Yoksa Kürt sorunun çözümüne yönelik devletin bir mütabakatı mı var, gibi salakça bir düşünceye kaptırıyorum kendimi. İnsanoğlu işte beşer-şaşar misali hayallere dalıyorum... Ama çabuk toparlandığımı da itiraf etmeliyim.
İTTİHAT VE TERAKKİ’DEN ERGENEKON’A
Rodi Baz
Son günlerde Türkiye’de olup bitenlere bir göz atmanızı isteyeceğim.Çetelere ve Ergenekonvari oluşumlara neden gerek duyulmuş?
Neden hala gerek duyuluyor?
Bence biz önce kendimize bu soruları sormalıyız.bu soruları sorduğunuzda yanıtlarına inanamayacaksınız.
Tüyleriniz ürperecek.
Göreceksiniz ki cumhuriyet tarihi boyunca bu çetelere tek bir sebepten dolayı ihtiyaç duyulmuş.
Kürtler!
Ve Kürt sorunu!
Öyle anlaşılıyor ki bu sorunun çözümsüzlüğündeki ısrar daha çoook çete yaratacaktır.Bu çetelerin daha da organize çalışmaları için bir uyarı niteliğinde olan bu operasyonlar,göz boyamaktan öteye geçmeyecektir.Bunu hep birlikte bekleyip göreceğiz..
Sistemin Anayasa mahkemesi aracılıyla hizaya getirdiği AKP ye savaş hükümeti olarak görev verilmiş ve bu sorunun üstesinden gelinmesi için de belli bir süre verilmiştir.
Görünüşte ülkeyi yönettiğini sanan AKP,aslında bundan böyle genelkurmay partisinin bir hükümeti olarak görevini sürdürecek.Başka bir seçeneği olmayan AKP ye,ya bu deveyi güdersin yada sopayı yersin diyerek sistemin içine çektiler.
Uluslararası yeşil sermayenin desteğiyle ayakta duran AKP yine uluslararası küresel sermayenin desteğiyle paçayı kurtardı.
AKP’yi sanki muhalif ya da değişimden yanaymış gibi göstererek halka yamadılar.
Zaman zaman biz de düştük bu hatalara.Aslında kendime de çok kızıyorum .E be şaşkın,sen cumhuriyet tarihi boyunca Kürdün ”k”sine bile tahammül etmeyen bu zihniyetten nasıl demokratik bir değişim bekleyebilirsin ki?
Saflık işte.
Benim gibi pek çoğunuzda inanmıştır belki bu yalanlara.
Sonunda bütün bu çetevari örgütlenmelerin aslında Kürt sorununu bastırmak için oluşturulduğu ve organize edildiğini anlayınca hayal kırıklığına uğruyorsunuz.
Şimdi birileri çıkıp “Vay canına genelkurmay resmen çeteleri ziyeret etmiş”diyerek şaşkınlıklarını ifade ediyor.
Niye şaşırıyorsunuz?
Bu devletin kuruluş felsefesini bilenler için bu pek de şaşılacak bir şey değil.
İttihat ve terakki ideolojisiyle beslenen bu günkü anlayış,Dün topal Osman,bu gün susurluk,yarın ergenekonla devam edip gidecek.Bunda şaşılacak bir şey yok.
Bir an için ben de acaba,gerçekten çetelere karşı mücadele mi ediliyor diye düşünüyorum?
Yoksa Kürt sorunun çözümüne yönelik devletin bir mütabakatı mı var,gibi salakça bir düşünceye kaptırıyorum kendimi.İnsanoğlu işte beşer-şaşar misali hayallere dalıyorum...Ama çabuk toparlandığımı da itiraf etmeliyim.
Bu darbe tartışmaları galiba Türkiye için artık çok geride kaldı.Zaten her sabah bir e-muhtıra ile uyanan Türkiye halkı için ha darbe olmuş,ha olmamış artık hiç fark etmiyor.Bağışıklık kazandı.Fazla etkilemiyor artık.
Zaten her gün yeni bir darbe biçimiyle tanışıyor.Şimdilerin moda deyimiyle “e darbe”ler revaçta…!
