Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Kürtler tükeniyor!
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“İyi, Doğru, Güzel” Hakkında…
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Balon erken patladı
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Nazi teşkilatı ve oyalama taktikleri
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 61

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
DTP’nin pazarlık politikası-Fikret Bila
Posted on Salı, 22. Temmuz 2008
Topic: Medya
DTP’nin 2. Olağan Kongresi’ne, daha öncekilerde olduğu gibi Abdullah Öcalan ve PKK damgasını vurdu. Kongre bir kez daha gösterdi ki, DTP’nin liderliği Abdullah Öcalan’ın elinde. DTP, onun çizdiği politikayı uyguluyor. Yine bir kez daha anlaşıldı ki, DTP, PKK’nın siyasi kolu, siyasi temsilcisi gibi. PKK’yı partinin silahlı gücü olarak görüyor. Ve bu güce dayanarak, bir çeşit “pazarlık” yürütmeye çalışıyor.


DTP’nin pazarlık politikası-Fikret Bila

Milliyet

DTP’nin 2. Olağan Kongresi’ne, daha öncekilerde olduğu gibi Abdullah Öcalan ve PKK damgasını vurdu.
Kongre bir kez daha gösterdi ki, DTP’nin liderliği Abdullah Öcalan’ın elinde. DTP, onun çizdiği politikayı uyguluyor.
Yine bir kez daha anlaşıldı ki, DTP, PKK’nın siyasi kolu, siyasi temsilcisi gibi. PKK’yı partinin silahlı gücü olarak görüyor. Ve bu güce dayanarak, bir çeşit “pazarlık” yürütmeye çalışıyor.

Türk’ün sözleri

DTP Genel Başkanlığı’na seçilen Ahmet Türk’ün şu sözleri, pazarlığın çerçevesini de ortaya koyuyor:
“Sayın Öcalan, ‘Farklı kimlik ve kültürler anayasal güvence altına alınsın, silahlar bir ayda bırakılır’ diyor. Bu, son derece önemli ve tarihi bir çağrıdır.”
Eğer Türkiye, anayasasına bir hüküm koyarak, Öcalan ve DTP’nin talep ettiği “farklı kimlikleri ve kültürleri güvence altına” alırsa, karşılığında PKK silah bırakacak...
Bu sözler gösteriyor ki, Türk ve DTP, “Öcalan adına” bir pazarlık gayreti içindeler. Farklı kimlik ve kültürlerin anayasal güvence altına alınması, Öcalan’ın son dönemde geliştirdiği söylem. Daha önce, “Kürtler anayasada iki kurucu halktan biri olarak yer alsın” diyen Öcalan ve DTP, son dönemde, bu talebi daha diplomatik bir dille ifade ediyorlar: Farklı kimlik ve kültürler anayasal güvence altına alınsın.
Bu talebin “bireysel hak ve özgürlüklerle” ilgisi olmadığı açık. Etnik-kolektif “hak” talebi.
Eğer bu kabul edilirse PKK silah bırakacak, edilmezse bırakmayacak.
DTP kongresinin ortaya koyduğu sonucun özeti bu...

DTP’nin varlık nedeni

Kongre de gösterdi ki, PKK, DTP’nin varlık nedeni. Ondan bağımsız bir politika geliştirmesi ve savunması mümkün değil. Sorunun çözümü için İmralı’da Abdullah Öcalan’ın muhatap alınmasını istiyor. Diğer ifadeyle, “pazarlığın” Öcalan’la yürütülmesini talep ediyor.

Ayrılığa çıkan merdiven

DTP Genel Başkanı Türk, (Öcalan adına) DTP’nin taleplerini şöyle sıraladı:
1- Kürt kimliğinin anayasal güvenceye kavuşturulması,
2- Kürtçenin kamusal alanda, eğitimde kullanılması; bu amaçla anayasal ve yasal düzenlemelerin yapılması,
3 - Demokratik Özerklik Modeli’ne geçiş.
Bu talepler bir merdivenin basamaklarına benziyor. Adım adım ayrılığa götürecek bir merdiven. DTP, basamakları tek tek inşa etmeye çalışıyor.
Daha önceki dönemlerde tartışılan Kürtçenin serbest olması, Kürtçe televizyon yayınının 24 saate çıkarılması gibi adımlar DTP’yi tatmin etmedi. Yeni taleplerin de “son talepler” olmadığı açık.

