KÜRTLERE TAKİYYE !
Nil Demirkazık
Başbakan sonunda Amed’e geldi ve “eylem planını” açıkladı. Hepimiz biliyorduk ve yine haklı çıktık. 80 yıllık “takiyye” yine değişmedi. Ezberin bozulmasını bekleyenler yine hüsrana uğradılar. Sistemin yakıcı ve yok edici düzeni hiçbir iktidar döneminde bozulmadı.
GAP projesi çerçevesinde uygulanacak “eylem planı”na göre işsizlik azalacak, bölge halkı refaha kavuşacak, Amed ve çevre iller “cazibe merkezi” haline getirilecek. İlk bakışta bölgenin yaşadığı ağır ekonomik koşulları ve işsizlik oranı düşünüldüğünde samimi ve umut verici bir gelişme olarak düşünülebilir. Ama söylenen cümlelerin anlamsızlığını bölgeyi tanıyanlar kolayca ayırt edebilirler. Yapılmak istenen çok açık : Kürtler yine kandırılmak isteniyor, yine “oy avcılığına “ soyunuluyor. Malum önümüzde yerel seçimler var, olası bir “baskın erken seçim” de çok büyük bir olasılık olarak kapımızda…
Diyelim ki iktidar projelerinde samimi ve bölgenin çıkarı düşünülerek bir takım ekonomik önlemler alınmaya çalışılıyor. Peki, kimliği tanınmayan bir halkın işi olsa ne olacak ? Bölge halkının üzerindeki baskı, şiddet ve imha politikası değişmedikçe, Kürt halkı özgür olmadıkça, anadilini serbestçe okullarında öğrenmedikçe, kültürel haklarına kavuşmadıkça, kendi dilinde yayın yapacak televizyon ve medya iletişim araçlarına sahip olmadıkça ekonomik koşulların düzenlenme çabası sonuç getirir mi sizce? Tabi ki HAYIR.
Etnik talepler ve fakirlik, işsizlik arasında doğru orantılı bir ilişki yoktur, olamaz da !
Halkın ekonomik koşullarını ne kadar düzeltirseniz düzeltin özgür ve eşit bireyler olarak tanımadıkça “sözde vatandaş” olarak hor gördükçe, potansiyel suçlu olarak nitelendirdikçe, insan hakları ihlalleri yaşandıkça, kurulacak “cazibe merkezleri” kimin işine yarayacak ?
İktidar yine “kolaycılık” yapmış ve Kürt Sorunu’nu basit bir ekonomik sorun olarak görme saplantısından vazgeçmemiştir. Sorun “demokratikleşme ve özgürleşme sorunu” olarak görülmediği sürece çözüm gerçekleşemez. Bulunacak hiçbir reçete “hastayı iyileştiremez”. Çözümün yolu askeri değil siyasidir. Bunun dışında hiçbir formül işe yaramaz.
Kürt Sorunu T.C. Devleti açısından hala “Bölücülük ve Terör Sorunu” dur. Ezber yine aynı ezberdir. Kürtler açısından ise sorun “Kimlik, özgürlük, eşitlik ve kültürel haklar” sorunudur. Kürtler kendilerine dayatılmak istenen “Türk” kimliğini kabul etmemekte ve kendi kimlikleri ile var olmak istemektedirler.
Türkiye’de ki iktidar odakları şu ayırımı çok net yapmak zorundalar : Hiç birimizin bölgenin refah ve huzura kavuşmasına bir itirazı yok. Aksine hepimiz barış ve refah için büyük bir özlem duymaktayız. Ancak ve ancak devlet ve hükümet samimi ve dürüst davranmalı, “takiyye” yapmamalıdır. Kimse kimseyi kandırmasın. Siyasi çözümün gereği olan etnik kimliklere olan saygı, özgürlük ve demokratikleşme gerçekleşmediği sürece sorun çözülemez ve mevcut yara “kangren” e dönüşür. O zamanda hiçbir tedavi sonuç vermez. Bu durumda tek bir çözüm kalır… O çözümü arzu etmeyenlere, bu sonucun “paranoyasını” yaşayanlara duyurulur.
NİL DEMİRKAZIK
ÇOCUK-DER GENEL BAKANI
AMED BAĞIMSIZ MİLLETVEKİLİ ADAYI