Musa Anter
KERKÜK KAN AĞLIYORMUŞ
Musa Anter
Yaşar Kaya
Taraflar mevzide
Yaşar Kaya
İsmail Beşikçi
Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına
İsmail Beşikçi
Hasan Bildirici
Evetçiler
Hasan Bildirici
Aydın Dere
AKP ve PKK
Aydın Dere
      
.:  Anasayfa |  Yazarlar |  Arşiv |  İletişim |  Künye |  Ana Sayfam Yap |  Sitene Ekle  :.
   ANASAYFA
   GÜNCEL
   SİYASET
   KÜRDİSTAN
   DÜNYA
   KADIN
   YAŞAM
   KÜLTÜR-SANAT
   EKONOMİ
   TEKNOLOJİ
   SPOR
   MİZAH
   KURDÎ
   MEDYADAN
   RÖPORTAJ


www.kurdistan-post.org
Üye(ler) Çevrimiçi: 0
Misafir(ler) Çevrimiçi: 82

Lütfen buradan kayıt yaptırınız. Kayıtlı olmanız halinde sitenin tüm bölümlerini kullanabilirsiniz.
 
 
Kürtlerin gözü Avrupa'da
Posted on Salı, 19. Ekim 2004
Topic: Medya

Türk ordusu ile PKK arasındaki savaştan bu yana çok yol kat edildi. Ancak bu adımlar, Avrupa'dan gelen baskılarla atıldı



Kürtlerin gözü Avrupa'da

Kürtlerin gözü Avrupa'da
Türk ordusu ile PKK arasındaki savaştan bu yana çok yol kat edildi. Ancak bu adımlar, Avrupa'dan gelen baskılarla atıldı

 

