Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Sayın Erdoğan, gelecek bizimdir
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Öcalan niye devlet istemiyor!
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Diyarbakır adayı
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Kapitalizm ve iktidar olgusu
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 60

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Hangi kardeşlerinizdeniz?
Posted on Cumartesi, 09. Ağustos 2008
Topic: Yaşam
Montesque „Denemeler“ adlı yapıtında kan ve akraba bağının çok da önemli olmadığını vurgulamak için “ aynı delikten geliyoruz diye çok şey paylaşmak zorunda değiliz“ diyordu. Bu yaklaşım daha çok Avrupai bir yaklaşım. Kardeşik doğalken, arkadaşlık ve dostluk Avrupa’da bilgi ve tercih işidir. Bu açıdan Batı’lılar doğaldansa, doğal olmuyanı tercih ederler.

Xaki G. Bargin

Durup dururken insan bir başkasıyla kardeş olabilir mi? olur hemde bal gibi… Eğer siz Kürd’üm derseniz, bir Türk çıkıp sizinle kardeş olduğunu idda edebilir.Yani kardeş olmayı Kürt olmanıza tercih edebilir. Eğer siz Kürdüm derseniz, o size“ biz insanız, Kürt-Türk diye bir şeyin olmadığını, sanki insan olduğumuzu yeni keşfetmiş gibi sizlere“ söyleyebilir. Onlara göre Kürd’ün Kürt olarak insan olma hakkı yoktur. Böyle bir durumda siz yalnız kardeş olmazsınız, eğer Kürtlüğünüz‘den ısrar ederseniz, milliyetçilikle de damgalanırsınız.

Siz milliyetçi onlar enternasyonal, siz Kürt onlar Insan. Siz Kürdistan’li onlar Dünya’lı. Yoldaş olalım diyorsunuz, diyorlar ki siz köylüsünüz, soydaş olalım diyorsunuz, diyorlar ki siz dağlı gartlı-gurtlu Kürt’lü olanındansınız.. Toprağınızı işgal ettiğimizden dolayı zaten dost ve komşu olunmaz. Gel de işin içinden çık çıkabilirsen! Bizim de en doğal hakkımız degil mi, neden bizimle kardeş olmak istediklerini sormak!

Çocukluğumdan bu yana dini olarak Adem ile Hava’dan, bilimsel olarak da „homo sapiens“ denen maymundan gelen bir kardeşliğin olduğuna, bazen şüphe de ettsem, insanın ortak kökenliğine ciddi bir itirazim olmadı. Ben kardeşliğe karşı olmamakla beraber, dostluğu kardeşliğe tercih eden biriyim.. Ama illahi birileri bana kardeş olduğumu söylerse , doğal olarak bilmek istiyorum hangi kardeşlerden olduğumu? Ayrıca Türkler’in dışında daha kaç halkla kardeş olduğumuzu da?

Montesque „Denemeler“ adlı yapıtında kan ve akraba bağının çok da önemli olmadığını vurgulamak için “ aynı delikten geliyoruz diye çok şey paylaşmak zorunda değiliz“ diyordu. Bu yaklaşım daha çok Avrupai bir yaklaşım. Kardeşik doğalken, arkadaşlık ve dostluk Avrupa’da bilgi ve tercih işidir. Bu açıdan Batı’lılar doğaldansa, doğal olmuyanı tercih ederler. Evlatlık kavramı ilk defa antik Roma’da ortaya çıkar. Şu an Avrupa’da oldukça yaygındır. Bizim gibi toplumlarda „belden geleni“, „yoldan gelene“ tercih ederler. Bu ayrıntı doğu ve batı toplumları arasındaki farkı da gösterir; biri doğaya öncelik verirken, diğeri kültüre, yani doğaya hakim olmaya önem verir.

Çocukluğumdan beri sol bir bildiri ve bülten tanımıyorum ki, „anneler ,bacılar ve kardeşler“ ile başlamasın. Yalnız „analar, bacılar ve kardeşler“ ile kalsaydı yine iyiydi. Bununla kalmadılar, halkların da kardeş olduğunu idda etmeye başladılar. Her şey iyi de, milyonlarca Kürt ve Türk‘e nasıl ortak anne ve baba bulacağız? Ayrıca bu kardeşlik; üvey mi, öz mü, süt mü, kan mı yoksa yol kardeşliği mi, hangi kardeşlikten bahsediyorsunuz? Bu arada Marx‘ın kardeşlik bağını ilkel ve feodal bulunduğunu da sol hatırlamak istemiyordu!

Avrupa‘ lı sol, marxist ve anarşist örgütlerin „ yaşasın halkların kardeşliği“ diye bir sloganı olduğuna tanık olmadım. Daha çok „ yaşasın internasyonal dayanışma“ adlı sloganı atarlar. „Halkların kardeşliği“ ile „internasyonal dayanışma“ kavramlarının ortak bazı mesajları içermesine karşın, hem algılama acısından, hemde anlamları bakımından birbirinden farklı şeylerdir. Dayanışma bir halkın toplumsal kimliğinin kabulünü zorunlu kılarken, kardeşlik kavramı bu kimliğin belirsizleşmesine ve yadsımasına sebep oluyor...

