Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Sayın Erdoğan, gelecek bizimdir
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Öcalan niye devlet istemiyor!
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Diyarbakır adayı
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Kapitalizm ve iktidar olgusu
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 65

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Çılgın Türkler Viyana önlerinde-M. Sebatlı
Posted on Salı, 17. Haziran 2008
Topic: Spor

Türkiye- Hırvatistan maçı sıraladığım tarihi olaylar ışığında yüksek bir ihtimalle Osmanlı ordularının Balkanlardaki son kalesi Pelvne’yi kaybetmesine benzeyecektir. Bugünkü siyasi haritalarda Plevne Bulgaristan'ın kuzeyinde Romanya sınırında, Tuna Nehri kıyısında yer alan ilin merkezidir.



“Çılgın Türkler” Viyana önlerinde

MEHMET SEBATLI

2005 yılı sonlarında İstanbul’da oynanan Türkiye-İsviçre futbol karşılaşmaları sonrasında yaşanan küfürlü, dayaklı olayları birçoğumuz hatırlayacaktır. İsviçre Milli Takımı’nı Atatürk Havaalanı’nda Almanca yazılmış küfürlü pankart ve pullamalarla karşılayan Türk taraftarlara karşılık, İsviçre’ye geri dönen İsviçreli oyuncular, “Willkommen in der Zivilisation-Medeniyete Hoşgeldiniz” pankartıyla karşılanmıştı.

Sadece bu örnek bile Türkiye’deki futbolun hangi amaçlarla kullanıldığını göstermesi açısından yeterlidir.

Televizyon haberleri, gazete manşetleri, sokaklardakiler aynı zafer sarhoşluğunda. Eline bayrak alan, arabasına bayrak asan ne kadar Türk varsa Avusturya, İsviçre ve Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın dört bin yanında sokaklara çıkarak gece boyunca sevinç naraları atıyor. Karşılaştırmalı örneğin abartılı olduğunu sanmıyorum: Bana göre şu anda örneğin Almanya’da ellerde ve arabalarda taşınan Türk bayrağı sayısı ayni amaçla taşınan Alman bayrağı sayısından daha fazladır!

Yüzyıllarca yenilerek toprak kaybetmiş, sürekli iç çatışmalarla uğraşarak nefes alamaz halde bugünlere kadar gelebilmiş, Batı medeniyetine bir taraftan özenmiş diğer taraftan onun dönüştürücü gücünü “öcü” olarak göstermiş, bu nedenle içine kapanan böyle bir halk gerçeği, en ufak bir başarıyı gezegenin fethi olarak algılayacaktır. Doyurulmamış milli bir kompleksin dışavurumuyla karşı karşıyayız. Moral gerekecekse onu hiçten yaratmak zor değildir. Tarihi örnekler boldur: Ege’de baş gösteren Yunan ilerlemesi karşısında çaresiz kalan Inönü’nün, Yunan birliklerinin esamesinin geçmediği Bilecik ve Eskişehir’de “olmayan bir düşman karşısındaki sanal zaferi” gibi.

Milli sermaye boş durmayarak apar topar “milli”lerden teşekkül robot animasyonlara “Çılgın Türko”ları reklamda kullandı. Kesinleşmiş bir hedefe doğru askeri tempoyla yürüyor millilerin animasyon görüntüleri. Çağın teknolojik imkanlarıyla, tarihten kalan doyurulmamış milli özlemler aynı karelerde birleştirilmek suretiyle “tamamlanamamış fetih” böylece sanal yoldan tamamlanmaya çalışılıyor.

Kim nereyi, niçin fethediyor?

Tv ve gazete haberlerinde, “Viyana kapılarına yeniden dayandık” türünden içi boş teraneler gözümüze kulağımıza çarpıyor. Altı üstü bir futbol şampiyonası. Oysa UEFA’nin bu yılki sloganı “Respekt” yani “Saygı”.

UEFA Kupası finali 29 Haziran günü Viyana’da oynanacak. Ancak ondan önce, Türk Milli Takımı güçlü rakip Hırvatistan’la 20 Haziran Cuma günü Viyana’da karşılaşacak.

