Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Sayın Erdoğan, gelecek bizimdir
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Öcalan niye devlet istemiyor!
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Diyarbakır adayı
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Kapitalizm ve iktidar olgusu
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 75

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Kürd olmak-Süleyman Deveci
Posted on Çarşamba, 13. Ağustos 2008
Topic: Kültür-Sanat

Kürtleşen Türk yok henüz, edebi anlamda en azından, Türkleşmiş Kürtler ise ordular kadar. Kendini inkar temeli üzerine kurulmuş bir yaşamın torunları, vicdanları, kendilerini yargılamaları, iç hesaplaşmaları, geçmişlerine, ölülerine, atalarına saygıları hiç mi yoktur?



Kürd olmak

Süleyman Deveci

Tanıdık bir uçuşta göğü bitirircesine ve hatta yırtarcasına, o mesafeyi erişircesine sessizliğin en uç durağına, tükenircesine yudumlamakla rüzgarı, işte bir kuş misali özgün, diri, şen, yaşamcıl, anlık bir güzelliğe bulaşmışcasına gelip geçici, yağmurların sessizliğine kafa yormamaya and içmiş bir seyircinin kokusunu arayan yaşamın ensesinden ayrılmaksızın peşine düşen dervişi benzeri hakikatin nuruna merak salmış yerleşik bir Kürdün feryadına bulanmışlıktı müjdelenen. Gece, karanlık, uykulu bir kentin söz dinlemez delisi misali bir yüz yıl önce aynı kendisinin yaşadıklarının bir bildik benzerini yaşayan Celadet Ali Bedirhan´ın Günlük Notları´na dalmış bir hemşerisinin yaşama ve ülkesine değin yaptığı felsefenin ve hevesin odasının dört duvarlarını parçalayıp dünyanın dört bir yanına dağılmış Kürtlere ilham olmasını istercesine çalışkan, üretken, yaratıcı alcakgönüllülükte kararlı ve arayan, doymak bilmeyen bir açlıkda geçmişine dalmış, başka benzerlerimizde vardır hevesiyle hemcinslerini bir araya toplamaya çalışan, topladıklarını nasıl bir arada tutabilirime kafa yoran çağdaş bir yer ve zamanda yitirilen yüzyılları kovalayanların meşhur mücadelesiydi bulaşılan.

Giden ama yitmeyen ufkun sonunda bir daha, bir kez daha dedirten öz tükenmeleri genele mal edenlerin çaresizlik ve hastalıklarını yaymalarına aldırmaksızın, belki de yeryüzünün en son çiftinin sarmaş dolaş olmasa da el ele gürültülü görüntüsü ile umut olgunluğu yayan, kaşarlanmış iç güdüsel iyimserliklerin boy vermesine engel olamaksızın karşı koyma tezkeresinde yazılanlar çizgisinde yaşanılanlara yanıt olmak istemek aydın olmak istemeyen ama ışık vermek isteyen her bir Kürdün doğal hakkı. Böylesi sisli ve puslu havalarda at çalanlara özenip insanların kimliklerini, tarihlerini, dillerini, dinlerini ve kültürlerini çalıp hiç bir şey yokmuş gibi davranmalarını bekleyenlerin acınacak zavallılıkları, özünde güçsüzlüklerinin acemice dışa vurulup, onurlarının kırılmasına aldırış etmeksizin ha bire zulüm ve katliamda ayak diretenlerin kendinden olmayanı yaşatmama haksızlığı ile dopdoluydu dört bir yanından ülkemizden gelen haberler.

Üç atımlık bir cephanesi olmayan kültürel bir donanımın koca bir yüz yıl bile olmadan böylesine çatırdayıp yok olmanın eşiğinde seyretmesine dünyanın ve sahiplerinin ilgisiz kalacağını sanma budalalığı yerel, özel, uluslararası işgalci medyalara ha bire yalancı çerez, malzeme, uydurma asparagaslar yetiştirirken dahi görülmemekte diretiliyor, olup bitenlere anlamsızlık anlamını vermek isteyenler değil yüksek sesle haykırmak düşünmeye dahi yanaşmıyorlar.

Soyan, çarpan, kaçıran, yakan, yok eden, yağmalayan, zorbalıkta hünerli ve yiğit, hırsızlık, rüşvet ve yağmacılıkta ustaların mevkilerini doğrucu davutlar misali gönüllü ve isteyerek verceklerini sanmak onları kavramamak, anlamamak gibi bir şey olsa gerek. Bu anlamda bir değil birden çok olmaları gereken Ahmet Altanların sayılarındaki hafiflik ve utanç verecek azlık ancak komşumuz Türklerin gelecek köprüsünün kurulmasındaki samimiyetin ispatı temelinde çoklaşacak ve olası iyi ilişkilerimiz ancak böyle şekillenecektir. Gerisi lafı güzaf, fuzuli bir çabayla Nasrettin Hoca´nın göle maya çalmasıdır.

Kürtleşen Türk yok henüz, edebi anlamda en azından, Türkleşmiş Kürtler ise ordular kadar. Kendini inkar temeli üzerine kurulmuş bir yaşamın torunları, vicdanları, kendilerini yargılamaları, iç hesaplaşmaları, geçmişlerine, ölülerine, atalarına saygıları hiç mi yoktur? Kürd olmak, bunda ayak diremek, Kürd kalmak, soluk almak, hele hele yazıp çizmek, anlatmak, anlaşılmak ve anlamak hiç de cazip, kolay ve tehlikesiz değil. Yine de Kürd olmak, Kürd kalmak, Kürd yaşamak ve öyle ölmek çekiyor insanını, sessizce de olsa yiğitçe de olsa öyle. O halde bu suskunluk niye, gün Kürd olmak, Kürd yaşamak, Kürtleşmek, Kürtleştirmek günüdür.

sueleymandeveci@yahoo.de


Kürd olmak-Süleyman Deveci

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 4


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Kültür-Sanat:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.