Memo Şahin
Anayasa Mahkemesi 30 Temmuz 2008 tarihinde ikibuçuk gün gibi oldukça kısa bir süre içinde AKP’nin kapatılması istemi ile açılan davada sonucu açıkladı. AKP laikliğe karşı bir tehlike, hatta odak olarak görülüyor, ancak kapatılmamasına hükmedilerek hazine yardımının yarısının kesilmesi kararına varılıyor. Yani AKP ağır bir trafik suçu işlediği halde araba ve ehliyete el konmayarak para cezasına çarptırılıyor.
Anayasa Mahkemesi 30 Temmuz 2008 tarihinde ikibuçuk gün gibi oldukça kısa bir süre içinde AKP’nin kapatılması istemi ile açılan davada sonucu açıkladı. AKP laikliğe karşı bir tehlike, hatta odak olarak görülüyor, ancak kapatılmamasına hükmedilerek hazine yardımının yarısının kesilmesi kararına varılıyor. Yani AKP ağır bir trafik suçu işlediği halde araba ve ehliyete el konmayarak para cezasına çarptırılıyor.
Aylardır kulak zarlarını patlatırcasına yaşanan gök gürlemesinin ardından ne sağanak, ne dolu, ne de doğru dürüst bir yağmur yağdı. Temmuz’un kavurucu sıcaklığında serinletici bir bahar çiselemesi, hepsi bu.
O zaman da insanın içinden bu kadar gök gürlemesi birkaç damla yağmur damlası için miydi diye de sorması geçiyor. Yani bir orantısızlık olduğu aşikar.
Her kesimin konumlanışına göre farklı nedenler sıralaması normal. Biz de ilk elden aklımıza gelenleri satır başları ile sıralayalım.
Bu rejim bizim tanıdığımız, sillesini hergün yediğimiz rejim ise, AKP’yi yerdi. Yemediyse, bunun ince hesaplarını yaptığı için bir gözdağı verme, bir uyarıda bulunma ile yetindiyse bunun nedenlerini irdelemek gerekir.
Öncelikle şu sorulara yanıt aranmalıdır: AKP’ye yönelik seslerin yükseldiği bir dönemde bir Başbakan emrinde olduğunu iddia ettiği bir Genelkurmay Başkanı ile normal görüşme olanakları varken, neden gizli bir görüşme yapma gereği duyar? Bununla da yetinmeyen Başbakan Genelkurmay Başkanı olacak başka bir generalle neden kural dışı ve gizli bir görüşme gerçekleştirir? Adı geçen bu general neden kapatma davasına bakacak olan Anayasa Mahkemesi’nin bir üyesi ile gizli görüşme ihtiyacı duyar?
Hangi ülkede, bırakalım Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkeleri, Türk kamuoyunun beğenmediği bir Romanya veya bir Bulgarıstan’da Başbakanlar generallerle gizli görüşürler mi? Bir Başbakan kendi partisi ve hükümetini açıkça hedef alan bir yapılanmaya ilişkin olarak kendisine sunulan dosyayı neden 5 yıl kasasında saklar ve kapatma davasıyla birlikte masaya koyar? Ve bir Başbakan Güngören’de bombalar patlamasına rağmen İstanbul’da kalmayarak neden Ankara’ya geçer ve Cumhurbaşkanı ile 4-5 saat gizli bir görüşme gerçekleştirir?
Tüm bu gizli görüşmelerin bir ihtiyaçtan kaynaklandığı ise ortada.
- Bizim tanıdığımız rejim AKP’yi de, Tayyip’i de yerdi, yemediyse yedeği zamanında oluşturulamadığı, bu nedenle de ortaya çıkacak boşluk ve kaos rejim için hiç de hayırlı görülmediği içindir.
- Bizim tanıdığımız rejim AKP’yi yerdi, yemediyse iç ve dış kamuoyu projektörlerinin rejimin gerçek sahiplerine çevrili olmasındandır.
- Bizim tanıdığımız rejim AKP’yi yerdi, yemediyse Kürdistan’da yürütülmekte olan savaşın tırmandırılması konusunda ortak bir anlayış birliğine varıldığı ve bunun AKP eliyle yürütülmesinin rejim için daha sağlıklı olduğu düşünüldüğü içindir.
- Bizim tanıdığımız rejim AKP’yi yerdi, yemediyse 2007’deki seçimlerde Kürdistan’da önemli oranda oy alan bir partinin kapatılması ile yedeği de zamanında oluşturulamadığı için önümüzdeki yerel seçimlerde Kürdistan’daki belediyelerin Kürt yurtseverlerinin eline geçme ve bunun bir referanduma dönüşme olasılığı tesbit edildiği içindir.
- Bizim tanıdığımız rejim AKP’yi yerdi, yemediyse Güney’e yönelik seferin boşa çıkarılması, ‘zaferden zarefe koşan kahraman Türk ordusunun’ karizmasına onarılamayacak bir şekilde çizik atılması ve Kürdistan’ın dört parçasında ulusal ortak duruşun sağlanması ve tüm bu nedenlerle Güney Kürdistanlı güçlerle köprülerin tümden atılmasının beraberinde getireceği tehlike hesaplandığı içindir.
- Bizim tanıdığımız rejim AKP’yi yerdi, yemediyse ‘ılımlı islam’ kartının uluslararası planda ve bölgede pirim yaptığı görüldüğü içindir.
- Bizim tanıdığımız rejim AKP’yi yerdi, yemediyse ulusal (TÜSİAD) ve uluslararası sermayenin istemi doğrultusunda AKP’nin sivriliklerinden arındırılarak sisteme entegre edilmesinin daha yararlı olacağı düşünüldüğü içindir.
Ve en önemlisi ise Ergenekon ve kapatma davası satranç maçında tarafların şah-mat demelerinin rejimin selameti için iyi sonuçlar doğurmayacağı, bu aşamada ‘kol kırılır yen içinde, baş yarılır fes içinde’ anlayışına sarılmanın daha hayırlı olacağı sonucuna varılması nedeniyledir. Ne de olsa her iki kesim de Osmanlı mirasçıları. Biri İttihad Terrakkici, diğeri ise halifelik sıfatını da bünyesinde taşıyan Sultanlık ümmetçisi.
Oyunculardan biri şah-mat demekten şimdilik vazgeçti. Sıra şimdi diğer oyuncuda. Ergenekon davasının izleyeceği seyirle bunu da göreceğiz.
mehmetsahin@t-online.de