Askerler sadece iktidar değil,aynı zamanda hükümet de olmuşlar.
Artık devirmek zorunda oldukları bir “düşman”ları da yok.Üstelik AKP açık açık savaş hükümeti olarak üstüne düşeni görevi büyük bir titizlikle yapıyor.
Şu ergenekon hikayeleri de artık inandırıcı gelmiyor.Türkiye cumhuriyetinin mantalitesinin bir dışa vurumundan başka bir şey olmayan ergenekon,Türkiye cumhuriyeti devletinin 21yüz yıl yeni savaş konseptidir.
Yani birkaç generalin tutuklanmasını demokrasinin bir zaferi olarak ilan etmek bayağılıktan öteye geçmez.Bu anlayış aslında halktan bazı şeyleri gizleme anlayışıdır.Halkın anlama ve algılama güdülerini budama girişimidir.Bunlara kanmamak gerek.
Eğer Türkiye halkı demokrasi mücadelesinde başarıya ulaşmak istiyorsa bu çetelere duyulan gerekçeleri ortadan kaldırılması gerek.
Birkaç kişiyi tutuklamak veya göstermelik birkaç operasyon yapmak, ne sorunu çözer ne de demokrasiye hizmet eder.
Mantık şu;Eğer gerçekten çeteleri ortadan kaldırmak istiyorsanız kimseyi tutuklamanıza da gerek yok.
Sorunun kaynağını kurutun.
Göreceksiniz ki o zaman çetelere de ihtiyaç duyulmayacaktır.
Siz sorunu çözmek bir yana çözümsüzlüğü dayayarak,daha da derinleştirirseniz bırakın çetelerin bitmesini onların daha organize çalışması için yol göstermiş olursunuz.
Türkiye ne yazık ki, “Kürtleri bitireceğiz” anlayışıyla arkasına medya desteğini de alarak bir kör dövüşe sokulmak isteniyor.
Ama bu sefer işler sanıldığı gibi gitmiyor.Gitmeyince de bilindik yöntemler devreye giriyor.
Çiller geçmişte kamuoyuna açık açık bir listeden bahsetmedi mi? Bahsetmesinden birkaç gün sonra Kürt iş adamlarına yönelik faili meçhul cinayetler başlamadı mı?Üstelik bunlar bütün dünyanın gözü önünde yapılmadı mı?
Ne yazık ki Türkiye devrimci ve demokratik güçleri bunlara karşı koyamadı.O güçleri yoktu.
Türkiye’nin tek muhalif gücü olan Kürtler bu karşı devrimci dalgaya karşı koyarak onu kırmayı başardı.
Bu gün eğer Türkiye de demokrasi mücadelesinde bir yerlere varılmışsa bunun en büyük payı Kürt halkına aittir.
İtaat ve terakki’nin “çağdaşı” niteliğinde CHP,İP gibi partiler olayların siyasi yönlerini perdelerken,çetelerin daha rahat hareket etmelerine de olanak sağlamıştır.
Bu gün Türkiye’de olup biten budur.
Sorunların çözümüne yönelik her çaba,maniplasyonlarla “terörize” edilmek isteniyor.Gelişmelerin farkında olan Kürtler,devrimci demokrat ve aydınlar bu anlayışı teşhir ederek karşı koyuyorlar.
Bu gün Türk Genel kurmayı demokrasiyi içselleştiremediği için,bu tür anlayışları en çok içinde barındıran kurum olma niteliğini taşıyor.
Nerede bir yasadışılık çıkıyorsa,altında ya bir emekli general,ya da,bir güvenlik mensubu çıkıyor.
Türkiye artık bunları yaşamamalı.Her türlü çeteci anlayışa karşı ortak bir irade oluşmalı.
Demokrasi toplumun ortak aklıdır.Onunla konuşup onunla kaynaşmalı.
Yarın bizi örnek alacak olan çocuklarımız,çetelere özenmeden,çete filmleri prim yapmadan,elimizi çabuk tutmalıyız.
rodibaz@msn.com
|