Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Sayın Erdoğan, gelecek bizimdir
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Öcalan niye devlet istemiyor!
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Diyarbakır adayı
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Kapitalizm ve iktidar olgusu
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 1
Misafir(ler) Çevrimiçi: 67

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Bir yığın ‘koca gürültü’
Posted on Pazar, 17. Ağustos 2008
Topic: Medya
Nasreddin Hoca’ya sordular: - Hoca sen, şu Ahmedinecad’ın İstanbul’u ziyareti sırasında ana arterlerin halka kapatılmasına ne diyorsun?Hoca:- Çok doğal, dedi; bizim Demokratik Cumhuriyetimiz, bir “kapatmalar koleksiyonu” gibidir zaten. Kimileri, siyasal partileri kapatır; kimileri, yolsuzluklara gözlerini kapatır; kimileri, yakınmalara kulaklarını kapatır; kimileri de, kapatmalara karşı çıkanları cezaevlerine kapatır.

Bir yığın ‘koca gürültü’...Çetin Altan -Milliyet

Nasreddin Hoca’ya sordular: - Hoca sen, şu Ahmedinecad’ın İstanbul’u ziyareti sırasında ana arterlerin halka kapatılmasına ne diyorsun?
*   *   *
Hoca:
- Çok doğal, dedi; bizim Demokratik Cumhuriyetimiz, bir “kapatmalar koleksiyonu” gibidir zaten. Kimileri, siyasal partileri kapatır; kimileri, yolsuzluklara gözlerini kapatır; kimileri, yakınmalara kulaklarını kapatır; kimileri de, kapatmalara karşı çıkanları cezaevlerine kapatır. Biliyorsunuz bizde siyasal tartışmalar bile, başını kapatıp kapatmama üstüne. Bunlara şimdi bir de, İstanbul’da yolların halka kapatılması eklenmişse, çok mu şaşırtıcı yani?..
- Peki sence, böylesi bir kapatma merakının ana kaynağı ne?
Hoca gülümsedi:
- Ola ki, dedi; ülkede var olan milyonlarca aç...
*   *   *
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinecad, Sultanahmet Camii’nde cuma namazını kılarken, minarelerin şerefelerine kimler çıkmış biliyor musunuz, tüfekli keskin nişancılar...
*   *   *
Sultanahmet Camii, Sedefkâr Mehmet Ağa tarafından 1617’de bitirilmiş ve 12 yaşında tahta sünnetsiz çıkan I. Sultan Ahmet tarafından ibadete açılmıştı.
Herhalde o açılış töreni sırasında kimsenin aklına; 391 yıl sonra minare şerefelerinin, ezan okumak için müezzinlerin çıkmasına değil; İran Cumhurbaşkanını korumak için, silahlı keskin nişancıların çıkmasına yarayacağı gelmemişti.
*   *   *
Biz de, ezanın artık müezzinler tarafından okunma yerine, kasetçalarlarla hoparlörlerden yayınlandığını gördükçe; özellikle yeni yapılan camilerde, minarelerle şerefelerin ne işe yaradığını düşünüyorduk.
Meğer keskin nişancıların çıkmasına yarıyormuş.
Tanrı kabul buyura...
*   *   *
Genç bir karı-koca, bir gece sinemadan çıkınca -park etme zorluğu yüzünden, arabalarıyla gelmedikleri için- o sırada geçmekte olan boş bir taksiye, “dur” diye el işareti yapacakları sırada...
*   *   *
Taksi zaten durmuş ama, oradaki başka bir erkek binmeye kalkmış taksiye ve taksiye doğru bir karı-kocanın koştuğunu görünce de; hemen onlara dönerek, kibar bir baş selamıyla:
- Buyurun siz binin, demiş; benim acelem yok zaten, başka birine binerim.
*   *   *
Karı-koca ikisi birden:
