|
Kürd özgürlük hareketi hiçbir zaman Türk özgürlük hareketi olamaz. Sadece demokratik ilkellerde dayanışma olur. Sadece demokratik ilkellerde dayanışma olur. Sadece demokratik ilkellerde dayanışma olur.
KÜRDLERİN BARIŞI ELİN TERSİYLE İTİLİYOR ! 26.07.2008
Kutbettin Özer
Kemalizm ideolojisi çökertilerek, lağvederek yeniden bir Anayasanın oluşumu için, uluslar arası konseptinin kültürüne yakın çağdaş- uygar medeni demokratik ve hukuksal çerçevede oluşmalıdır. Şayet bu demokratik, ilkeler Kürd taleplerini kucaklamıyorsa, Kürdler Türk devletinden ayrı Kürdistan-i konseptler-projeler üreterek kendi coğrafyasına uygun Kürdistan-i Anayasa hazırlayarak pratikte gerçekleştirmelidir.
T.C devleti karmaşık bir atmosfer içinde can çekişmektedir. Devletin en üst zirvesinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yukarıdan aşağıya doğru baktığında can çekişen elemanlarının hallerine herhangi bir çözüm bulamıyor. Çaresiz kalan devlet ve Hükümet ülkenin geleceği kader birliğinin parçalandığını şimdiden kestiriyor.
Devlet içinde devlet yaratan devletçilerin bu kadar güçlü olduğunu tahmin etmiyorlardı. Bu devlet çetelere daha uzun vadeli göz yumulması beklenemezdi. Genelde devletin içinde yeşeren çeteci terörist haşerelerine ciddi bakmadıkları için halka, devlet kurumlarına ve devletin iç ve dış politikasını zedeledi. Kürd-Kürdistan sorununu tıkatmak istendi. Sonradan farkına vardılar ki, JİTEM, TİM, Özel Harp Dairesi teşkilatı ve en tehlikeli Mustafa kemal’den kalma yadigar Koruma örgütü ‘’ERGENEKON’’ çatı örgütün içinde, emekli subaylar, Generaller, emekli paşalar, siyasi Parti liderleri, devletin derin yazarları ‘’İlhan Selçuk’’ gibi ünlü insanlar Kemalist düşünce ve ideolojisini yeniden devlet rayına oturtmak için, filizlenerek darbe örgütü olarak, kendi egemenliğinde devlet-hükümeti kurmuş olduklarının farkına vardılar.
‘’Ergenekon çetesi’’nin yeni olmadığını bilmek zorundayız. Osmanlı devrinde ‘’Ergenekon’’ 1913 tarihlerinde başlar. Bu dönemde Mustafa Kemal Osmanlı idaresinde derin elemanlarından en önemli kadrolarından biriydi. 1914’te Ermenistan ve Kürdistan sorunu Ortadoğu’da gündemi yakalamıştı. Mustafa Kemal Osmanlı devletin dağılmaması ve parçalanmaması için kendisine büyük görev verilmişti. Osmanlıların projesinde Ermenileri ve Kürdleri ortadan silip süpürmekti. Zihniyette, Ermenileri bitirirsek, Kürdleri nasıl olsa kolay hal edeceğiz gibi art niyetleri vardı ve üzerinde büyük yoğun çalışmalarını yürütüyorlardı. nin yeni olmadığını bilmek zorundayız. Osmanlı devrinde 1913 tarihlerinde başlar. Bu dönemde Mustafa Kemal Osmanlı idaresinde derin elemanlarından en önemli kadrolarından biriydi. 1914’te Ermenistan ve Kürdistan sorunu Ortadoğu’da gündemi yakalamıştı. Mustafa Kemal Osmanlı devletin dağılmaması ve parçalanmaması için kendisine büyük görev verilmişti. Osmanlıların projesinde Ermenileri ve Kürdleri ortadan silip süpürmekti. Zihniyette, Ermenileri bitirirsek, Kürdleri nasıl olsa kolay hal edeceğiz gibi art niyetleri vardı ve üzerinde büyük yoğun çalışmalarını yürütüyorlardı.
1915 tarihinde Osmanlıların ilk katliam etmeleri, Ermenileri tahminlere göre 1.5 milyon deniliyor Ama, mümkündür ki bu rakamın daha üstünde olması da bir ihtimaldir. Amerika, Büyük Britanya ve Avrupa’da bulunan Ermeni Diasporaların sayesinde Ermenilerin katliamı Osmanlılar tarafından planlı olarak yapıldığını dünya kamuoyuna bildirmiş oldular. Kemalist ideoloji devletin köklü yerleşim ideolojisi olduğundan, içinde gizli örgütlenen üstü örtülü örgüt ancak son dönemlerimizde pürüzlü olarak su yüzüne çıkmış oldu.