MARIE JÈGO
Türkiye'nin 12 ila 15 milyon Kürdü Türkiye'nin AB'ye üyeliğini istiyor. Türkiye'nin düşünce suçlularının simgelerinden ve Kürt davasının öncülerinden Leyla Zana da, 1995 yılında cezaevindeyken kazandığı Sakharov insan hakları ödülünü dokuz sene sonra 14 Ekim'de Brüksel'de Avrupa Parlamentosu'nda alırken böyle söyledi. 14 senelik çatışma ve sefaletten sonra (35 bin ölü, yıkılan 3 bin köy ve yerlerinden edilen iki milyon insan) Kürtler nihayet ümit etmeye başlıyor.
"Eskiden Kürtlerin Türkiye'de bir geleceği yoktu. Bugünse artık bir şeyler bekleyebilecek durumdalar" diyor, geçenlerde Paris'te Kürt Enstitüsü'nün düzenlediği bir panelde konuşan Kürt yayıncı Ümit Fırat. Kısa süre önce Kürt bölgelerinde olağanüstü hal kaldırıldı; Kürtçe eğitime izin verildi; pasif militanlıkla davalarını savundular diye on yıl hapse mahkûm edilmiş düşünce suçlusu ve eski milletvekili dört Kürt haziranda serbest bırakıldı. Ankara'nın ordusu ile PKK ayrılıkçıları arasındaki savaştan (1984-1999) bu yana ne çok yol kat edilmiş. Ancak bu adımların, Avrupa'dan gelen baskıların meyveleri olduğunu hatırlatmaya gerek var mı?
Atatürk'ün cumhuriyeti bu baskılar sayesinde baskıcı kalelerini birer birer indirdi: İdam cezası kaldırıldı, DGM'ler kayboluyor, ordu artık eskisi kadar sahnede değil. Panel için Paris'e gelmiş olan, Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu, "Bu bölgede yaşayanlar açısından değişimler
çok büyük. Daha yapacak pek çok şey olsa da, bir nokta bence hepsinden önemli: Oradaki insanlar eskisi gibi hayatından endişe etmiyor" diyor.
Ankara meclisinin oylamış olduğu değişikliklerin hayata geçirilmesinde zorluklar yaşandığı açıkça görülüyor. 2002'de kabul edilmiş Kürtçe eğitim yasası, yürürlüğe girmeden önce pek çok idari engele çarpmış. Dil reformu üzerine bir çalışma hazırlamış Salih Akın'a göre, "İstanbul dışındaki tüm merkezlerde toplam 560 kişi Kürtçe kursuna yazıldı, İstanbul'da kayıtlar devam ediyor".
Rouen Üniversitesi'nden bu genç araştırmacıya göre yasa, kurslara sadece okul haricinde devam edilebilmesine izin verdiği ve 18 yaşından küçüklerin ailesinden izin kâğıdı istediği için, kısıtlayıcı nitelikte. Bu eğitime hak kazanabilmek için ilkokul diploması gerekiyor. Oysa Salih Akın'a göre "Kürtlerin önemli bir kısmı Türkiye'de eğitime erişemiyor, dolayısıyla diplomadan mahrum kalıyor".
Tabular hâlâ devam ediyor. Tek başına 'Kürt' kelimesi bile bir yasak havası doğurmaya yetiyor. Geçenlerde Paris'teki Kürt Enstitüsü'nün Yılmaz Güney filmlerinin gösterimiyle ilgili bir reklam ilanı, içinde 'Kürt' sözcüğü geçiyor diye Hürriyet gazetesinin Avrupa baskısında yayımlanmadı. Türkiye'nin AB hedefinin ateşli savunucularından bu büyük merkez sağ Türk gazetesi, gerçekten de logosunun yanında, Mustafa Kemal'e mal edilmiş 'Türkiye Türklerindir' sloganını yazmaya devam ediyor.
Zirvede değişim isteği elle tutulur bir hal alsa ve gelişmeler kaydedilmeye başlansa da, Türkiye'nin Avrupa kriterlerine uyum sağlamak için gideceği yol uzun.
Kürt bölgelerinde esmeye başlayan özgürlük rüzgârlarına rağmen buralardaki yoksulluk ve ifade özgürlüğündeki kısıtlamalar aynen devam ediyor. Buralarda işkence de devam etmekte. Küçük bir fırsat penceresi açılmış durumdayken (savaş bitti, PKK çöktü, Türkiye'nin Kürtleri Irak'taki kardeşlerinin izinden gitmek yerine Avrupa'ya katılmayı istiyor), Ankara'da iktidardakiler yeni bir sayfa açabilecek mi? Kürtlerle gerçek anlamda siyasi diyalog ne zaman başlayacak?
"Af çıkmadan Kürt sorunu çözülmez", diyor tanınmış Türk başyazar Hasan Cemal. Eski PKK savaşçılarına yönelik bir affın, İmralı Adası'nda müebbet hapse mahkûm eski isyan lideri "Abdullah Öcalan'ınki de dahil olmak üzere, Türk hükümetinin gündemine alınması gerektiğini" söylüyor. "PKK'nın üç bin militanı şu an hapiste. İçlerinden bin kadarı çok hasta ve cumhurbaşkanlığının kararıyla çıkabilmeleri lazım", diyor.
Şundan emin: "Milliyetçilikten uzaklaşmak ancak demokrasi ve Avrupa Birliği'nin uluslarüstü makamları çerçevesinde mümkün olabilecek."
Gelgelelim şu anda "Kürt oyları hesaba katılmıyor. Bu hakkı şiddete başvurmadan elde etmeliyiz", diyor baro başkanı Sezgin. Meclis'te koltuk sahibi olabilmek için ülke genelinde yüzde 10'luk bir temsil barajını şart koşan mevcut seçim sistemi, oyların yüzde 45'ini bir tarafa bırakıyor. Nitekim Türkiye'nin Kürdistan bölgelerinde yüzde 30 ila yüzde 57 gibi etkileyici oranlarda oy almasına rağmen, Kürt yanlısı DEHAP Kasım 2002'deki son genel seçimlerde ülke genelinde oyların yüzde 6.2'sine ancak ulaşabildi ve neticede Meclis'te temsil edilemedi.
Süleyman Demirel, hükümetinde bakanlık yapmış Şerafettin Elçi, daha ilerisini görmek istiyor. "Kürtlere ihtiyaç duydukları siyasi statüyü vermek gerekir. Kürtler devleti bölmek istemiyor.
Eşitlik ve adalet değerlerine uygun çözümler hazırlamak zor olmayacaktır. Kıbrıs'ın yeniden birleşmesi için Annan'ın hazırladığı ve AB'nin de desteklediği plan çerçevesinde Kıbrıslı Türkler için bir formül bulunmuştu. Neden aynı şey Kürtlerle de mümkün olmasın?" diye soruyor. Kendisi, 1970'lerin sonlarında Kürt olduğunu belirtti diye iki yıl hapis yatmıştı.
Neticede bu kadar arzulanan Avrupa, aynı zamanda bölgelerin Avrupası da değil mi? Ankara'yı Kürt sorununa federal bir çözüm getirme olasılığına
tek yaklaştırabilecek olan, ayrılıkçı taleplere alışkın ama başarılı yetki devirlerini de içinde barındıran Yaşlı Kıta'dır. Kesin olan bir şey var: Halklara geniş özgürlüklerin bahşedilmesi, İspanya, Britanya, Belçika veya İtalya'da da olduğu gibi, parçalanmaya yol açmasa da belli derecede özerklik ister. Kemalist dogmanın, özellikle de ulusal birlik dogmasının tozunu almanın artık vakti gelmedi mi? (Başyazı, 15 Ekim 2004)


Kürtlerin gözü Avrupa'da

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.





Ortalama Puan: 3
Toplam Oy: 1


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:
Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

En çok okunan haber: Medya:


Haber Arşivi
Kurdistan-Post Haber Portalı © 2004-2009 Tüm hakları saklıdır.
Sitemizde kullanılan haber ve resimler kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.