|
Türkiye, maçı aldığında, bakarsınız bayraklara donanmış yığınlarca insan ve araba caddelere dökülüvermiş. Ruh hallerini anlamakta zorlandığım bu insanların,her an her şey yapabilirler korkusunun dışında hiç bir şey hissetmem oracıkta.
FUTBOL VE GARİP RUH HALLERİ
Bu günlerde oynanan Avrupa kupası futbol maçları, sokak ve caddelerin rutin dinamizmini katlarca artırmış durumdadır. Açıkçası, normal şehir hayatına alışık insanların, anormallikleri yaşadığı günlerdeyiz. Hemen hemen her gün maç sonrası, yenen takım taraftarlarının, şehir sakinlerini rahatsız etme pahasına da olsa bayraklarıyla sokaklara dökülüp; kornalar eşliğinde arabalarıyla tur attıklarına şahit olmaktayız. Bu tür gösterilerin, aşırı ve abartılı olmadığı sürece yadırganacak tarafı yoktur elbette. Nitekim Türkler’in gösterileri dışında, diger halkların sevinç gösterilerinin normal olduğunu söyleyebilirim. Birkaç bayrak, birkaç sloganla zaferlerini kutlayan bu kesimlerin, pek garipsenecek hareketleri yoktu doğrusu. Ama Türk taraftarlarının gösterileri, bir spor zaferi sevincinden başka her şeye benziyordu…
Futbol, benim için izlemesem de olur gibisinden bir olgudur. Bunun nedeni, her halde onun spordan çok, politik emellere alet edilmesidir. Sürgünde biri olarak, yaşadığım bu uzak ellerde, eğer bir futbolsever olsaydım, Türkiye’yi desteklemeyi çok isterdim; tabii ki bugün ki: savaşın, ırkçılığın, açlığın hüküm sürdüğü; çetelerin vatantsever olarak bilindiği haliyle değil.
’’Ya hangi haliyle?’’ diyeceksiniz. Bunun çevabını, tasvip etmediğim şu noktaların tersinde bulacaksınız:
Türkiye, maçı aldığında, bakarsınız bayraklara donanmış yığınlarca insan ve araba caddelere dökülüvermiş. Ruh hallerini anlamakta zorlandığım bu insanların,her an her şey yapabilirler korkusunun dışında hiç bir şey hissetmem oracıkta. Sevinç havasından ziyade, işgal, şiddet ve nefret kokan gösteriye dünüştürüverirler sevinçlerini. Mehter marşları eşliğinde, sallanan bayraklarla yürüyen bu insanları, her kim görse sanır ki düşmanları üzerine yürüyen ordudur. Önünden geçenlere sataşmalar mı dersiniz;’’Şehitler ölmez, vatan bölünmez“ sloganları mı dersiniz’’; ’’Haydi hücum! Kürt kahvelerini basalım’’ gibi kin ve nefret yaratan ne varsa söylenir bu safhada. Şimdi soruyorum sizlere: bir spor sevincini, başkasından nefret etme üzerine kuran bir mantığı kim onaylayabilir. Bırakalım Türkiye’de yaşayan bir Kürd’ün bunu desteklemesini; insan olan herkes, bu ruh halinden ürker.
Oysa bunun tersi olsaydı ve Türkiye, bu spor zaferini barışa hizmet eden bir vesile yapsaydı; hangi Kürt veya hangi barış sever sevinmez di ki. Ama dedim ya, onlar halen Osmanlı’nın Viyana kapılarına dayanması gibi, ‚’’Türk’ün gücünü dünyaya gösterdik’’ sevdasındadırlar…
Yazık! Bu çağda bu garip ruh haliyle yetiştirilen nesile yazık!
Nuri Aslan
Haziran 08
www.nuriaslan@yahoo.de
|