Ermenilerden Sonra Kürdlere düzenlenen katliam, Kürdlerin baş kaldırdığı dönemlerde barbarca katliamlar uygulandı. Lozan Antlaşmasından sonra M. Kemal sinsi ve deneylerine göre Kürdleri öyle bir soykırıma uğrattı ki enderi ve benzeri hiç görülmemiş katliamlarla sonuçlandırdı. Bir insanı kurşunla öldürmek ile, iğne ile öldürmek arasında çok fark vardır. İşte Osmanlı ve Türk idaresindeki sistem Kürdlere karşı olan kin, nefret ve düşmanlığı iğne ucuyla işkence ile korkutarak bitirmeye çalıştılar ve arkası bitmeyen katliamlarla devam ede geldi.
Süleyman Demirel T.C Başbakanlık döneminde, şu cümleyi kullanmıştı;
Kürdler baş kaldırırsa, 28 İsyanları bastırdığımız gibi 29. isyanları da daha ağır basarız demişti. Yani Kemalist ideolojinin hakimiyeti ve kemal’e ne kadar bağlı olduğunu kanıtladı. Kürdlere karşı olan kin ve nefretini göstermiş oldu. Devletin ilkesinde Kürdler nüfuz sahibi olamaz ve ebedi Türklere köle olma sürecini devam etmek zorundalar.
Neden Kürdler Ermeniler gibi yerinden çıkartamadılar. ?
Kürdler kendi kültür ve geleneklerine göre yerleşim bir halk olarak en çok çocuk yapan milletlerden biridir. Kürdler çocuk sevdikleri gibi hümanist düşünürlü ve insani yaklaşımları da yüksektir. Kürdler her ne kadar beyinleriyle dahil ilhak ve asimilasyona uğramışlarsa da Kimlik ve Ulusal Mücadelede hiçbir tarihte ne teslimiyeti ve ne de boyun eğmişlerdir. Kürd Liderleri Ezen ve Eğemem devletlerin pençesinde teslim olmayı yeğlemişlerse de Kürdistanlı halk asla Ulusal direnişlerinde zerre kadar taviz vermediler. Kürd halkı kendi toplumsal muhalefetini korumaya çalışırken, Kürd Siyasetçi liderler çürük politikalarıyla kendilerini Türklüğün endeksliğine teslim ettiler. Ki, Kürd halkını Amed’e değil, Ankara’ya taşımakla kaldılar.
Örneğin;
Kuzey Kürdistan Liderlerin üzerindeki tespitim; Sadece PKK Lideri üzerinde teslim olma ve çürüklüğü gibi tarifler yapılanması tek taraflı benzetmeler yapılmaz, aynı zamanda da Diğer Kürd parti liderler için de teslimiyet ve çürümüşlük geçerlidir. Nitekim, HAK-PAR ve Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP), Türkiye'nin mevcut sınırlarına saygılı, Kürt sorununu bu sınırlar içinde çözülmelidir, diyor. Sadece PKK Lideri üzerinde gibi tarifler yapılanması tek taraflı benzetmeler yapılmaz, aynı zamanda da Diğer Kürd parti liderler için de geçerlidir. Nitekim, ve Katılımcı Demokrasi Partisi Türkiye'nin mevcut sınırlarına saygılı, Kürt sorununu bu sınırlar içinde çözülmelidir, diyor.
Bu teoriyi PKK de savunuyor. PKK en son sıkışma çabalarında ‘’Demokratik Özerkliğin’’ talebi İmralı’dan geldi ve PKK medya alanlarına, Biz ‘’Demokratik Özerklik’’ talebinde bulunuyoruz dedi. Merdiven basamakların aşağıdan yukarıya doğru adımlaması, Dem. Özerklikten Federasyon talebine yükselmektir. Ama devletin, Kürdlere karşı kapattığı bütün kapıların arkasında, bu tür talepleri istemek, kendi kendilerini kandırmaktan ötürü başka bir talep olamaz. Kürdistani Talep Kürdistani ortak CEPHE'den geçer Şu anda Kürdler amaçsız ve proğramsızdır. Ki, saçma politikalarla zaman kaybetmektedirler. Kendine Halk ve Ulus diyen Kürd hareketleri geleceğinin kaderini başından itibaren programlaştırmalı ve kararlı kararlarıyla birlikte hayata atmalıdırlar.
Türkiye’nin mevcut sahte sınırları, Misak-i Milli sınırlardır. İşgal edilen coğrafya topraklar vardır. Bu topraklar sömürülüyor. Kürdlerin toprak talebi yok sayılıyor. T.C ülkesinin mevcut sınırlarına saygılı olmak, toprak talebinden tamamen vaaz geçme anlmındadır. Toprak talebi olmayan Kürd siyasetçilerin yabancı bir ülke (TÜRKİYE) de Kürd sorununu çözmesi gerçekleşmesi mümkün değildir. T.C devlet Anayasasında tekçilik ilkeleri Kemalist ilkelerine bağlıdır ve kendi dışında başka azınlık milletleri kabul emiyor, etmediğine göre Kürdlerin bütün talepleri boşunadır.
