|
Sultan Süleyman´a kalmayan bir dünyadan mal kaçırabileceğini sananlara sözüm, bu düşmanlık, yok etmek, tahrip etmek, bu Türklük niye?
Yazılanlar Arasında
Süleyman Deveci
Pencerelerin şansılıları ağaçlarla muhabbet ediyor, ağaçlar her bir mevsimde tanık olduklarının dışında gölgelerinde bir anlık rahatlamayı arayan nankör olabilecek berduş hayranları ile, onlar devlet dairelerinde bu durumdan kurtulmanın teorisini yapıp ama buna nedense kimseleri bir türlü ikna etmeyi başarıp becermeyen kendilerinden sorumlu görevlileri ile, bu görevliler mevki ve içinde bulundukları ortamın sihir ve etkisine uzak ve yabancı halleriyle eşi, dostu akrabaları, aile üyeleri, komşuları ve diğerleriyle, onlar keza yine diğer insanlarla, insanlar kitapları, gazete, dergi ve internet sayfaları ile, iletişim elektrik akım ve prizinden gelen enerji ile. Enerji, kaynak her ne ise kendilerini taşıyan ama önemi insanoğlu ve kızı tarafından çok uzun zamandan beri unutulmuş direkler ile geyik yapıyorlar herkesin anlayamayacağı boyut ve seviyede. Direkler bulutlarla söyleşiyor, yollar gök ile, rüzgarlar fırtınalara dayıyorlar sırtlarını, ağrılardaki şiirsellikler, sömürü ve haklı haksız edebiyatına, bugünlerde herkes konuşuyor, bileni de, bilmeyeni de, anlayanı da, anlamayanı da, öteni, çalanı, yutanı, utananı, utanmayanı, namuslusu, şerefsizi, yüzeni, batanı, dokunanı, duymayanı, hemen hepsi herkes, konu Kürdlerin bu olimpiyatlarda da neden yer almaması, karar zamana devredildi. Konuşulanların arasında yazı yok, yazıya dökmek, zamana tanık olarak bırakmak hala bilinse de önemsenmiyor, kabul ve genel bir geçerlilik görmüyor.
Bir usta ile tanışmak asıl istenilen, hani yıllar önce bugünleri yazan, anlayan, anlatan yukarıda anlatılan sohbete tanık olmuş ve tanık olduklarını anlatma ihtiyacı hisseden biri kapasitesinde. Var mıdır acaba bir yerlerde öyle birileri, haddinden fazlasını gözlemlemiş, kavramış, anlamış, bunları ifade etmiş, anlattıkları dinlenen, yazdıkları okunan, okunup, dinlenilenleri anlaşılan. İşte her şey ortada, bak gör diyip gösteren türünden, gerçeğini arayan, aradığını bulmuş, bulduklarını genele devretmenin ahlaki ve vicdani sorumluluğu da olabileceğine inanıp kafa yoran, buna uygun davranan cinsinden. Uyumaya, uyuşukluğa, paraya, mala, mazerete ve üretimsizliğe düşman, yaşanılanların sonsuz mirasına sahip çıkan biri gibi.
Yaşlandıkça devrilen yıllar mı, bunların dönemeç başındaki garip ve ilginç ifadesi zor anları mı bizleri bilinçlendirip, felsefe yapmanın kaçınılmaz kucağına iten, yoksa şu bir kaç yıllık küçük ve yalancı dünya ile yaşamdan ne kaparsam kardır misali ha bire öze, kalbe, kafaya dönük mevcut açlığı gidermenin telaşı mı, merak mı öğrenme ya da açlığını gidermenin doğal kavgası mı? Ne kadar farklı dünyalar ve insanlar, hayalleri, umutları, beklentileri, kaygıları, sevinçleri, hesap ve kitapları çabası. Sultan Süleyman´a kalmayan bir dünyadan mal kaçırabileceğini sananlara sözüm, bu düşmanlık, yok etmek, tahrip etmek, bu Türklük niye?
Sonra ses olayını unutmamak gerekiyor yazılanlar arasında derler ya hani, sesler yukarılara ulaştı, şiddetli ve yıkıcı olmadıkça var mı acep öylesi cinsinden bir ses. Sahi neyin sesi bu günlerde yukarılara çıkmaya, duyulmaya çalışan ses, kimin ve ne için ses? Zulmün, acının, yalnızlığın, işkencenin, iliklerine kadar vermenin, kaba güç ve zorbalıkla almanın, boyun eğmemenin, direnmenin ve uğruna ölümlerin sesi miydi bu?
Yazılanlar arasında bir farklılık yok, bilinen dalkavuklukların kendimizden uzaklaştırılıp arıtılması dışında. Kendimizin dalkavuğu olamadıktan sonra yazmanın gücü, etkisi, maneviyatı da mevcuda uzak, anlatmakda değil marifet, yetenek anlamakta bir çocuğun saf ve temizliğinde, her bir öğrendiği yeni şeyin sevinci ve heyecanını her bir daim yaşayarak yaşamın, yaşanılanların, yaratanın ve yaratılanların uyumlu sihirine duyulan hayranlıkta. Yazılarla yazılanlar arasında bir köprü kuramadıktan sonra insan neye sahip olursa olsun, nerede kiminle ve hangi şartlar altında olursa olsun mutsuz olmaya mahkum. Aşkın Kabe'sindeki Imam´ın imanını yakalamak gibi bir şey yazılanlar arasında yaşamak.
sueleymandeveci@yahoo.de
|