Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Ordunun darbe geleneği
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
“İyi, Doğru, Güzel” Hakkında…
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
PKK-DTP karışması
Hasan Bildirici
Aydın Dere
Türk milliyetçiliğinin intiharı
Aydın Dere
         
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.

   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   OKUR KÖŞESİ

Çiroken Klasik



www.kurdistan-post.org
Bütün Üyeler: 814
Bugün üye olanlar: 0
Dün üye olanlar: 2
Üye(ler) Çevrimiçi: 1
Misafir(ler) Çevrimiçi: 46

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Varolmayan Türkiye'yi anlatmak anlamsız geliyor
Posted on Pazartesi, 12. Mayıs 2008
Topic: Kültür-Sanat
Arkadaşlar, ben sinemacı kimliğimden önce, bu ülkede yaşayan Kürt kökenli bir işçi ailesinin çocuğuyum, hayat her zaman bizim gibiler için zordu.

Varolmayan Türkiye'yi anlatmak anlamsız geliyor

Hüseyin Karabey, geçen hafta Gitmek -My Marlon and Brando adlı ilk kurmaca ve uzun metrajlı sinema filmi ile New York Tribeca Film Festivali'nden büyük ödülle döndü. Aynı filmin başrol oyuncusu Ayça Damgacı ise, yine bu filmdeki rolü ile, kısa süre önce sona eren 27. İstanbul Film Festivali'nden de En İyi Kadın Oyuncu ödülünü almıştı. Kuruculuğunu ve destekçiliğini altı yıldır ABD'li ünlü aktör Robert De Niro'nun yaptığı festivalde, Karabey Gitmek filmiyle En İyi Yönetmen ödülünü kazandı. Karabey'e 25 bin dolarlık para ödülü de getiren filmi, festivale katılan 2 bin yapım arasından ilk 12'ye girmiş ve yedi gösteriminin de biletleri tükenmişti. Yönetmen ile, sinema anlayışı ve dünyanın 'bu tür' filmlere kucak açan düzenini konuştuk.

- Filminiz bir aşk öyküsünün yanı sıra, bir yüzleşmeyi, bir karşılaşmayı ve bir tanıklığı anlatıyor. Ama oryantalist - turistik bir bakışla değil, çırılçıplak gerçekler olarak...
- Çırılçıplak bir gerçekliği sanatsal bir dille sunmaktan başka çaremiz kalmadığı için bu dili bulduk. Aksi takdirde sizin yalan söylediğinizi iddia ediyorlar. Görmemezlikten geliyorlar. Sinema yapış tarzım zorunluluktan kaynaklanan bir yaratma sürecinin sonucu. Sinema tarihinde sansürün ve baskının yaratıcılığı olumlu etkilediği sinemacılar olmuştur. Yılmaz Güney, Carlos Saura, Fernando Solanas gibi... Onların filmleri bizim için devamlı öğrendiğimiz bir okul oldu.

- Siz her nedense ana akım medyada 'ötekileştirilen' bir sinemacısınız. Buna nasıl direnebiliyorsunuz?
- Beni hep diğer sinemacılarla kıyaslıyorlar. Diyorlar ki, "...korkmuyor musunuz? Nasıl direnebiliyorsunuz? Zor değil mi? Değiyor mu çabanıza?" Arkadaşlar, ben sinemacı kimliğimden önce, bu ülkede yaşayan Kürt kökenli bir işçi ailesinin çocuğuyum, hayat her zaman bizim gibiler için zordu. Başıma ne geliyorsa geldi. Ben bu yaşananları televizyon ekranında seyretmedim hiç. Ya da gözümün önünde olurken gözümü kapamadım. Bu anlamda, benim halkımın yaşadığı zorluklardan daha fazla zorluk yaşamıyorum; hatta her geçen gün daha rahat sinema yapabiliyorum. Kendimi hiçbir zaman sinemacı olarak görmedim. Bu, benim kendimi ifade etmek için kullandığım bir dil sadece. Ben her şeyden önce bu ülkede yaşayan bir bireyim. Bu sebeple zorluklar beni yıldırmıyor, onlar hep vardı ve belli ki daha uzun süre var olmaya devam edecek. Sanatçı değilim, sanat yapıyorum. Bu çok farklı iki şey.

- Film için kafanızda gerçek yaşama dair ne tür bir kurgusal tasarım oluşmuştu?
- Aslında yaptığım tek bir şey var. Burnumun ucunda olanları görmeye çalışıyorum. Kendimi, yaşadıklarımı sinema perdesinde göremediğim için sinema yapıyorum. Herkesin, kendini ifade etme özgürlüğü olmalı. Ben de bunları görüyorum yaşadığım hayatta. Bunlar, benim kendi gerçeklerim. Kimseye, 'Bak, bu tek gerçek,' demiyorum. 'Bu da benimki,' diyorum. Böylece, neyin doğru ya da yalan olduğu konusunda diğerlerinin bir tercih şansı olabilir; aslında her şeyi, eğer bu sinemayı yapmasam, kendimi çok iki yüzlü hissedeceğim için yapıyorum. Varolmayan bir Türkiye'yi anlatmak, anlamsız geliyor bana. Eğer sanatçı sadece uzakları görüyorsa ve burnunun ucunu göremiyorsa, bu bir göz hastalığıdır. Sadece burnunun ucunu görmesi de hastalıktır. Önemli olan, bunun ortalamasını yapabilmektir.


Varolmayan Türkiye'yi anlatmak anlamsız geliyor

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.


Kullanıcı Adı:

Şifre:




Ortalama Puan: 5
Toplam Oy: 5


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Kültür-Sanat:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2008 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.