|
15 Ağustos, Kürt halkının üzerinden ölü toprağının kalktığı bir gün olarak tarihe geçti. Vatanlarına sahip çıkma arzusuyla yola çıkanları binler takip etti.
15 Ağustos
Hülya Yetişen
Ölüme Yetişmek için
Büyümeye sabırsızlanan çocuklar
Yekinip gittiler o masal zamana
Süvarisiz dönen yorgun, yaralı atların
Eşiğimize bıraktığı sahipsiz kederi yüklenerek...
(Emirali Yağan)
Zaman bir kayıp duygusuyla ağırlaşmış. Kuzey Kurdistan, yitmiş olanlara, en çok da yitmek zorunda olanlara ağıt yakıyor. Ölümler var. Bunun için susar yıldızlar açmazlar ağızlarını. Nasıl geçer bir mevsim, nasıl neyle ölçülür yokluklarının takviminde?
Nasıl ölçmeliyiz, altüst ışıklarımızın akış hızını olanlarda ve olacağın dağında?
Olayların sessizliğini kırmak, acılardan söz açmak, dile getirmek bu sözcüklerin duyulabileceği ve duyulduğunda da olayların yargılanacağı umudunu bulmaktır.
15 Ağustos, Kürt halkının üzerinden ölü toprağının kalktığı bir gün olarak tarihe geçti. Vatanlarına sahip çıkma arzusuyla yola çıkanları binler takip etti. Özgürlük hareketi, yüzyıllardır süre giden kadının esaretini parçalayıp mücadelesinin yolunu ve önünü açtı.
Yaratılan kültürün hedefi, geçmişle geleceğin bağlantılarını anlayabileceği bir
bilinç zamanı anlayışını üretmekti. Özgürlük hareketi ve Kürtler öteki olma ve ‘terörist’ damgasından bir türlü kurtulamadı. Hareketin ortaya çıkışında önder kadroların halkçı ve sosyalist düşüncelerden beslenmesi, uluslararası konjonktürün genel durumu, ulusal hareketin doğuş nedeninin haklı ve doğru bir zeminde filizlenmesine yol açtı. Yola çıkanlar, haklı ve meşru mücadelelerinde ulusal ‘kimlik’ lerinin tanınması, kendi dillerinde eğitim ve öğretim hakkı gibi en insani taleplerin yer aldığı bir sürece girdiler.
Politik özgürlüklerden yoksun olmak, bazen bizi, olduğunu farz ettiğimiz şeyleri sorgulamamaya neden oluyor. Bunun için kendimizi ve birey olarak yaşamımızı, nasıl anlamlı kılarız gibi varoluşsal bir soru sorma noktasına taşımalıyız. Bu, yabancılaşmayı da azaltan bir olgudur.
İçinde yer aldığımız yüzyıl, tüm zenginlik ve iletişim sistemlerinin yanı sıra hala bir yasaklar yüzyılıdır. Kürtler dünya tarihinde eşi görülmez bir yalnızlığa itilmek isteniyor. Türkiye’de Kardeşlik ‘ferahlatıcı’ bir terim olarak, -yapılan bunca katliamları ve zulmü görmezsek- her sorunun çözülebilir olduğunu vadederek popülerliğini korumaya devam ediyor. -Aslında çözülmezdir ya- ama bu da tükenmek bilmez dayanışmaya olan gereksinimi gösteriyor
Bir yazı yazmak istedim zamana ilişkin, herkes, -yaşayan yaşamayan ve yaşayacak olan- canlı duruyor önümüzde.
Yaşam ve ölüm arasına mesafe koyma ısrarımı yinelemek istiyorum. ‘ Barış’ ‘ı parantezden çıkararak, kendimi evimde hissetmek istiyorum bu ülkede.
Hülya Yetişen
16 Ağustos 2008
|