bir isyan rengi olduğunu söylüyor. Kendi dilinde kendini ifade etmenin ne kadar doyurucu olduğunu dile getiren Deniz, Türkiye’de Kürt diline ve kültürüne karşı neden halen yasakçı bir zihniyetle yaklaşıldığını da anlamadığını belirtiyor.
»Yabancılaşmadan söz ettin. Avrupa’da gurbetçi olarak ne gibi zorluklarla karşılaştın?
Aslında iki yabancılaşma yaşadım. İlk yabancılaşmam Avrupa’da farklı dil, din, kültüre ait insanların yabancılara kucak açmadığını gördüm. Almanya’ya geldiğimizde hiç Almanca bilmiyordum, o yüzden kendimi ifade edebilene kadar geri itilmişlik içersinde çok zor oldu. İkinci yabancılaşmamı ise Türkiye’de yaşanan Türk ve Kürt ayrımında yaşadım. Solcu kesim haricinde, Türkler tarafından bir dışlanma hissetim. Türkiye’de yaşanan politik kavgalar Avrupa’da yaşayan kesimleri de etkiliyor.
»Öteki gibi hissetmenin, kendi kültürünü sorgulamaya ittiğini söylüyorsun. Bunu açar mısın?
Bu yabancılaşma sonucunda, sanki tutunacak bir dalım kalmadı gibi bir hisse kapılıp, bunalıma girdim. Kendi kültürümü yaşayamadığımdan; Ben kimim? Neden bu kavgalar? Neden Kürtçe yasak? Neden bu dışlanmışlık gibi sorularla boğuştum bunalım dönemimde. Türkiye’nin doğusunda yaşanan acılar, zorunlu göçler, işkenceler, olağan üstü haller... Bunları araştırmaya başladım. Kürtçe’ye daha çok ağırlık verdim, kitaplar okudum, ailemi ve çevremi sorguladım.
»Hip Hop dalgasıyla bu dönemde mi tanıştın?
Evet, orta okula giderken arkadaşlarım aracılığıyla hip hop’la tanıştım. Hip hop bana cesaret verdi, bunalımıma ilaç oldu. Kendimi özgür hissetim ve sınırsız düşüncelerimi yansıtabileceğim tarzı bulmuş oldum.
»Bestelerinde ne gibi konuları ele alıyorsun?
Toplumsal, güncel, kadın sorunu, siyaset, gençlik, sağlık, protest benzeri her şeyi dile getiriyorum.
»Avrupa’da Kürtçe rap ile bir ilke imza attın gelecek projelerin neler?
Evet, ilk Kürtçe hip hop’u ben lanse ettim. Ailem bana çok destek verdi. Alman basınından da çok destek aldım. Bir kadın olarak büyük bir başarıya imza attığım söylendi. Geçen yıl Almanya’da yapılan G8 toplantısını protesto için solcuların düzenlediği bir etkinlikte rap yaptım. Büyük alkış aldım. En büyük hayalim doğduğum topraklarda konser vermek. Doğu’da ve Güneydoğuda nasıl karşılanacağımı bilmiyorum çünkü bizim kültüre yakın bir tarz değil benim tarzım, ama umarım beğenirler. Halkımla özlem gidermek, onlarla bütünleşmek istiyorum. Orada ezilen ve halen törelere bağlı yaşayan kadınlara yardım eli uzatmak istiyorum. Bu konuda da besteler yaptım ve yapmaya devam edeceğim.
»Türk ve Kürt halkına ne mesaj vermek istersiniz?
Türk ve Kürt halkının kardeşçe yaşamasını diliyorum. Bu konuda da üzerime ne düşerse yapmaya hazırım. Avrupa’ya döndüğümde burada yaşadığım birikimleri, gördüklerimi, düşüncelerimi oradaki halka aktaracağım. Şu anda İstanbul’da gördüğüm kadarıyla insanlar kendi anadilinde kendisini ifade edebiliyor, müzik dinleyebiliyor. Bunun da çok güzel bir gelişme olduğunu düşünüyorum.
ZEYNEP KURAY
|