KADEP, “Toplumsal yapıya ve çağdaş demokratik anlayışa ters olan devlet düzeni değişmelidir” diyen KADEP, en makul ve adil devlet modelinin, federatif sistem olduğunu iddia ediyor. Sonra KADEP, şunları kaydediyor; “Türkiye'nin temel ve öncelikli sorunu olan Kürt sorununa, adil, makul ve kalıcı bir çözüm federatif sistemle sağlanır, diyor. Tezin derinlikte olan anlamı, KADEP bir Türk solu ağzıyla savunduğunu ve talep ettiğini görüyoruz. Oysa ki, Kürd lider konumunda olan siyasetçilerin talebi bir Türk solu gibi değil, bilakis Bir Kürd-Kürdistan Ulusun lideri gibi konuşmalı ve Kürdistan Ulusal lider konumunda görülmelidir. Yıllardır bu tür liderler Kürd halkını ovalayarak bir adım ileri atarken üç adım geriye doğru geriliyorlar. diyen KADEP, en makul ve adil devlet modelinin, federatif sistem olduğunu iddia ediyor. Sonra “Türkiye'nin temel ve öncelikli sorunu olan Kürt sorununa, adil, makul ve kalıcı bir çözüm federatif sistemle sağlanır, diyor. Tezin derinlikte olan anlamı, savunduğunu ve talep ettiğini görüyoruz. Oysa ki, Kürd lider konumunda olan siyasetçilerin talebi bir Türk solu gibi değil, bilakis gibi konuşmalı ve Kürdistan Ulusal lider konumunda görülmelidir. Yıllardır bu tür liderler Kürd halkını ovalayarak bir adım ileri atarken üç adım geriye doğru geriliyorlar.
T.C hükümeti iktidarında en tavizci hükümet, AK Par hükümeti olmuştur. Kürdler bu devreden-iktidardan faydalanmasını beceremediler. Nitekim tekrarladıkları kabusun içine gömülmeyi yeğlediler. Türkiye’de devlet krizi Erdoğan hükümetinde derinleştirmiş ve ayrıntılı hegemonik iktidar arasında çatışmalar çıkmıştır. Faşist-Terörist devlet çetesi olan ‘’Ergenekon’’ kahramanları en son 2008 yılında dev aynanın karşısına çıkmışlardır.
Türk devlet idaresi sisteminde Kürdlere hak ve talep tanımadığı gibi, Türk solu da devletçilik statüsünün ekseninde dönerek Kemalizm ideolojisine sarılmış ve Kürdlerin haklı taleplerini şöyle veya böyle çarpıtarak Kürdleri kendi içinde eritmeye çalışmışlardır.
Kürd özgürlük hareketi hiçbir zaman Türk özgürlük hareketi olamaz. Sadece demokratik ilkellerde dayanışma olur. Olsa olsa Federasyonun gerçekleşmesiyle, köklü Anayasa değişikliği de ancak ve ancak Kürt ve Türklerin ortak almış oldukları kararlar birliğinden geçer. Sadece demokratik ilkellerde dayanışma olur. Olsa olsa Federasyonun gerçekleşmesiyle, köklü Anayasa değişikliği de ancak ve ancak Kürt ve Türklerin ortak almış oldukları kararlar birliğinden geçer.
Kemalizm ideolojisi çökertilerek, lağvederek yeniden bir Anayasanın oluşumu için, uluslar arası konseptinin kültürüne yakın çağdaş- uygar medeni demokratik ve hukuksal çerçevede oluşmalıdır. Şayet bu demokratik, ilkeler Kürd taleplerini kucaklamıyorsa, Kürdler Türk devletinden ayrı Kürdistan-i konseptler-projeler üreterek kendi coğrafyasına uygun Kürdistan-i Anayasa hazırlayarak pratikte gerçekleştirmelidir.
Ortadoğu projesi Kürdistan’nın dört parçasının çözümü ile rahata kavuşabilir, bunun dışında başka çözüm yoktur. Fazla derinliklere girmeden, Mustafa Kemal’in teorileri bir zehirli yılan başı gibidir, insanı zehirler. Kürdler için kaçınılmaz tehlikedir, elinizden geldiği kadar uzaklaşmaya çalışınız ! bunun dışında başka çözüm yoktur. Fazla derinliklere girmeden, Kürdler için kaçınılmaz tehlikedir, elinizden geldiği kadar uzaklaşmaya çalışınız !
Sevgi ve Saygılarımla Kutbettin ÖZER KutbettinO@t-online.de
|