Türkiye’nin kuruluş felsefesi

Bu taleplerin varmak istediği noktanın, Türkiye’nin kuruluş ilkeleri ve felsefesiyle bağdaşmadığı açık.
Devletin durduğu çizgi “bireysel hak ve özgürlükler” çizgisi. Siyasal-kolektif alana taşırmadan, bireysel olarak farklı kültürlerin yaşanması.
Devletin bu çizginin ötesini, “ayrılıkçı”lık olarak gördüğü, Türkiye’nin “ulus devlet-üniter yapısını ortadan kaldıracak bir süreç” saydığı, birçok kez ilan edildi.
Buna karşın gündeme getirilen, Öcalan ve PKK’yla sıkı sıkıya bağlı talepler, DTP cephesinde yeni bir şey olmadığını gösteriyor.

DTP kongresi

Derya Sazak-Milliyet

AKP’nin Kürt sorununu PKK’ya yönelik operasyonlar bağlamında askere bırakmasının ardından DTP’nin de çözümü İmralı’ya havale ettiği anlaşılıyor.
Ankara’daki kongrede DTP Genel Başkanlığı’na seçilen Ahmet Türk şöyle konuşmuş:
“Partimiz birçok eksiklikler yaşamıştır. Bu anlamda rolümüzü tam anlamıyla oynayabildiğimizi söyleyemeyiz. Demokratik siyasi mekanizmaları tam olarak oluşturamadık, karar süreçlerine demokratik bir nitelik kazandıramadık. Silahı bir hak arama aracı olmaktan çıkartmak gerekiyor. Kürtler, kimliğinin tanınmasını, anayasal bir güvence altına alınmasını istiyor. Ana dillerini kamusal alanda, eğitimde kullanmak istiyor. Yerel yönetimi geliştirecek olan demokratik özerklik modelini istiyor. Gelin, açık söylüyoruz, barış için hazırız. İmralı’dan bu konuda yapılan çağrılar var. Sayın Öcalan, farklı kimlikler, farklı kültürler anayasal güvence altına alınsın, silahlar bir ay içinde bırakılır, diyor. Bu son derece önemli ve tarihi bir çağrıdır. Uzatılan bu barış eline, ağırlaştırılan tecrit politikalarıyla karşılık verilmesi tam bir provokasyondur.”
Ahmet Türk, DTP’de “güvercinler”i temsil ediyor. “Şahinler”in temsilcisi Emine Ayna da, kongrede “eşbaşkan” seçildi.
Ayna’nın konuşmasında da silahların nasıl susacağı konusunda mesajlar yer alıyordu. “PKK yokmuş gibi, gerilla yokmuş gibi davranmanın” gerçekçi olmayacağını savunarak, “Hele hele onlara ya teslim olun ya da ölün demek, silahlar susmasın demekle aynı anlamdadır” diye konuştu.
DTP sözcülerinin açıklamalarından şunu anlıyoruz: PKK da IRA, ETA gibi etnik bir siyasi hareketin silahlı kanadıdır. Siyasi sorunu çözmeden şiddeti sona erdiremezsiniz. Çözümü İmralı’da aramalısınız.
DTP sözcüleri, bu söylemi güçlendirmek istercesine Öcalan ve Murat Karayılan’ın kardeşlerine de “protokol”de yer ayırmışlar. Kapatılmanın eşiğindeki bir parti bunu niye yapar, 1980’lerde “Apocular” hareketine ortam hazırlayan “feodal” ilişkileri 2008 Türkiye’sinde siyaset platformuna nasıl taşır, izahı güç!
2007 seçimlerinde Kürtleri temsil eden bağımsız milletvekilleri DTP’ye grup kurduracak sayıda Meclis’e girdiklerinde, Kürt sorununun “demokratik çözümü” yönündeki umutlar hayli yükselmişti.
Son günlerde Güneydoğu’dan yine ölüm haberleri geliyor.
Silopi’de PKK’lılarla çıkan çatışmada şehit olan genç bir astsubayın eşi ve çocuğunun fotoğrafları yer alıyordu gazetelerde. Operasyonlarda PKK da ağır kayıplar veriyor.
Ağrı Dağı’nda 3 Alman dağcının kaçırılması olayı, ABD’den sonra Avrupa’nın bu örgüte bakışındaki “terör” vurgusunu pekiştiriyor. Çözümü İmralı’ya havale etmek, DTP kongresinde “seçmene selam” göndermekten başka bir şey ifade etmiyor.
Önce silahlar susmalıdır!


DTP’nin pazarlık politikası-Fikret Bila

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Medya:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.