Tansu Çiler yalnızca dünyanın en modern ülkesi olan Amerika‘da okuyup ve akademik kariyere sahip, Kürdistan’da vahşet saçan ilk kadın Türk Basbakanı olmakla ünlü değil, aynı zamanda secim meydanlarında „annalar, bacılar“ sözcüklerini kulanarak, ve „bu annanız ve bacınız“ diyerek oy dilenmek için gezmediği Türk şehrini birakmamakla da ünlüdür. Bu işten bir keramet var diye, bu kardeşlik edebiyatını müslüman Türk Başbakanı Erdoğan Tansu Çiler’den devraldı.

Buna sosyolojik olarak „Ailecilik Edebiyatı“‘da diyebilirim. Türk Basbakanı Tayip Erdoğan Almanya’nın Köln kentindeki konuşmasının her bölümü „kardeşler, analar ve bacılar“ ile başlıyordu, fakat bir başka Avrupa gezisinde „düşünmeyince Kürt diye bir şey yoktur“ diyerek, olmuyan Kürt’ten kardeş‘te olunamıyacağını hesaba katarsak, sorunu çözmüş oldu!.

Kardeşlik sözcüğünün Türkçe‘deki etimolojik anlamı büyük ihtimale „karındaşlık“‘tan gelir. Yani ana rahmini paylaşan bireylerin mekan ortaklığına işaret eder. Bu karındaşlılık zamanla yerini kardeşliğe bırakmıştır. Yalnız ortak mekanı değil, geldikleri ortak yolu da hesaba katarsak, karındaşlar yoldaş‘ta sayılırlar.

Tüm bu açıklamalara rağmen karındaşlık, kardeşliği açıklamak için yeterli bir sözcük değil, bu kavram ortak mekan’nın dışında, ortak genetik mirasın paylaşımı için bizlere yeterli bilgi sunmamaktadır. „Biyolojik baba“ve „sosyal baba“ kavramlarının ortaya çıkması, ortak mekanın bu kavramı tanımlamadaki yetersizliğini gösterir. Bu durumu anlatabilmek için“babadan kardeş“, “anadan kardeş“ ,“ üvey ve „öz kardeş“ „gibi bir yığın tanımlamaya gereksinim duyarız..

Yani bildiğiniz gibi kardeşliğin kendisi bir bilmece iken, 20 Milyon olan Kürdü kardeş yapmaya çalışmak, valahi ilahi bir gücü yada bu ilahi güçle arası iyi olan bir aracıyı zorunlu kılıyor, belkide bundandır AKP nin iktidara gelişi.

Kardeşlik sözcügünün etimolojik bir anlamının Türkçe‘den var olup olmadığını araştırırken karşıma çıkan Türk Dil Kurumu’nun sözlüğündeki tanımlar sizin ilginizi de çekeceğini düsünerek aşağıda yazma gereğini duydum:

„ `kardeş olma durumu, uhuvvet`, `kardeş kadar yakın sayılan kimse, yakın dost`, `birlik beraberlik` ` Ünlem, teklifsiz konuşmada Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü.`“

Ayrıca bir kardeşliğin değil, birden fazla kardeşliğin olduğunu görünce, biz Kürtler‘in hangi kardeşlerden olduğunu sormadan edemiyorum; „uhuvvet olanından mı“, „kardeş kadar yakın sayılanından mı“ yoksa „adı bilinmeyeninden mi“. Sakın biz Kürtler, Türk Dil Kurumu’nun çıkardığı sözlükte bahsedilen “ Teklifsiz konuşmada Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü“ olan kardeşlerden olmayalım mı!

Tuhaf değil mi, Türk’ün „solu“, sağı ve müslümanı adımızı çağırma yerine bize durmadan kardeş diyor, sanki başka sözcük yokmuş! Madem ki „kardeşlikte“ bu kadar ısrar ediyorsanız, bizim de doğal hakkımız, hangi kardeşlerden olduğumuzu bilmek! Sahi biz Kürtler hangi kardeşlerinizdeniz; öz‘ünden mi, üveyin‘den mi, kan kardeşi mi, süt’lü olanından mı, yoldan geleninden yoksa adı bilinmeyen‘inden mi? Yalnızca hangisinden olduğunu değil, kimlerle kardeş olduğumuzu da bilmek istiyoruz: Arap’la mı, Fars’la mı yoksa Türk’le mi, hangisiyle? Çünkü yalnız siz değil, Kürt olduğumuzu söylediğimizde, bunların hepsi „kardeş olduğumuzu“ idda ediyorlar ondan. Ama da bizim bilmediğimiz ne çok kardeşlerimiz varmış!

Xaki G. Bargin

xakibargin@yahoo.de


Hangi kardeşlerinizdeniz?

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 8


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Yaşam:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.