Savaş kötü. Acımasız. Çarpışmalar 'centilmenlik' sözleşmeleriyle sürdürülmüyor. TSK 'yahu şu çocukların elinde bizde olduğu gibi uçaklar yok, uçakları vurup püskürtecek füze sistemleri de yok... Bu durumda onlara karşı uçak kullanmak pek ayıp kaçacak, en iyisi biz uçurtma uçuralım, kuyruğuna da 'teslim olun' diye yazalım' demez.
Êdî Bes e Taraf-Veysi Sarisözen
Gündem
Taraf Gazetesi çok 'yaratıcı' bir manşet atmış: Êdî Bes e PKK!..
Gazetenin her tarafı TSK'ye yönelik haberlerle dolu. Kimi Ergenekon'a ait, kimi başka bağlamlarda 'askeri hakikatlerimizi' sergiliyor...
Gazete belli ki konuştukça kendi kendini ürkütüyor... Genelkurmay'ın yeni sakininin 'sakin' hali ürküntüyü arttırdıkça, gazete taktisyenleri 'geri manevra' yollarının taşlarını telaşla döşemeye başlıyor...
'Êdî Bes e PKK!'
Bu yalnız Taraf'la ilgili değil. Mehmet Altan'ın başyazarlık yaptığı Star'da da benzer 'önlemler' alınıyor.
O da 'dönercilik' hakkında müthiş ifşaatlarıyla temayüz ediyor... Güya Kürtler dönercilik yapıyorlarmış ve bu yolla 'terör'ü finanse ediyorlarmış... Gazete utanmasa şöyle bir manşet atacak:
'Êdî Bes e döner!'
Bizim anlayışımıza göre savaş olgusuna bu cıvıklıkta yaklaşmak, savaş lobilerine yaranmak anlamına geliyor... 'Êdî Bes e' sloganı Kürtlerin sivil eylemlerinin baş sloganıydı. Savaşa değil barışa dönüktü. Şiddeti, ölümü durdurmak, bu kör gidişe 'dur' demek için kitlelerin elinde muazzam bir güce dönüşmüştü...
Barış isteyen aydın ne demeli?
'Êdî Bes e savaş!' demeli...
Biz bu aydınlara savaşlardaki her trajik ölüm karşısında şunu ya da bunu suçlayın demiyoruz.
Örneğin askeri savaş raporları yayınlanıp, '70 terörist etkisiz kılındı' dendiğinde, 'Êdî Bes e TSK' demelisiniz diyen yok onlara...
İstenen şu: 'ne kahrolsun TSK ve ne de kahrolsun PKK' demeniz gerekmiyor...
'Kahrolsun savaş, yaşasın barış' demeniz bekleniyor...
Çünkü savaşanlardan birisine 'kahrol' demek, savaşta 'taraf' olmak anlamına geliyor... Savaşta esas olan, taraflardan birisinin diğer tarafı kahretmesidir. Elinde silah olmayanın gazete manşetlerinden 'kahrolsun şu taraf' demesi, diğer 'tarafın' tarafını tutması, böylece savaşta muharip taraflardan birinin saflarında 'taraf' haline gelmesi oluyor...
Oysa demokratlık ve liberallik, bu arada 'her türlü şiddete karşıtlık' anlamında pasifistlik savaşanlardan birini tutmayı değil, savaş karşısında barıştan yana 'taraf' olmayı gerektiriyor...
Eğer 'ben savaşa karşıyım, barıştan yana tarafım' diyen kişi, 'Êdî Bes e TSK' demiyorsa, 'Êdî Bes e PKK' de demeyecek... Eğer diyecekse, o zaman da 'PKK'ye karşı TSK'den yana taraf olduğunu', bu durumda 'savaşa karşı barıştan yana taraf olmadığını' da kabul edecek... Mantık bunu gerektiriyor. İki sandalyede birden oturmak mümkün değil... Düşmek mukadder...
Savaş kötü. Acımasız. Çarpışmalar 'centilmenlik' sözleşmeleriyle sürdürülmüyor. TSK 'yahu şu çocukların elinde bizde olduğu gibi uçaklar yok, uçakları vurup püskürtecek füze sistemleri de yok... Bu durumda onlara karşı uçak kullanmak pek ayıp kaçacak, en iyisi biz uçurtma uçuralım, kuyruğuna da 'teslim olun' diye yazalım' demez. Savaştaki eşitsizliği arttırmak için elden geleni yapar. Şimdi siz buna 'savaş sanatının icabı' mı dersiniz, yoksa 'kalleşliğe bakın, teke tek gelsenize' filan diye mi saçmalarsınız...
Gazeteci yazıyor: 'Kalleşler, uzaktan kumandayla patlatmışlar...' Belli ki savaşta 'uzaktan kumanda'nın 'kalleşlik olduğunu' sanıyor. Oysa aynı partizan savaşı tekniğinde 'uzaktan' değil de, 'en yakından kumanda' da kullanılıyor. Irak'ta patlayan 'canlı bombalar' tam da böyle... Demek ki sorun patlamanın 'uzaktan ya da yakından kumandalı' olması değil...
Herkes neye karşı olduğunu açıkça söylemeli...
Biz, diyoruz ki, her iki tarafın ister uzaktan, ister yakından, ister havadan, ister karadan olsun patlattığı tüm silahlar susmalı... Barış olmalı...
Siz ne diyorsunuz?
Ya birine 'Êdî Bes e' deyince diğerine de diyeceksiniz...
Ya da bu sloganı tıpkı Kürt barış annelerinin kullandığı anlamda 'Êdî Bes e şiddet' diyerek kullanacaksınız...
Korkunuzu, 'Êdî Bes e PKK' diye bastırmak, yanlış 'taraf'ta durduğunuzu gösterir çünkü...
|