- Çok teşekkür ederiz, demişler; bizi mahcup ettiniz, taksi sizin için durmuştu.
Adam:
- Lafı mı olur, demiş; iyi geceler size... Yalnız bir dakika, şey... Ben bir türlü kesemedim şu sigarayı; çakmağı da evde unuttum. Acaba şayet varsa, ateşinizi rica edebilir miyim?
*   *   *
Kadının kocası:
- Maalesef demiş; ateş yok bende de... Taksi için tekrar tekrar teşekkürler...
*   *   *
Taksiye bindikten sonra kadın kocasına:
- Seni hiç anlamıyorum, demiş; neden çakmağını çıkarıp da, sigarasını yakmadın o kibar adamın? Sigarayı kesemeyenlerden birisin sen de...
*   *   *
Koca:
- İlahi karıcığım, demiş; biraz çalıştırsana şu kafanı... Şayet onun sigarasını yaksaydım, ister istemez bir sohbet ve ahbaplık başlayacaktı aramızda. Ortak dostlarımız olduğunu falan saptayacak; belki onu da taksiye alıp, birlikte gelecektik eve. Eve gelince de, içeri davet edecektik kendisini. O sırada kız kardeşinin ne yaptığını düşün; oturmuş tek başına şarap içiyordur evde. İster istemez o da tanışacaktı adamla. Adam da kibar ve hatta yakışıklı da sayılabileceğine göre; bizim baldız, dumanlı kafasıyla hemen ilerletiverecekti samimiyeti adamla. Ve adam başlayacaktı eve sık sık telefon etmeye, hatta gelmeye. Sonunda da ister miydin evlenmeye kalkmalarını? Bir düşünsene; kız kardeşin, sigara içtiği halde cebinde kibriti bile bulunmayan birisiyle evlenmiş... Böyle bir enişteye gönlün razı olur muydu? O nedenle çıkarmadım çakmağı...
*   *   *
Görülüyor ki bizim Ankara da; kendilerine bineceği taksiyi bırakan adamın “ateşiniz var mı” demesi karşısında, “maalesef yok” diyen aşırı düşünceli kocaya benzemekte.
Gerek Kafkas ittifakı, gerek Tahran - Washington ilişkileri, gerek Yakındoğu dengeleri, gerek AB diplomasisi karşısında o koca kadar ince ve ayrıntılı düşünmekte...
Söylenecek tek söz:
- Aferin.
*   *   *
Sevgili Av. Taner Aktop’tan da bir fıkra:
Cimriliğiyle ünlü İmamzade Memiş beyin karısı ölmüş. Memiş bey, en ucuzundan bir ölüm ilanı vermek için bir gazeteye gitmiş.
Ne kadar kısa yazarsanız, o kadar ucuz olur diye uyarmışlar kendisini ve beyaz bir kâğıt koymuşlar önüne.
*   *   *
İmamzade Memiş bey de, düşünmüş taşımış:
“Eşim Mehtabiye’yi kaybettim, üzgünüm” diye yazmış.
*   *   *
Gazetedeki ilan memuru:
- Bizde, demiş; 10 kelimeye kadar bütün ilanlar aynı fiyata... 6 kelime daha ekleyebilirsiniz ilanınıza.
*   *   *
İmamzade Memiş bey de, hemen 6 kelime daha eklemiş ölüm ilanına:
“Satılık sarık var, dedemin eski sarığı”
*   *   *
Galiba İran’da da siyasetçiler, kendileri için beleşinden bir reklam yapmaya kalktıklarında, cuma namazı için Sultanahmet Camii’ne geliyorlar.
*   *   *
A. Kadir’den bir şiirle bitirelim yazıyı.

Elimde kalan
           -karıma-

Yirmi yaşında hepse düştüm.
Yirmi beşimde sürgün oldum.
Yıllarca gençliğimi saçtım
Anadolu topraklarına.
Bir yokuşu yıllarca indim çıktım
Döke döke kanımı
bir ekmek parasına.
İşte bugün altmış üç yaşındayım.
Bakıyorum gökyüzüne bugün yine
demir parmaklıklardan.

Bir senin yüreğin
ak bir güvercin
elimde kalan.




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Medya:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.