İki kelime: Türk ve Viyana... Biraz geriye gidelim.

Milli Takım’ın başındaki, komutan edalarıyla kameralarda gördüğümüz en haşin teknik direktör Fatih Terim Çek maçından sonra yaptığı basın açıklamasında, "Kaybetseydik muhtemel dar ağaçları kurulabilirdi. Oyuncularım ve ben orada asılabilirdik. Demek ki biz dar ağaçlarını da yıkıp geçtik,” derken tarihi bir olaya gönderme yapıyordu. 1683 yılındaki II. Viyana Kuşatması’nın komutanı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, bozgundan sonra döndüğü Belgrad’da IV. Mehmed Han’ın emriyle idam edilmişti.

Viyana’ya Osmanlı orduları ilki 1529 yılında bizzat K.Sultan Süleyman’ın komutasında, ikincisi 1683 yılında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasında olmak üzere iki defa saldırı düzenlemişti. Her iki kuşatma büyük umut ve göç gösterileriyle başlamış ancak bozgunla, on binlerce askerin yollarda kırılmasıyla sonuçlanmış, yenik ordular Istanbul yolunu tutmuştu.

Simdi, sonuncusundan 325 yıl sonra bambaşka bir zaman diliminde, yeniden eski fetihçi cümleler duymamız tarihin tekerrürü mü, yoksa komedya mı?

Tarihte olup biten tüm olaylar ilkin trajedi olarak kayda geçer; tekrarı ise komedi olur.

Viyana ilk kez kuşatılmak istendiğinde Kanuni Sultan Süleyman’ın bizzat başında bulunduğu 75 bin kişilik büyük ordu trajik bir yenilgiye uğramış; yaklaşık bir bucuk asır sonraki ikinci kuşatma tam bir komediye dönmüşken 23 kişilik kadrosuyla Fatih Terim, “Viyana fethi”ne gidiyormuş gibi milliyetçi propagandalarla pompalamaya çalışmanın kime ne faydası olacaktır?

Türkiye- Hırvatistan maçı sıraladığım tarihi olaylar ışığında yüksek bir ihtimalle Osmanlı ordularının Balkanlardaki son kalesi Pelvne’yi kaybetmesine benzeyecektir. Bugünkü siyasi haritalarda Plevne Bulgaristan'ın kuzeyinde Romanya sınırında, Tuna Nehri kıyısında yer alan ilin merkezidir.

Plevne savunması, Osmanlı ordusunun Balkanlarda elinde bulundurduğu son kalesini yitirmesi açısından tarihi bir öneme sahiptir. 93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı ile Çarlık Rusya arasındaki savaşta Osmanlılar son kalelerini de yitirerek Balkanlar ve Avrupa’yı fetih arzularından (yenilerek) vazgeçmek zorunda kalmışlardı. İlkokuldayken 23 Nisan törenleri öncesi elimize tokuşturdukları şiire benzetilen bir kahramanlık tekerlemesi sayesinde tanışmıştım Plevne’nin “Şanı büyük(!) Osman Paşa” ile. “Tuna nehri akmam diyor/ Etrafımı yıkmam diyor/ Şanı büyük Osman Pasa/ Pelvne’den çıkmam diyor/

Orhan Pamuk’un Nobel ödülü almasına, Nuri Bilge Ceylan’ın Cannes’da “En Iyi Yönetmen Ödülü” alırken çok sevindim. Aynı sevinci milliyetçi-fetihçi duyguların havuzuna dönen futbol karşılaşmalarında Milli Takım için gösteremiyorum.

Botan’da gerilla ile savaşırken tanışan iki askerden biri, terhis olduktan sonra cinsiyet değiştirmiş ve sevdiğiyle evlenmek istemişti. Haber, Milli Takım’ın “Viyana önlerindeki” başarılarının (!)gölgesinde kalıp unutuldu. Onu yazacaktım. Belki başka zamana...




Ortalama Puan: 3
Toplam Oy: 2


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Spor:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.